Cihâd Dersleri

e-Posta Yazdır PDF

Yazımızın başlığını teşkil eden “Cihâd Dersleri” ibâresi, rahmetli şehid Prof. Dr. Abdullah Azzâm’ın Türkçeye tercüme edilmiş bir kitabının ismidir. Asıl adı “Fî Zilâli Sûreti’t-Tevbe” olan bu kitap Türkçeye “Tevbe Sûresi’nin Gölgesinde Cihâd Dersleri”  olarak tercüme edildi. 1996 yılında, Burûc Yayınları tarafından neşredilen kitabın, benim elimde ikinci baskısı var. Elimdeki ikinci baskı, 1997 yılında yapılmış. Belli ki, kitabın ilk baskısı bir yıl içinde tükenmiş ve hemen ikinci baskısı yapılmış. Demek ki, o yıllarda bu kitap okunuyor ve elden ele dolaşıyordu. 


Bizim insanımız, Abdullah Azzâm’ı “Afgan Cihâdı’nda Rahmân’ın Âyetleri” isimli kitabıyla tanıdı. Seksenli yıllardaki Zaman gazetesi tarafından okuyucularına bir kitapçık şeklinde hediye olarak verilen bu güzel eserin sonradan tam tercümesi yapıldı. Dünyanın birçok diline tercüme edildikten sonra Türkçeye tercüme edilen bu kitap, çok okuyucu buldu; çok okundu. Afgan Cihâdı’nda cereyan eden ve bu kitapta yer, zaman ve şahıslar gösterilerek anlatılan kerâmetleri, ilâhî yardımları yıllarca derslerimizde, sohbetlerimizde, vaazlarımızda anlattık. İnsanımız, bu anlatılanları göz yaşları içerisinde dinledi; sevdikleri Afganlıları daha çok sevdi ve onlara her zaman duâ etti. Abdullah Azzâm, bu kitabı ile Afgan cihâdını bütün dünyaya tanıttı ve her tarafa duyurdu. Afgan mücâhidleri ile yakın bir diyaloğu olan Abdullah Azzam, bu kitabı yazarken hadis ilmindeki senet ve metin tekniğini kullandı. Olayları anlatırken bu olayı kimden dinlediğini, olayın meydana geldiği yeri ve zamanı da kaydetti. Ruslarla yapılan bu şanlı cihâdda meydana gelen “Hâriku’l-âde” olayları canlı olarak okuyucunun gözünün önüne getirdi. Kitabı okuyan birçok okuyucu, olayları yerinde görmek ve cihâd rûhunu teneffüs etmek ve yaşamak için o topraklara gitti. Gidenlerin bir kısmı şehid oldu, bir kısmı da gâzî olarak ülkelerine döndü.


Afgan Cihâdı’nı bütün dünyaya taşıyan, yazdığı kitapları okuduğumuz zaman bizi Afgan dağlarına götürüp oralarda dolaştıran, cihâdın o güzel kokusunu bize teneffüs ettiren bu güzel adam kimdi? Biz, daha önce Afganistan’a bir arkadaş grubu ile birlikte giden ve hâtıralarını akıcı bir dille kitaplaştıran Erdem Bayazıt’ın “İpek Yolu’ndan Afganistan’a” isimli kitabını okumuş ve Afgan Müslümanlarını çok sevmiştik. Daha sonra, Mâverâ dergisinde Afganistanlı Meral Mârûf’un, cihâdla ilgili mektuplarını okumuş kendimizi cihâdın içinde bulmuştuk. Öyle ki, Afgan Cihâd’ı hayatımızdan bir parça, Meral Mârûf da evimizden gurbete çıkmış biri gibi olmuştu. Derginin her sayısını elimize aldığımızda ilk olarak gurbetteki evladımızdan gelen mektubu okurduk. Bu hanımefendi kızımızın “Dullar Kampı” ve “Hicret Günleri” isimli kitaplarını evimizdeki çocuklarımızla birlikte gözyaşları içerisinde okur ve ekmeğimizi bu güzel insanlarla paylaşırdık. Afgan Cihâdı’nı desteklemek her birimizin boynunun borcu olmuştu ve ümmet olarak bu borcu yerine getirmiştik. Erdem Bayazıt’ın ve Meral Mârûf’un kitapları bizi bu uğurda yetiştirmişti. Abdullah Azzam’ın eserleri de bizi her şeyimizle alıp Afganistan’a götürdü. Evet, kimdi bu zat? Kitapları ile kalbimizdeki îmanımızı coşturan bu güzel insan kimdi? Eserleri ile bizi etkileyen, kitaplarını okurken kendisini bize sevdiren bu gönül dostu kimdi?


