Her Şeyin En Güzeli

e-Posta Yazdır PDF

İnsan, yaratılışı ve tabiatı itibariyle güzele vurgundur. Hele bir de güzelin de güzelini yani en güzeli bulursa keyfine diyecek yoktur. En güzele ulaşmak ve onu elde etmek için güzelden bile vazgeçer. Yüce Allah, insanın tabiatında var olan bu arzuyu bildiği için ona her şeyin en güzelini takdim eder. İnsan, dünyada ve âhirette mutlu olmak istiyorsa kendisine sunulan bu en güzellere ulaşmaya çalışmalıdır.


En Güzel Yaratıcı: Yüce Allah, Kur’ân-ı Kerim’de kendini yaratıcıların en güzeli olarak takdim eder ve şöyle buyurur: “Yaratıcıların en güzeli (ahsenü’l-hâlikîn) olan Allah, ne yücedir.” (el-Müminûn Sûresi, 23/14)


Evet, herkes bir şey yapar; îcâd eder ama herkesin yaptığında bir eksiklik vardır. Eksiklik ve noksanlık yapandan ve eldeki malzemeden kaynaklanmaktadır. Yüce Allah’ta eksiklik ve noksanlık olmadığı için ve o istediği malzemeyi bulduğu için onun yaratmasında da noksanlık yoktur. O, en güzel yaratıcıdır. Yarattıkları içerisinde en güzel olanda insandır. En güzel biçimde yaratılan insan, en güzel yaratıcı olan Allah ile irtibat halinde olur, ona inanır ve ona bağlanırsa kendisi için iyi etmiş olur. 


En Güzel Yaratık: En güzel olan yaratıcının yarattıklarının hepsi güzeldir. Ama güzeller içerisinde en güzel olan da insandır. Çünkü O, öyle buyurmaktadır: “İncire, zeytine ve Sînâ dağına ve şu güven şehri (Mekke’ye) yemin olsun ki, biz insanı gerçekten en güzel biçimde yarattık.” (et-Tin sûresi, 95/1-4) Yüce Allah, yemin ederek söze başlıyor ve insanın en güzel biçimde yaratıldığını ilan ediyor. Bu durumda insana düşen tamamen O’na teslim olmasıdır. Teslim olmazsa kendisine yazık etmiş olur.


En Güzel Söz: En güzel biçimde yaratılan insanın kendini en güzel olan şeylerle beslemesi ve en güzel hayatı yaşaması lazımdır. Bunun içinde söz tutması ve söz dinlemesi gerekir. Her söze kulak verirse doğruyu ve gerçeği bulamaz. Onun kulak vereceği ve tutacağı söz, en güzel ve en doğru söz olan Yüce Allah’ın sözüdür. O, şöyle buyurur: “Allah sözün en güzelini indirdi.”(ez-Zümer Sûresi,39/23) “Allah’tan daha doğru sözlü kim vardır?” (en-Nisâ Sûresi, 4/87)


Elbette Allah’tan daha doğru sözlü ve daha güzel sözlü hiç kimse yoktur. Aklı başında olan insan, kendi sözünü Allah’ın sözü ile süsler ve insanlar arasında en güzel sözlü mertebesine ulaşabilir. İnsanlar arasında en güzel sözü söyleyenler için de Allah şöyle buyurur: “(İnsanları ibâdet ve itaat için) Allah’a çağıran, sâlih iş ve hareket yapan ve ‘Şüphesiz ben müslümanlardanım’ diyen kimseden daha güzel sözlü kimdir.” (Fussilet Sûresi, 41/33)


Demek ki, insanın en güzel sözü, çevresindekileri Allah’a dâvet etmek için söylediği sözüdür. En güzel biçimde yaratılan insana yakışan, insanları en güzel yaratıcıya en güzel sözlerle dâvet etmesidir.


En Güzel Renk: Renk, insanın hayat şeklini ve yaşantısını göstermek için kullanılmış bir kelimedir. Herhangi bir cismi bir boyanın içerisine batırdığınızda onun rengini alır. Yüce Allah da insanın kendi içinde kaybolmasını (fenâ fillah) ve kendi rengine boyanmasını istiyor ve bu boya ile boyananlara iftihar etmeleri gerektiğini şöyle hatırlatıyor.


