Yeniden Dirilişin Önemli Delillerinden Biri Olarak İnsanın Yaratılış Evreleri

e-Posta Yazdır PDF
    Kur'ân-ı Kerim'de, öldükten sonra tekrar dirilişi akıllara yakınlaştırmak, inkârcıları ilzam etmek için sık sık insanın yaratılış evrelerine, neden yaratıldığına bakması istenir. Çünkü insanın yaratılışı Allah'ın sonsuz kudretini açık bir şekilde akıllara gösteren ve devamlı olarak tekrarlanan eşsiz bir mucizedir. Böyle bir mucizeye şahid olan, hakkıyla düşünüp teemmül eden insanın öldükten sonra diriliş hakkında hiç bir şüphesi kalmaz. Ancak insanlar böyle mucizelere sathî nazarlarla, ülfet (alışkanlık) perdesi ardından baktıkları için gerektiği şekilde ders ve ibret alamıyorlar...
    Kur'an'da insanın yaratılış evreleri zikredilirken çok kere toprak ilk merhale olarak karşımıza çıkar. Burada akla şöyle bir soru geliyor: "İnsan nutfeden yaratıldığı halde acaba bazı âyetlerde neden toprak ilk merhale olarak zikrediliyor?" Bu soruya iki şekilde cevâp vermek mümkündür: Birincisi, İnsanlığın atası ve ilk insan olan Adem (a.s) topraktan yaratıldığı için, onun nesli için de topraktan yaratılma ifâdesi kullanılabilir. İkincisi, İnsanın meydana gelmesinde rol oynayan anne ve baba hayvanî ve nebatî gıdalarla beslenirler, hayvanî gıdaların da kaynağı nebatîdir. Nebatât ise, su ile toprağın imtizacından meydana gelir. Dolayısıyla Allah bizleri menşe itibariyle topraktan yaratmış oluyor. Nutfeden yaratılmamız bu gerçeğe aykırı değildir . Burada şunu da ilâve etmek gerekir ki, ilk insanın ve daha sonra gelen insanların yaratılışı neticede toprağa dayandığı gibi, insanın bütün gıdaları topraktan geldiği için büyüyüp gelişmesi de toprak sayesinde olmaktadır. Yani insanın maddî yapısı, toprağın istihale ve şekil değiştirmesiyle meydana gelmektedir. Toprağın üzerindeki her canlı için de aynı şey söz konusu değil midir!?
    Bir âyette, öldükten sonra dirilişi inkâr eden bahçe sahibine arkadaşı şu cevabı veriyor: "Seni topraktan, sonra nutfeden yaratıp düzgün bir şekilde adam sûretine sokan rabbini inkâr mı ediyorsun!?" (Kehf, 37). Bu âyette sanki şöyle deniyor: "Bu toprak ve su ile bitkiler ve hayvanlar gıdalandı. Ebeveynin de onları yediler ve sen doğdun. Sen de onlardan yedin. O gıdalardan kan oluştu, zamanla düzgün bir insan oldun. Dolayısıyla seni bu şekilde bir kere yaratan bir kere daha yaratabilir" .
    Bir başka âyette de, insanı topraktan yaratan Zât'ın onu tekrar toprak haline getirdikten sonra, bir insan olarak yeniden yaratmaya kadir olduğu şu vecîz ifâdelerle ispat edilmiştir: "Sizi topraktan yarattık, oraya iâde edeceğiz ve bir kere daha oradan çıkaracağız" (Tâ-hâ, 55). İnsanın ilk yaratılışı toprak olduğuna göre insan ölüp toprağa karıştıktan sonra neden tekrar yaratılamasın!?  Hamura şekil vererek bir şey yaptıktan sonra, onu bozup tekrar yapmak mümkün değil midir!? Bilâkis daha kolaydır.
    "O'dur ki, sizi çamurdan yarattı, sonra bir ecel takdîr etti. Bir de, O'nun katında belirlenmiş bir ecel vardır. Sonra siz hâla şüphe ediyorsunuz" (En'âm, 2).  Hayatla hiç alakası olmayan maddeye hayat izâfe etmeye kâdir olan, hayatla belli bir müddet haşir neşir olmuş maddeye hayat vermeye evleviyetle kâdirdir .
