Muhabbet Bahçesi

Yazdır

Veciz Söz

            Bir adam Ramazan sohbetlerinde diliyle hep cömertlikten söz ediyor; ama eliyle hiç de cömertlik yapmıyordu. İşte bu adam bir gün İbrahim Edhem'e rica etti:

 -    Herkese nasihat ediyorsun, bana da nasihat et.

 İbrahim tek cümlelik nasihatini şöyle yaptı:

 -    Sen açığı kapa, kapalıyı da aç sana yeter!. Adam bir şey anlamamıştı. Mecburen sordu:        

 -    Açık nedir ki onu kapayayım, kapalı nedir ki onu da açayım? İbrahim de kısaca anlattı:        

  -    Açık olan hep cömertlikten söz eden ağzındır. Onu kapa. Kapalı olan da yoksula hiç açmadığın kesendir. Onu aç. Bu sana yeter!

            Düşünmeye başlayan hakperest adam, tebessüm ederek söylendi: -Vallahi bir doğru ancak bu kadar veciz söylenebilir!. Bu söz gerçeğin ta kendisidir! Bu güzel ikazdan sonra ben de ağzımı kapıyor, artık kesemi yoksula açıyorum.


Çömlek Hesabı…

            Nasreddin Hoca Ramazan günlerini hesaplamak için bir çömleğin içine her gün bir taş atar, Hoca. Bir avuç taş doldurur çömleğin içine Hoca'nın yaramaz oğlu, muziplik olsun diye.

            Bir zaman sonra arkadaşları: "Bugün Ramazan'ın kaçı acaba? diye sorarlar Hoca'ya. Hoca'da: "Şimdi eve gider öğrenirim. Biraz sabredin." der ve evinin yolunu tutar.
            Çömleği boşaltır; bir sayar, iki sayar... Taşların yüz yirmi beş tane olduğunu görür. Şaşkın bir halde döner arkadaşlarının yanına Hoca. "Arkadaşlar, bugün, Ramazan'ın kırk beşi" der.
            Hoca'nın bu cevabına gülüşürler arkadaşları. Aralarından biri:
            "Aman Hocam, bir ay otuz gündür. Hiç Ramazan'ın kırk beşi olur mu?" diye itiraz eder.
            Hoca, biraz şaşkınlık biraz da kızgın bir ifadeyle: "Ben yine insaflı davrandım. Benim çömlek hesabına bakacak olursak; bugün Ramazan'ın yüz yirmi beşi!"der.

Oruç Tutayım Diye Bozdum…

            Aylardan Temmuz. Günler oldukça sıcak ve uzun. Aylardan Ramazan.
            Sabah erkenden başlayıp, gün boyu tırpanla ot biçmiş Tonyalı.
            Hararetten, dili bir karış dışarıda varmış evine.
            Kafaya takmış, orucu bozacak ama, arkadaşı bırakmıyor:
        –    Orucunu bozma, aha şunun şurasında akşama ne kaldı ki?
            Bir punduna getirip bozmuş orucunu Tonyalı. Arkadaşı:
        –    Ne yaptın? Nasıl bozdun orucu? Deyince cevap vermiş Tonyalı:
        –    Baktum ki, orucu bozmazsam susuzluktan öleceğum. Ölürsem bir daha Allah için oruç tutamayacağum. Dedum, ey Rabbum, yaşayup senin için oruç tutayim diye orucumu kestum.

***
            Ebû Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor:
            Bir adam Peygamber aleyhisselâmın huzuruna gelerek şöyle dedi
    —    Helak oldum, Ey Allah’ın Resulü!
            Peygamber aleyhisselâm:
    —    Seni ne helak etti? diye sordular. Adam:
    —    Ramazanda hanımıma yaklaştım, dedi.
            Peygamber aleyhisselâm:
    —    Azad edilecek kölen var mı? diye sordular. Adam, hayır cevabını verince:
    —    Aralıksız iki ay oruç tutabilir misin? dedi.
            Adam, hayır cevabını verdi, oturdu. Bu esnada Allah’ın Resulüne bir zenbil kuru hurma getirmişlerdi. Resulûllah:
    —    Al şu hurmaları sadaka olarak dağıt, buyurdular. Adam:
    —    Bizden daha fakir olanlara mı, ey Allah’ın Resulü? Allah’a yemin ederim ki şu iki siyahtaşın arasında (Medine’de) buna, bizden daha fazla muhtaç kimse yoktur, deyince Peygamber aleyhisselâm ön dişleri gözükecek nisbette güldü ve sonra şöyle buyurdu:
Bunu alıp git, çoluk çocuğunu doyur.

Peygamberimizden Hadisler…

            -    Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kim Allah Teala yolunda bir gun oruc tutsa, Allah onunla ates arasına, genisligi sema ile arz arasini tutan bir hendek kilar.'' Tirmizi, Cihad 3, (1624).

            -    Ebu Umame (radiyallahu anh) anlatiyor: "Ey Allah'ın Resulu dedim, bana oyle bir amel emret ki (yaptigim takdirde) Allah beni mukafaatlandirsin.'' "Sana dedi, orucu tavsiye ederim, zira onun bir esi yoktur.” Nesai, Siyam 43, (4, 165).

            -    Sehl Ibnu Sa'd (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Cennette Reyyan denilen bir kapi vardir. Oradan sadece oruclular girer. Oruclular girdiler mi artik kapanir, kimse oradan giremez." Buhari, Savm 4, Bed'u'l- Halk 9; Muslim, Siyam 166, (1152); Nesai, Siyam 43, (4, 168); Tirmizi, Savm 55, (765).
            -    Hz. Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kim bir orucluya iftar ettirirse, kendisine onun sevabi kadar sevap yazilir. Ustelik bu sebeple oruclunun seyabindan hicbir eksilme olmaz.'' Tirmizi, Savm 82, (807); Ibnu Mace, Siyam 45, (1746).

            -    Yine Hz. Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "ResuluIIah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Ramazan ayi girdigi zaman cennetin kapilari acilir, cehennemin kapilari kapanir ve seytanlar da zincire vurulur." Buhari, Savm 5, Bed'u'I-Halk 11, Muslim, Siyam 2, (1079); Nesai, Siyam 5, (4, 129).

            -    Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Ramazandan sonra hangi oruc efdaldir?'' diye sorulmustu, su cevabi verdi:
            "Ramazani ta'zim icin Sa'ban!" Tekrar soruldu:
            "Hangi sadaka efdaldir?''
            "Ramazanda verilen!'' cevabini verdi.'' Tirmizi, Zekat 28, (663).

***
            Vaktiyle adamın birisi her şeyin en güzelini bir yana ayırır, - Hanım bunu ramazana sakla, dermiş. Gel zaman git zaman ramazan ayı gelmiş, güzel güzel yemekler pişmeye, iftar sofraları dolup taşmaya başlamış. Günlerden bir gün kapıya bir dilenci gelmiş ve Allah için bir yardım istemiş. Kadın:
        -    Adın ne senin? demiş.
        -    Ramazan
        -    Ramazan mı? Dur öyle ise...
            Evde ne kadar ayrılmış güzel yiyecek içecekler varsa kaplara doldurmuş.
        -    Al git bunları, bizim bey sana saklıyordu, demiş.
            Akşama bey eve gelince olanı biteni anlatmış. Tabii bir güzel zılgıt yemiş. Sonunda ne yapalım demişler. Bir yılda topladığımızı bir günde bitirdik. Bu akılsızlığımızı biz de her gece bir komşuya anlatır, onlara misafir oluruz.