“Biz Allah’ın boyası ile boyanmışızdır. Boyası, Allah’ın boyasından daha güzel olan kim vardır? Biz ona ibâdet edenleriz, deyin.” (el-Bakara Sûresi, 2/138)


Müslümanlar bu boya ile kimliklerini belli ederler; renklerini ortaya çıkarırlar. Bu boya ile Allah’a ait olduklarını gösterirler. Bu boya ile boyanan herkes, en güzel olan biçimini en güzel renge dönüştürmüş oluyor. Kendisi gibi boyananları da kardeş olarak görüyor. Allah’ın boyası birbirimizi tanımamız için de bir alâmet, bir mühür oluyor.


En Güze Hâkim: İnsanlar bir arada ve toplu olarak yaşarlar. Her biri fıtratına ve kabiliyetine göre iş tutar. Evlenirler. Çoluk çocuk sahibi olurlar. Çalışır, mal-mülk sahibi olurlar. Okur, makam-mevki sahibi olurlar. Öldükten sonra da her şeylerini geride bırakırlar. Malları ve zenginlikleri çocukları tarafından bölüşülür. İşte bütün bunlar neye göre yapılacak? Yüce Allah, insanı en güzel biçimde yaratır, sonra da başıboş bırakır mı? Elbette bırakmaz. Allah, kendi boyası ile boyananların her şeyine müdâhale eder, yani onlara sahip olur. Bir annenin çocuğuna sahip olduğundan daha fazla sahip olur.


Yüce Allah, insanlar en güzel hayatı yaşasınlar diye onlara en güzel sözlerden oluşan bir kitap göndermiştir. Bu kitapta en güzel kıssalar, en güzel nasihatler ve en güzel hükümler vardır. Sosyal bir varlık olan insan, hayatını bu en güzel hükümlere göre tanzim eder ve ayarlarsa dünyada cennet hayatı yaşamış olur. İnsanlar böyle yapmazlarsa birbirlerinin kurdu olur ve birbirlerini yerler. O zamanda dünya ateşe verilmiş olur. Ocaklar yıkılır, yuvalar târumâr olur, her taraf cehenneme döner, işte görüyorsunuz dünyanın halini. Yüce Allah, bizlere yol gösteriyor, bizleri ikaz ediyor ve bu konuda şöyle buyuruyor: “(Ey Muhammed!) Sana o kitabı (Kur’ân’ı) hak, kendinden önceki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık, Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp da onların arzularına uyma! Sizden her biriniz için bir şeriat ve yol koyduk. Eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri size bildirecektir. Aralarında, Allah’ın indirdiği ile hükmet. Onların arzularına uyma ve Allah’ın sana indirdiğinin bir kısmından (Kur’ân’ın bazı hükümlerinden) seni şaşırtmalarında sakın. Eğer yüz çevirirlerse, bil ki şüphesiz Allah, bazı günahları sebebiyle onları bir musîbete çarptırmak istiyor. İnsanlardan birçoğu muhakkak ki yoldan çıkmışlardır. Onlar, hâlâ cahiliye devrinin hükmünü mü istiyorlar? Kesin olarak inanan bir toplum için, Allah’ın hükmünden daha güzel hüküm sahibi kim vardır?” (el-Mâide Sûresi, 5/48-50)


En Güzel Mekân: İnsan, ezelî ve ebedî olan Yüce Allah’ın eseri olduğu için güzel ve sonsuz olan şeylere tutkundur. İnsanı bu fıtratta yaratan Yüce Allah, onun için de en güzel mekân olan cenneti yaratmış ve insanı bu güzel mekâna davet etmiştir. Cennet’in güzel bir yer olduğuna dâir âyet meâli şöyledir: “O gün cennet halkının kalacakları yer daha iyi, dinlenip sefâ sürecekleri yer daha güzeldir.” (el-Furkân Sûresi, 25/24)


Yüce Allah’ımızın bu güzel mekân olan cennete bizi dâvet ettiği âyetin meâli de şöyledir: “Allah, kullarını selâm yurduna dâvet eder ve O, dilediğini doğru yola iletir.” (Yûnûs Sûresi, 10/25) Âyette geçen ‘selâm yurdu’ndan maksat cennettir. Selâm, esenlik ve huzur demektir. Bitmeyen huzur ve esenlik de cennetedir. İşte Yüce Allah, bizi oraya dâvet etmektedir. Umarım ki, yolcu ettiğimiz Ramazan ayındaki ibâdetlerimiz ve cennete layık olan diğer amellerimiz sebebiyle Yüce Allah, elimizden tutar ve bizi o güzel mekâna koyar.