    Kur’ân’da bazen de insanın bir başka merhalesi olan nutfeden yaratılmaya dikkât çekilir:   "İnsan neden yaratıldığına bir baksın! O sırt ve göğüs kafesi arasından çıkan, atılan bir sudan yaratıldı. O, insanı tekrar diriltmeye de kâdirdir" (Târık, 5-8). Bu âyetteki rec' (dönüş) hakkında değişik görüşler ortaya atılmışsa da, müfessirlerin büyük çoğunluğu tarafından kabul edilen görüş, insanın tekrar diriltilmesi olduğudur .
    İnsanın nutfeden meydana gelişi, Allah'ın varlığını gösteren en açık delîllerden olduğu gibi, ba's, haşr ve neşrin varlığına da kat'î olarak  delâlet eder. Çünkü, insanın meydana gelişi, valideynin bedenlerinde dağınık halde bulunan, hatta dünyanın her tarafına yayılmış durumda olan zerrelerin toplanmasıyla olmuştur. Bu dağınık zerreleri toplayarak nutfe haline getiren, sonra o nutfeden düzgün bir insan yaratmaya kadir olan Allah, insanın ölümüyle zerrelerinin dağılmasından sonra da, bu zerreleri tekrar toplayıp yeniden, daha önceki gibi düzgün bir insan yaratmaya da kadirdir .
     "Sizi dayanıksız bir sudan yaratmadık mı?! Sonra onu belli bir müddet için sağlam bir yere yerleştirdik. Böylece takdir ettik. Biz ne güzel takdîr edicileriz!" (Mürselât, 20-23) âyetinde de zayıf hakir bir sudan insan gibi muhteşem bir varlığı en güzel sûrette yaratan Zât'a hiç bir şeyin ağır gelmeyeceği ifâde olunmuştur.
    "Artık bundan sonra mücâzat günü konusunda seni kim yalanlayabilir?!" (Tîn, 7). "İnsanın nutfeden yaratılması ve akıllara durgunluk verecek, lisanın vasfından âciz kalacağı derecede mükemmel bir sûret alması ve halden hale sokularak bu şekli alması Allah'ın diriltme ve mücazâta kudretinin yettiğine dâir en açık delîllerdendir. Artık bu kat'î delîlden sonra insanı hakikati yalanlamaya sevkeden nedir!?"
 “... Sizi de annelerinizin karınlarında, üç karanlık içinde, bir yaratışın ardından diğerine çevirerek yaratıyor. Rabbiniz olan Allah işte budur…” (Zümer, 6) âyetinde kat kat karanlıklar içinde şaşırmadan iş gören sonsuz kudrete dikkat çekilirken, diğer taraftan insanın yaratılış evrelerinden olan alaka, mudğa gibi safhaların her birisi ayrı bir yaratılış olarak ele alınıp öldükten sonra dirilişe delil sadedinde zikredilmiştir.
Şu âyetler de bu konuda güzel birer örnektir:
    Ey insanlar eğer öldükten sonra tekrar dirilme hakkında bir şüphe içinde iseniz, düşününüz, biz sizi topraktan sonra nutfeden, sonra alakadan (rahim cidarına yapışan nesne), sonra muhallak ve muhallak olmayan (belirli ve belirsiz) bir mudğa (bir çiğnemlik et parçası) dan yarattık ki, size beyân edelim. Ve dilediğimizi belirlenmiş bir süreye kadar rahimlerde tutarız, sonra sizi bir bebek olarak dışarı çıkarırız. Sonra da yetişkinlik çağına... Sizden kimisi vefât eder, kimisi de bir şeyler bilir vaziyetten sonra hiç bir şey bilmez bir hale gelmesi için erzel-i ömre çevrilir… " (Hac, 5).
"Andolsun biz insanı süzülmüş bir çamurdan yarattık. Sonra onu sağlam bir yerde nutfe haline getirdik. Sonra nutfeyi alaka yaptık, peşinden alakayı mudğaya çevirdik, mudğayı da kemik yaptık, kemiklere de et giydirdik. Sonra onu yeni bir yaratılışla inşâ ettik. Ahsenu'l-Hâlikîn olan Allah çok yücedir! Sonra siz, hiç şüphesiz öleceksiniz. Sonra yine siz, hiç şüphesiz kıyamet gününde tekrar diriltileceksiniz." (Mü'minûn, 12-16).