İlim Ve Kudret Penceresinden Dirilişin İmkâniyetine Bakış

e-Posta Yazdır PDF

Kur'ân-ı Kerîm'de pek çok âyette
öldükten sonra dirilişi akıllarına sığdıramayanlara
karşı getirilen delîllerde, sık
sık Allah'ın sonsuz ilim ve kudretine dikkat
çekilerek, bu husustaki şüphenin asıl
kaynağı ortadan kaldırılmıştır. "O her
şeyi bilir" (Bakara, 29; En'âm, 101; Hadîd, 3), "O her
türlü yaratmayı bilir" (Yâ-sîn, 79), "Yer yüzünün
onlar(ın bedenlerin)den eksilttiği
şeyi biliyoruz" (Kâf, 4) gibi âyetlerde
Allah, sonsuz ilmiyle her şeyi ve her türlü
yaratmayı bildiğini, bedenin dağılan
bütün zerrelerini, ilmiyle ihâta ettiğini bildirdiği
gibi, "De ki, rûhunuzu size vekîl
olarak tayîn edilen ölüm meleği alacaktır"
(Secde, 11) âyetiyle de insanların rûhlarının
da başıboş kalmayıp, görevli
melekler tarafından muhafaza edileceğini
ifâde etmiştir.
Kezâ, "O her şeye kadîrdir" (Hûd, 4;
Rûm, 50; Şûrâ, 9...), "Bir şeyi murâd ettiğinde
O'nun yaptığı sadece ol! demektir,
derhâl oluverir" (Yâ-sîn, 82) gibi çok sayıdaki
âyetlerde de, sonsuz kudretine dikkat
çekerek hiç bir şeyin kendisine ağır
gelmediğini, yormadığını, her şeye gücünün
yettiğini ifâde etmiştir. Hatta, inkârcıların,
"Biz kemik ve toprak yığını
olduğumuzda, gerçekten biz mi yeni
bir yaratılışla diriltileceğiz?!" (İsrâ, 49)
şeklindeki yeniden dirilişi uzak görerek
meydan okumalarına karşı Cenab-ı Hak
da, "De ki, ister taş olun ister demir!
İsterse kalbinizde büyük olan başka
bir mahlûk!.." şeklinde meydan okuyarak,
insanların ne halde olursa olsun, isterse
bu bedenî yapılarından çok farklı
varlıklar olsunlar onları iâde etmenin
kendisi için çok kolay olduğunu belirtmiştir.
Yine öldükten sonra kemiklerinin
toparlanıp bir araya getirilemeyeceğini
zanneden insanlara karşı, "Evet, biz
onun parmak uçlarını dahi eskisi gibi
düzenlemeye kâdiriz!" (Kıyame, 4) buyurarak,
değil kemikleri bir araya getirememek,
parmak uçlarını, yani kemiklerden,
daha küçük, daha ince, daha latîf ve
daha ayrıntılı olan parçaları dahi bir
araya getirmeye kâdir olduğunu ifâde etmiştir1.

