Bütün Peygamberlerin ve İlahi Kitapların Bildirdiği Gerçek, Ahiret

e-Posta Yazdır PDF


Hz. Adem'den son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v)'e kadar bütün peygamberler, dünyanın muhtelif bölgelerinde, farklı zamanlarda, birbirlerinden habersiz olarak, fakat adeta ittifak etmiş gibi hepsi de insanları, Allah'a imân'dan sonra, âhiret'e cennet ve cehenneme imân etmeye davet etmişlerdir. Dinler Tarihi bu gerçeğin şâhidi olduğu gibi Kur'ân-ı Kerim de, bütün peygamberlerin bu daveti yaptığını çeşitli âyetlerle ifâde etmiştir. "Her ümmete mutlaka bir nezîr (cehennem azabıyla uyaran) gönderilmiştir" âyeti bütün milletlere peygamber gönderildiğini ifâde ederken, nezîr (cehennem azabıyla uyaran) tabiri de her peygamberin âhireti haber verdiğine, Allah'ın emirlerini yerine getirrmedikleri takdirde başka bir âlemde cezâ göreceklerini haber verdiklerine delâlet etmektedir. Bilindiği gibi, peygamberlerin en önemli vasıfları doğruluktur. Onlar yalandan şiddetle kaçınmış ve başkalarını kaçındırmış emîn kimselerdir. Dolayısıyla bütün söyledikleri hak olan, beşeriyetin en dürüst, en ahlaklı, en güvenilir insanları olan peygamberlerin, "âhiret vardır, cennet ve cehennem haktır" şeklindeki sözlerine inanmamak, şüphe etmek mümkün değildir. 

Peygamberlerin sonuncusu olan Peygamber Efendimiz (s.a.v)' in istikbâla dâir verdiği haberler bir bir gerçekleşmiş, hatta o devirdeki kâfirler dahi onun haber verdiği şeyin mutlaka vuku bulacağına inandıkları için, aleyhlerine haber verdiği hususlarda tedbîri elden bırakmamışlardır. O halde, onun âhirete dâir verdiği haberler de mutlaka vuku bulacaktır. Nitekim, Adiyy b. Hatim şöyle demiştir: "Allah rasûlu (s.a.v) dünyaya ait bazı hâdiseleri daha vuku bulmadan önce haber vermişti. Bir de ayrıca âhirete ait haberler verdi. Dünyaya ait verdiği haberler aynen çıktı. Bununla anlıyorum ki, âhirete ait verdiği haberler de aynen çıkacaktır" 1.

Peygamberlerin haber verdiklereri şeylere önem verilmesinin gereğini daha iyi anlamak için şöyle bir misâl verebiliriz: Erzurumdan İstanbula doğru seyahat eden bir kimseye, Erzincan yakınlarında birisi rastlayıp otomobilini durdursa ve dese ki, yolda eşkiyâ var gitmeyin geri dönün! Aklı olan, o adamı tanımasa da, hatta sözüne güvenilir bir kimse olarak görmese de, ihtiyaten tehlikeden kaçarak geri döner veya başka bir yol dener. Öyle ise, binlerce peygamberin kat'î olarak, mucizelerine dayanarak haber verdikleri âhiret âlemine dâir ikazlarını dikkate almayıp inanmamak doğru bir davranış sayılabilir mi?! Acaba bu haberleri kulak ardı edenlere akıllı insan denilir mi?! Üstelik Peygamber Efendimiz (s.a.v) cennet ve cehennemi gözleriyle görmüş ve gördüklerini anlatmıştır2. Şu halde artık hiç bir şüpheye mahal kalır mı? Bütün peygamberlerin haber verdiği bu hakikatleri, onların peşinden gelen temiz rûhlu, münevver kalbli, nuranî akıl sahibi zâtlar, sahalarında ihtisas sahibi olan evliyâ, asfiyâ... da, ittifakla haber vermişler, aynı davâya imza atmışlardır3. Bütün ilahî kitaplar da, Allah'ın varlığı ve birliği meselesinden sonra en çok âhiret'in varlığı, cennet ve cehennem hayatı üzerinde durmuşlardır. 

Bütün Peygamberler âhireti, öldükten sonra kıyamet gününde tekrar dirilişin varlığını haber verdikleri gibi hiç şüphesiz, onların ellerinde bulunan ilahi fermanlar yani Allah tarafından indirilmiş kitaplarda da âhiret hayatının varlığı bildirilmiştir. Bu ilahî kitapların sonuncusu olan Kur'ân-ı Kerîm'in pek çok vecîhlerle mu'cize olduğu, Allah kelamı olduğu ispat olunduğuna göre, O'nun, "Tozdurup savuranlara, yük yüklenenlere, kolayca süzülenlere, işi taksîm edenlere yemin olsun ki, size va'dedilen kesinlikle doğrudur ve mücâzât mutlaka vuku  bulacaktır" (Zariyât, 1-6), "Tur'a, yayılmış ince deri üzerine satır satır yazılmış Kitab'a Beyt-i Ma'mûr'a, yükseltilmiş tavana, dolu denize andolsun ki, rabbinizin azabı mutlaka vuku bulacaktır" (Tûr, 1-7) gibi yeminlerle tekid ederek kat'î olarak haber verdiği âhiret, kıyamet, cennet ve cehennem hiç şüphesiz haktır ve vuku bulacaktır. Bu söze inanmayan artık başka neye inanacaktır!? "Bundan sonra hangi söze inanacaklar?" (Murselât, 50). 

................................................................................................ 

?*. Atatürk Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, Tefsir Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. Not: Bu makale, Kur’an’da Ahiret İnancının Temelleri adlı eserimizden istifadeyle bazı ilave ve düzenlemeler yapılarak hazırlanmıştır. 

1. Buharî, Menakıb, 25; Ahmed b. Hanbel, IV, 257, 378 (biraz lafız farkıyla). 

2. Bkz. Buharî, Enbiyâ, 5, IV, 106-108; Suyutî, Tehzîbu'l-Hasâis, s. 271-272. 

3. Bkz. Nursî, el-Mesneviyyu'l-Arabî, s. 99.