Dirilişin İki Büyük Delili: Göklerin ve Yerin Yaratılması, Uyku ve Uyanış

e-Posta Yazdır PDF

            I. Göklerin ve Yerin Yaratılması

            Yeniden dirilişin Allah için ne derece kolay olduğunu göstermede delîl olarak sunulan âyetlerden bir kısmında, gökleri ve yeri yaratanın ölüleri tekrar diriltmekten âciz kalmayacağını ifâde etmektedir. Şu âyette olduğu gibi : "Gökleri ve yeri yaratan, bunları yaratmakla yorulmayan Allah'ın, ölüleri diriltmeye de gücünün yeteceğini düşünmezler mi? Evet, O her şeye kadîrdir" (Ahkâf, 33). Şüphesiz, daha kuvvetli ve kâmil olan bir şeye kâdir olan daha az ve zayıf olana da kâdirdir .1


            Diğer bir âyet: "Semâvât ve arzın yaratılması insanların yaratılmasından şüphesiz daha büyük bir iştir..." (Mü'min, 57). Semâvât ve arzı yaratmak bidâyet ve iâde açısından insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Dolayısıyla buna kâdir olan daha küçük şeylere de kâdirdir .2
            Bu âyetlerin bir benzeri de: "Sizi yaratmak mı daha güç yoksa semâyı mı? Onu binâ etti, yükseltip düzene koydu. Gecesini kararttı, gündüzünü ağarttı" (Nâziât, 27–29) âyetleridir. Bu âyetlerde insanlara âdetâ şöyle hitap ediliyor: Cenab-ı Hak bu saydığı şeylerin hepsini, insanların ve hayvanların faydası için yaratmıştır. Bütün bunları yaratan sizin de Saniiniz değil midir!? Sizi yaratan ve hayatınızı idâme ettireceğiniz şeyleri size ihsân eden, sizi diriltmeye kâdir değil midir!? 3

            II. Uyku ve Uyanış

            Kur'ân-ı Kerîm'de, şu iki âyette uyku ve uyanış, ölüm ve dirilişe benzetilmiştir:  "O'dur ki, geceleyin sizi teveffî eder (rûhunuzu alır), gündüzleyin de ne yaptığınızı bilir. Sonra belirlenmiş ecel tamamlansın diye gündüz sizi diriltir. Sonra dönüşünüz O'nadır. Sonra size yaptıklarınızı haber verecektir" (En'âm, 60), "Allah ölenin rûhunu ölüm vaktinde, ölmeyeninkini ise uykusunda teveffî eder (alır). Sonra hakkında ölüm hükmettiğini tutar, diğerini muayyen bir vakte kadar gönderir. Bunda tefekkür edenler için âyetler vardır" (Zümer, 42).

            Bu âyetlerde hem uykuyla ölüm, uyanmakla diriliş arasında bir benzerlik ifâde edilmiş hem de, Allah'ın kudretine nazaran ikisinin de benzer şeyler olduğundan hareketle, öldükten sonra dirilişin imkâniyetine delîl getirilmiştir. Bu benzerlikten dolayıdır ki, bazı hadis-i şeriflerde,"uyku ölümün kardeşidir"4 denmiştir.

            Taberî, En'âm, 60. âyet hakkında şöyle diyor: Bu kelâm her ne kadar Allah'ın kudret ve ilmini haber vermekteyse de, bu âyette Allah'ın, kendilerini öldükten sonra diriltmeye kâdir olduğunu inkâr eden müşriklere karşı bir delil getirme vardır...5

            Cevherî de şöyle diyor: "Ey insanlar bilmez misiniz ki, tekrar edip duran bu hâdiseler bildiriyor ki, bu uyku ve uyanma büyük uyku (en-nevmu'l-ekber) ve büyük uyanma (el-yakazatu'l-kübrâ) için misâl olarak getirilmiştir. Bunlar ölüm ve hayat için birer alıştırmadır. O halde öldüğünüzde hayattan ayrıldığınız için inleyip sızlanmayın. Çünkü bu, kaçınılmaz, kat'î bir şeydir. Fakat siz asıl gafletinize yanınız. İşte sizler uykudan sonra uyanmanızın delâletiyle, ölümden sonra tekrar diriltileceksiniz..."6

 

            Sokrat'ın, uykuyu uyunmanın birbirini takip etmesinden hareketle, ölümün ardından da yeni bir hayatın geleceğini söylediği nakledilmektedir7.