Bu âyetler bize Cenab-ı Hakk'ın sonsuz kudretini
ve O'na hiç bir şeyin zor gelmediğini, büyük ve küçüğün
O'nun katında bir derecede olduğunu bildiriyor.
Bir şâir şöyle demiştir:
Eğer bütün kâinât halkı yüz bin yıl
Allah'ın kudret sıfatı üzerinde düşünseler,
Sonunda âcizliklerini itiraf ederek, Allahım!
Biz seni hiç bilmemişiz derlerdi2.
Allah'ın sonsuz kudretini anlamak için, bir kitâp
gibi, sayfa sayfa gözlerimizin önüne serilmiş olan kâinâtı
okumalıyız. Çünkü, kâinâttaki her varlık lisan-ı
hâlleriyle O'nun sonsuz kudretini ilân ediyor, âdeta O
her şeye kadîrdir âyetini okuyorlar.
Günümüzde hızlı bir gelişme gösteren ilimler de,
keşfettiği ve tesbît ettiği hakikâtlerle bu kudretin büyüklüğünü
anlamamıza yardım etmektedirler. Meselâ,
Çok sayıdaki galaksilerden sadece birisi olan Samanyolu
galaksisinde yüz milyar yıldız vardır. Bu galaksinin
bir uçtan bir uca genişliği yüz bin ışık yılıdır. En
yakın galaksi Andromeda 2, 2 milyon ışık yılı mesafededir.
Kâinatta yüz milyar galaksi olduğu tahmin ediliyor.
Buna göre kâinâttaki yıldız sayısı yüz milyar x yüz
milyar kadardır!! Bu kadar yıldızı yer yüzünde yaşayan
insanların her biri saniyede bir yıldız saymak üzere tek
tek saysalar, böyle bir işlem dünya dolusu insanın
durup dinlenmeksizin yüz bin sene vaktini alırdı. Bu
yıldızlardan sadece birisi olan Güneş bir saniye içinde
insanoğlunun medeniyetinin başlangıcından beri kullandığı
enerjiden daha fazlasını üretir. Arzımız güneşten
gelen enerjinin sadece milyarda birini alır. Bununla
beraber Allah'ın bu geniş mülkünde çok daha garip
gök cisimleri vardır. Meselâ, bir kuasar'ın bir saniyede
saldığı enerji miktarının bütün dünyanın enerji ihtiyacını
milyarlarca sene karşılayacağı hesaplanmıştır3.
Bize daha yakın olan ve müşâhedemiz altında
bulunan yer yüzünde cereyan eden hâdiseler de akıllara
durgunluk verecek derecededir. Gözle görülemeyen
canlılardan, koca balinalara kadar milyonlarca
canlı türü yeryüzünü şenlendirmekte, yüz binlerce bitki
ve çiçek çeşidi de bu bahçeyi süslemektedir. Yeryüzünün
her karışı canlılarla kaynamaktadır. Öyle ki, bir
gram toprakta milyonlarca canlı barınmaktadır. Bütün
bunlar Allah'ın sonsuz kudretini gösteren denizden bir
kaç katre kabilinden bazı misâller ve şu âna kadar tesbit
edilmiş bazı ilmî gerçeklerdir.
İşte böyle bir Zât için, vakti gelince bu hayata
son verip kıyameti koparmak çok kolaydır: "Kıyametin
kopması göz açıp kapama hatta daha az bir zamandan
ibarettir. Allah her şeye kadîrdir" (Nahl, 77).
Bütün ölülüri diriltmek de O'nun için bir tek insanı diriltmek
gibidir: "Sizin yaratılmanız ve tekrar diriltilmeniz,
bir tek kişinin yaratılıp diriltilmesi gibidir"
(Lokman, 28). Çünkü, Cenab-ı Hakk'ı bir iş diğer bir işten, bir
durum bir diğerinden alıkoyamaz. "Bir şeyi murâd
ettiğinde O'nun yaptığı sadece ol! demektir, derhâl
oluverir" (Yâ-sîn, 82) âyetinin gereğince, bir şeyin vücuda
gelmesi için irâde ve kudretinin taalluku yeterlidir.
Evet, Allah'ın kudretî zâtî olduğundan, kudretin
zıddı olan acz ona arız olamaz. Bu kudretin mertebeleri,
azı, çoğu yoktur. Hiç bir şey ona engel değildir. O
kudrete nisbetle küçük, büyük, cüz, küll birdir. Çünkü
her şey her şeye bağlıdır. Her şeyi yapamayan bir şeyi
de yapamaz. Kış uykusuna yatmış bir hayvanı bahar
mevsiminde uyandırmak, o kudrete ağır gelmediği
gibi, şu dünyanın ölümü de, diriltilmesi de öyledir.
Bütün canlıları ihyâ etmek ondan daha ağır değildir4
Göz, kandil, güneş gibi nûr ve nurânî şeyler için
cüz'î, nev; cüz, küll; bir ve bin birdir. Meselâ güneşe
bak! Uzun timsâlleriyle gezegenler, yıldızlar, havuzlar,
su kabarcıkları, katreler, su parçaları, şebnemler ve
cam parçaları, bir ânda gezegenlerle zerreler arasında
eşit ve kolay bir şekilde nasıl boyanıyor. İşte,
teşbihte hata yok, Cenab-ı Hakk'ın kâinât kitabındaki
tasarrufları da böyledir. Allah, kâinât kitabının bütün
bablarını, fasıllarını, sayfalarını, satırlarını, cümlelerini
ve harflerini def'aten, külfetsiz olarak yazar. Nitekim
şöyle buyuruyor5: "sizin yaratılmanız ve tekrar diriltilmeniz,
bir tek kişinin yaratılıp diriltilmesi gibidir"
(Lokmân, 28). Bu âyet mantıken aks-i nakîz kaidesiyle istilzâm
ediyor ki, bütün insanları yaratmaya kadir olamayan,
bir tek nefsi yaratmaya da kadir olamaz, ...
Öyleyse, arzı, güneşi ve bütün yıldızları tesbîh daneleri
gibi kaldıracak, çevirecek kuvvetli bir ele mâlik olamayan
kimse, kâinâtta yaratma davasında ve îcâd
iddiâsında bulunamaz...6
Bütün bu izahlardan anlıyoruz ki, kudreti ve ilmi
sonsuz olan Allah için insanları kıyamet gününde tekrar
yaratmak ve yeni, sonsuz bir âlemi inşâ etmek çok
kolaydır. Çünkü, Allah bu dünya hayatında bunun sayısız
örneklerini göstermiştir. İnsanı, ismi zikredilmeyen
bir varlık iken var eden onu tetrar yaratmaya da
kadirdir. Bu âlemi yok iken yaratan, benzerini de yaratmaya
kadirdir...
...................................
*. Atatürk Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, Tefsir Anabilim Dalı Öğretim Üyesi.
Not: Bu makale, Kur’an’da Ahiret İnancının Temelleri adlı eserimizden istifadeyle bazı ilave ve
düzenlemeler yapılarak hazırlanmıştır.
1. Bkz. Zemahşerî, IV,190; Razî, XXX,192; Kurtûbî, XIX, 62; Nesefî, IV, 314; Bursevî, X, 244;
Kutub, fî Zılâl, VI, 3769; İbn Aşûr, XXIX, 341. , 2. Ferit Kam, Dinî Felsefî Sohbetler, sadeleştiren,
S. Hayri Bolay, Ankara., tsz., s.118., 3. Şimşek, Big Bang, s. 6; Demirkan, s.72; Tuna,
Güneş Sistemi, s. 46, 4. Nursî, Asâr-ı Bediiyye, s. 519., 5. Nursî, el-Mesneviyyu'l-Arabî, s.
244., 6. Nursî, Asâr-ı Bediiyye, s.129.