Ölüm Anında ve Kabir Aleminde Müşahede Edilen Gerçeklerin Ahiretin Varlığına Delaleti

e-Posta Yazdır PDF



Güvenilir pek çok kaynaktan gelen çok sayıdaki haberlere göre, Ömer b.
Abdulaziz, Ahmed b. Hanbel gibi pek çok sâlih zâtlar vefatları anında
melekleri gördüklerini, şeytanla mücadele ettiklerini,cenneti gördüklerini
söylemişlerdir. Bu esnâda bazılarının yüzü ışıl ışıl parlamış, bulundukları
mekânı misli hissedilmemiş kokular kaplamıştır.1 Yine pek çok büyük ve
sâlih zatlar vefatlarından sonra rüyada görülmüş, kendilerine nasıl muâmele
edildiği sorulunca, Allah'ın, kendilerini çeşitli iyi amelleri karşılığında
bağışladığını ve cennetine koyduğunu söylemişlerdir2. Bu nevi haberler o
kadar çoktur ki, İbn Kayyım bu haberlerin çokluğuna işâret ederek: "Bunları
zikretsek çok sayıda kitap doldurur"3 demiştir.



Burada bunlardan birini zikredeceğiz: İbnu'l-Cevzî'nin nakline göre, Muhammed
b. Nafi' arkadaşı olan şâir Ebû Nevvâs'ı vefâtından sonra rüyasında görmüş ve
O'na Allah sana nasıl muâmele etti? deyince O da, yastığımın altındaki
beyitlerim karşılığında beni bağışladı demiş,Muhammed b. Nafi' de onun evine
varıp, yastığının altına  baktıklarında şu şiiri bulmuşlardır:
Ya Rab! günahlarım çok büyük sayıda olsa da,Senin affının daha büyük olduğunu
biliyorum.Senden ancak iyi amel sahipleri ümitli ise,Günahkâr kulların kime duâ
edip, kimden ümit beklesin. Sana, emrettiğin gibi, tazarru içinde duâ ediyorum.
Eğer elimi boş çevirirsen, artık bana kim merhamet eder. Sana olan vesilem ancak
ümidim,Ve güzel affın, sonra, bir de müslüman olmamdır
(İbnu'l-Cevzî, es-Sebât, s.167).




Kıyamet kopmadığı halde bu nevi hadiselerin yaşanmış gibi anlatılması
tabii bir  şeydir. Çünkü,ölüm ötesi ve âhiret âlemleri için, zaman mevzu bahis
değildir.  Zaman ancak yaşadığımız bu hayat ve kâinatla alakalıdır. Başka
âlemlerin  durumu pek çok bakımdan olduğu gibi, zaman açısından da farklıdır.
Hatta bazı  hadîslerden anlaşıldığına göre, zamanın geri dönmesi insanın yaşadığı
şeylerin zamanıyla beraber gözleri önüne serilmesi de mümkündür.Yine
kabirlerinde  medfûn durumda bulunan pek çok kimseyle alakalı olarak çeşitli
haberler nakledilmiş,  bazı zâtlar kabre konulan bazı kimselerin hesaba
çekilmelerini,  münker ve nekîr'in sorularını ve ölen kimsenin cevabını işitmişler,
bazıları kabirde  yatanın Kur'ân okuma, namaz kılma gibi dünyadaki iyi halleriyle
uğraştığını görmüş, bazıları kabirde yatandan kabir  alemiyle, öldükten sonraki
hayatla alakalı bilgiler  öğrenmiş,pek çok sâlih zât da,  bazı iyi kimselerin,
kabirlerinde nimet  içinde olduğuna,kabirlerinden güzel kokular  yayıldığına; bazı
kötü kimselerin ise, azab  içinde, ateşler içinde olduklarına muttali  olmuşlardır."4"




Burada şu hususu da hatırlatalım ki, Kabir hayatı, Mutezile reddetse de, Ehl-i
Sünnetce kabul edilen bir gerçektir. Kabir hayatına, işâret eden pek çok âyet
vardır. İbn Kayyım, er-Rûh adlı eserinde bu âyetleri sıralamış ve kabir hayatına
delâletlerini açıklamıştır.  Kabir âlemini haber veren hadîs-i şerîfler ise pek
çoktur. Kabir azabı ve nimeti, berzah âlemine âit olup, o âleme münasiptirler.
Dolayısıyla herkes tarafından görülmemeleri olmamalarına delâlet etmez. Rüyâ bu
hayatın bir numunesi gibidir:
Yan yana yatan iki kişiden biri rüyada azap, diğeri nimet görse, dışardan onları
gözetleyen bir kimse,hiç bir şeyin farkına varmaz. Halbuki, biri azab diğeri nimet
işindedir. Berzah hayatı daha da acaiptir. Kabir sıkması, kabir azabı ve nimetleri bu
dünyadakilere benzemez... Kabir âlemini bazı zâtların görüp çoğu kimsenin görmemesi de,
tabiî bir şeydir.



Nitekim, Peygamberimiz Cibrîl'i görürken sahabeler görmüyorlardı... Yine şehidlerle
alakalı  pek çok  vak'aya göre, şehidler şehâdetlerinden önce cennetin kokusunu
aldıklarını  söylemişler, bedenleri çürümemiş, etrafa güzel kokular yayılmış, daha
sonraları çeşitli  savaşlarda  görülmüşlerdir."5"
Nitekim, "Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz.  Bilakis onlar
diridirler.  Rableri katında rızıklanırlar" âyeti de,"rableri katında" ifâdesiyle
şühedâ hayatının, hakikatini bilmediğimiz gaybî bir hayat olduğuna delâlet ediyor.
Bütün bunlar  ölüm ötesi hayatın cennet ve cehennemin varlığına delâlet etmektedir.
Bu haberlere dâir bazı  rivâyetler zayıf olsa da, bütününe birden bakılınca şüpheye
yer bırakmayacak bir kat'iyetle  âhiret hayatının varlığına şehâdet etmektedir.
.....................................................................................
?*. Atatürk Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, Tefsir Anabilim Dalı Öğretim Üyesi.
Not: Bu makale, Kur’an’da Ahiret İnancının Temelleri adlı eserimizden istifadeyle bazı
ilave ve düzenlemeler yapılarak hazırlanmıştır., 1. Bkz. İbnu'l-Cevzî, es-Sebât, s142,
150, 154, 160; İbn Kayyım, er-Rûh, s.156. Bkz. Abdullah et-Telâdî. el-Mubeşşerûne
bi'l-Cenne, Daru İbn Hazm, Beyrut, 1990, s.76., 2. Bkz. İbnu'l-Cevzî, Saydu'l-Hâtır,
s.175; es-Sebât, s.101,167. , 3. İbn Kayyım, er-Rûh, s.168. , 4. Bkz. Abdurrahman
İbn Receb el-Bağdadî, Ehvâlu'l-Kubûr, Beyrut, 1985, s.15; İbn Receb, s.36; Muhammed
Huseyn Mahlûf, el-Metâlibu'l-Kudsiyye fî Ahkâmi'r-Rûh, Mektebetu Mustafa
el-Babî el-Halebî, Mısır, 1963, 2.bsk. s.134; İbn Kayyım, er-Rûh, s.159-168; İbn
Receb, s.17,36, Şa'ranî, el-Yevâkıt ve'l-Cevâhir, II,126; Telâdî, s. 81-84., 5.Bkz.
Razî,IX,76; İbn Receb, s.70; Şaranî, s.121-122; İbn Receb, s.72. Ahmed Arif, Dünya
müslümanlarından Sesler, Tûba yay., İst. 1983, s. 95-96.