            Bu âyetlerde ifâde olunan uykudaki kimsenin nefsinin teveffî8 olunması hakkında müfessirler ve diğer âlimler değişik görüşler serdetmişlerdir. Pek çok müfessire göre, bu âyetlerde geçen uyku halindeki teveffî hakiki manâda değildir, bir teşbîhtir. Rûhun bedende bakî kalmasıyla beraber temyiz, tasarruf ve taallukunun kesilmesidir. Bu tasarruf ve taallukun kesilmesi ölümde hem zahiren, hem de bâtınen, uykuda ise, sadece zâhirendir. Bu yüzden pek çok müfessir bu âyete Zeccac ve Cübbaî'den de naklolunan, "sizi geceleyin uyutur" manâsını vermişlerdir. İbn Teymiyye'ye göre, bu âyetlerde tutulan ve gönderilen rûhların her ikisi de uyku vefatıyla teveffî etmiş, İbn Kayyım'a göre ise, rûhu tutulan ölüm vefatıyla, gönderilen ise uyku vefatıyla teveffî etmiştir9.

            Bizim için önemli olan bu teveffînin keyfiyeti değil, ölüm ve yeniden dirilişe benzeyen bu hâdiseden ibret alarak, öldükten sonra dirilişe dâir istidlâlde bulunmaktır. Zümer, 42. âyetteki, "Bu hâdisede tefekkür eden insanlar için delîller vardır" ifâdesinden murad da bu olsa gerektir. Hadis-i şeriflerde, uykuya yatarken "Allahım senin isminle ölüyor ve diriliyorum" ve uykudan kalkarken, "bizi ölümümüzden sonra dirilten Allah'a hamdolsun..."10 dualarının tavsiye edilmesinde de, uyku ve uyanmanın ölüm ve dirilişe benzerliği dile getirilmiştir.
...........................................................................................
*. Atatürk Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, Tefsir Anabilim Dalı Öğretim Üyesi.
Not: Bu makale, Kur’an’da Ahiret İnancının Temelleri adlı eserimizden istifadeyle bazı ilave ve düzenlemeler yapılarak hazırlanmıştır.
1. Razî, XXVIII, 30.
2. İbn Kesîr, IV, 91.
3. Abduh, Cüz'ü Amme, Daru'ş-Şa'b, Kahire, tsz., s.13.
4. Bkz. İbn Hanbel, ez-Zühd, Daru'l-Kütübi'l-İlmiyye, Beyrut, 1983, s. 15.
5. Taberî, V, 212.
6. Cevherî, II, 2. cüz, s. 37.
7. Cevherî, V, 45
8. Teveffî, Arapçada sayıyı tamamlama manâsında kullanılır (Taberî, V, 212). Tuvuffiye'l-meyyit ise, "ömür günlerinin adedini tamamladı" demektir (Kurtûbî, VII, 6).
9. Bkz. Zemahşerî, III, 400; Razî, XII,11; XII,11; XXVI, 247; Kurtûbî, VII, 6;  Şevkânî,  II,124;  Ebu's-Suûd, VII, 256;  Alusî, VII,173; XXIV, 7; İbn Kayyım, er-Rûh s.57; İbn Aşûr, XXIV, 24.
10. Bkz. Buharî, Tevhîd, 13, VIII, 169; Ebu Davûd, Edeb, 98, II, 732; İbn Hanbel, II, 79.