Muhannet Bahçesi

e-Posta Yazdır PDF

KEKLİĞİN KADERİ
Bir gün padişah çarşı ve pazarı geziyormuş.
Kuşların ve avcıların olduğu bölüme
doğru gelmiş. Bu bölümde her çeşit kuş
satılmakta. Şahinler, papağanlar, güvercinler…
onun dikkatini keklikler çekmiş.
Kekliklerin her birinin boynunda fiyatları
asılı. 1 altın üç altın 5 altın 2 altın.
Ancak bir tanesinin fiyatı 100 altın.
Kuşcuya yaklaşmış ve sormuş.
- Bunun fiyatı neden bu kadar pahalı.
Diğerlerinden ne farklı var? Kuşcu
- Padişaım bu kekliğin diğerlerinden
farkı şu. Bu kuşun sesi okadar güzeldir
ki. Ötmeye başlayınca etrafdaki bütün
keklikler bunun yanına konar. Böylece biz
bütün keklikleri kolayca yakalarız.
Padişah
- Alıyorum ben bu kuşu .
100 altını vermiş kuşcuya.
Padişah kuşu eline almış. Kafasını
kopartarak kuşu orada öldürmüş. Kuşcu
şaşkın bir şekilde padişaha bakmış ve
- Ne oldu sultanım 100 altın verdiğinizi
kuşu niçin öldürdünüz?
Padişah tarihe geçecek sözünü söylemiş.
- Kendi soyuna ihanet edenin başına
eninde sonunda gelecek olan budur.

PADİŞAHIN ATI
Padişahın çok sevdiği beyaz bir atı
varmış. Bir gün saraydakileri toplamış ve
onlara demiş ki
- Kim bir gün bana beyaz atımın öldüğünün
haber verirse onun kafasını
uçururum.
Gel zaman git zaman padişahın bu
çok sevdiği beyaz atı ölmüş. Sarayda
herkesi almış bir telaş. Padişaha bu haberi
kim verecek. Hiç kimse buna cesaret
edemiyor. Sonunda bu kötü haberi padişaha
Seyis başının söylemesine karar
verilmiş. Seyis başı padişahaın yanına
gitmiş ve ona,
- Padişahım sizin beyaz bir atınız
vardı ya!
- Evet vardı.
- Atınız, ayaklarını yukarı dikmiş, karnını
şişirmiş, gözlerini yummuş, nefesini
tutmuş ve hiç nefes almıyor.
- Desene bizim at ölmüş.
- Padişahım onu ben demedim siz
dediniz.
- Seyisbaşı canını kurtarmış.

DOĞDULAR, YAŞADILAR, ÖLDÜLER

Eski zamanlarda yaşayan bir padişah bir
gün ülkesinde yaşayan bütün tarihçileri sarayına
toplar. Onlardan ne istediğini şöyle açıklar.
- Bana bir tarih kitabı hazırlayacaksınız. Bu
kitap bundan önceki yaşamış olan insanların
başından geçen tüm olayları içine alan bir kitap
olacak. Ancak bir şartım var. Hazırlayacağınız
kitabı okumaya benim ömrümün yetmesi gerekir.
Bunun için size 10 yıl süre veriyorum.
Demiş.
Aradan 10 yıl geçmiş. Tarihçiler sarayda
toplanmışlar. İçlerinden bir sözcü padişahın huzuruna
yaklaşmış.
- Padişahım istediğinizi hazıladık.
- Hani nerede
- Buyrun sarayın camından şöyle bir bakın.
Padişah camdan bakınca sonu gözükmeyen
bir deve sürüsünü görmüş. Develerin
sağında solunda ciltler dolusu kitap. Sözcü,
- padişahım istediğinizi ancak bu şekilde
hazırlayabildik. Padişah,
- bu kadar kitabı okumaya benim ömrüm
yetmez. Gidin size 5 yıl daha veriyorum, bu hazırladıklarınızı
kısaltın özetleyin.
Aradan 5 yıl geçmiş. Tekrar saraya gelmiş
tarihçiler. Padişahın huzuruna çıkan tarihci.
- İstediğinizi hazırladık padişahım. Buyrun
camdan bakınız
Padişah camdan bakınca bu sefer 30
tane deve görmüş. Sağı solu kitap dolu.
Padişah, olmaz, olamaz demiş. Bu kadar
dev dolusu kitabı okumaya benim ömrüm nasıl
yetsin. Zaten ömrümün 15 yılı gitti. Size son bir
şans . 1 yıl veriyorum. İstediğimi hazırlayamazsanız.
Hepinizin kafasını gövdesinden ayırırım
demiş.
Bir yıl sonra bütün tarihciler sarayda toplanmış.
Padişah gelmiş. Herkes merak içinde.
Sözcü yaklaşmış padişaha. İstediğinizi hazırladık.
Buyrun cama. Padişah yaklaşmış. Bir de
ne görsün! 3 tane deve, sağı solu kitap. Çılgına
dönmüş padişah. Cellat başını çağırtmış.
- Hepsinin kafasın uçurun.
Tarihçiler idam sehpasına doğru giderken,
- Durun!!! Diye bir ses duyulmuş. Tarihçilerin
içerisinden bir tarihçi öne çıkmış ve padişaha
yaklaşmış.
- Padişahım ben sizden sadece bir gün istiyorum.
İstediğinizi yarın hazırlayıp gelecem.
Herkes şaşkın, padişah şaşkın. Padişah
adama bakmış ve
- Peki 16 yıl bekledim bir gün daha beklerim.
Ama yarın istediğimi hazırlayamazsan kurtuluşunuz
yok ona göre.
Ertesi gün olmuş. Sarayın kapıları teker
teker açılmış. Herkes merak içinde tarihçiyi
bekliyormuş. Derken tarihçi gelmiş.
Padişaha yaklaşmış üç adım kala eğilerek
selamını vermiş. Padişahım istediğiniz
hazır demiş.
- Hani nerde?
Tarihçi ayağa kalkmış. Padişaha doğru
yürümüş, padişahın kulağına eğilmiş! Ve üç kelime
söylemiş. Padişah
- Tamam istediğim oldu. Sana 10 kese altın
veriyorum arkadaşlarını da bağışlıyorum.
Bu üç kelime DOĞDULAR, YAŞADILAR,
ÖLDÜLER…