Prof. Dr. Abdullah Azzâm, 1941 yılında Filistin’de doğdu. 1966 yılında Şam Üniversitesi Şerîat Fakültesini bitirdikten sonra Ürdün’ün başkenti Amman’da lise öğretmenliği yaptı. 1967 yılında Batı Şerîa ve Mescid-i Aksâ’nın, Yahûdiler’in eline geçmesinden sonra, Filistin için bir şeyler yapması lazım geldiğine inanan Abdullah Azam, 1969 yılında “Müslüman Kardeşler”in Mücâhidler birliğine katıldı. O yıllardaki savaşlarda gâlip gelen Yahûdiler’in, Müslümanları alay konusu yapmaları ve onları küçümsemeleri ona ağır geldi. Katıldığı cihâd faâliyetlerinin yanında ilmî çalışmalarını da devam ettirdi ve Fıkıh Usûlü’nden mastır yaptı. 1973 yılında Kâhire’de doktorasını tamamladı. Şam Üniversitesi Şerîat Fakültesi’ni pekiyi dereceyle bitirmiş olan Abdullah Azzâm, doktorasını da birinci şeref derecesi ile tamamladı. 1973-1980 yılları arasında Ürdün Üniversitesinde öğretim üyeliği yaptı. İslâmî çalışmalara katıldığından ve destek verdiğinden dolayı, Ürdün Genel Askerî Hâkimi’nin kararı ile 1980 yılında üniversiteden uzaklaştırıldı. 1981 yılında,   Cidde’de Melik Abdülaziz Üniversitesi’nde çalışmaya başladı. 


Daha sonra, ülkeleri Ruslar tarafında işgal edilen ve Ruslar’a karşı cihâd bayrağı açan Afgan Müslümanlarına daha yakın olmak maksadıyla Pâkistân’ın İslâmâbâd şehrindeki Uluslararası İslâm Üniversitesi’nde çalışma talebinde bulundu ve bu üniversitede çalışması kabul edildi. 1984 yılında da bu üniversiteden kendi isteği ile ayrılarak, Afgan cihâdına eğitim müsteşarı oldu. Bütün çalışmasını bu işe hasretti. Cephedeki ve cephe gerisindeki mücâhidlerin ve bu mücâhidlerin çocuklarının dînî eğitimlerini üstlendi Bazı Arap Müslümanlar ile birlikte, “Mücâhidlere Hizmet Bürosu”nu kurdu. Bundan sonra Afgan cihâdına hizmet doğrultusundaki çalışmalarına hız verdi. Afganistan’a gelen Arap mücâhidlerin büyük çoğunluğu bu büro etrafında toplandılar. Bu büro, Afganistan’daki bütün mücâhidler arasında bir çok öğretim, eğitim, askerî, sıhhî, sosyal ve haberleşme dallarında hizmetler yapmıştır. Kendini her şeyi ile Afgan cihâdına vakfeden Abdullah Azzam, Kasım 1989’da, İslâm düşmanları tarafından kurulan hâin bir pusu sonucu, iki oğlu ile birlikte şehid edilmiştir. Yüce Allah, bu güzel insanların şehâdetlerini kabul eylesin! (Âmin).


Bir üniversite hocasının, üniversitedeki görevinden istifa ederek cephedeki cihâda fiilî olarak katılması, bu asırda herkese nasib olmayan bir şereftir. Abdullah Azzam, İslâm birliğine, Tevhîde, ümmet şuuruna, cihâda gönül vermiş; yüce Allah’a ve cennete âşık bir Müslümandı. Âşık olduğu değerlere ve mekânlara da kavuştu. Zaten gerçek âlimler, Allah’a ve Allah dâvâsına âşık olan seçkin insanlardır. Onlar dünya makamlarını, dünya menfaatlerini istemezler; dünyanın peşinde de koşmazlar. Dünya onların peşinde koşar, ona da yüz vermezler; ellerinin tersiyle iterler. Çünkü bilirler ki, dünya ve içindekiler, cennetin yanında hiç hükmündedir.


Aziz okuyucularım ve özellikle sevgili gençler! Size,  Abdullah Azzâm’ın kitaplarını bulup okumanızı tavsiye ederim. Cihâdı yaşayan, cihâdın içinde olan bir âlimin kitabı okunmaz mı?   Onlar,  hem cihâd etti hem kitap yazdılar; biz okumaktan aciziz. Böyle olur mu? Onların kitaplarını okumamız, onlarla beraber olmamız, onların cihâdını devam ettirmemiz demektir. Hz. Peygamber efendimiz, “Cihâd, kıyamete kadar devam eden bir ibâdettir.”(Buhârî, Cihâd 44) buyurmaktadır. Biz de dünyanın değişik yerlerinde devam eden cihâd hareketleriyle ilgilenerek ve bilgilenerek bu devamlılığa katılacağız.


Irak ve Suriye’de olanlar, Filistin ve Çeçenistan’da olan olaylar, hepimizi üzüyor. Müslümanların topraklarının gayr-i müslimler tarafından talan edilmesi, iffet ve namuslarının çiğnenmesi, mukaddes beldelerin topa tutulması hepimizi kahrediyor. Şu anda Irak’ta, Suriye’de Abdullah Azzâm gibi birinin eksikliği çekilmektedir. Cihâdın mânevi komutanı olacak, mücâhidleri yetiştirecek, eğitecek birine ihtiyaç var. Merhum şehid, işte böyle birisiydi. Biz, böyle mübârek birisinin kitaplarını okumanızı tavsiye ediyoruz. Bırakın artık ruhsuz insanların kitaplarını okumayı. Bürûc yayınları da bir kampanya başlatıp bu kitabı güzel bir baskı ve uygun bir fiat ile okuyucuya ulaştırırsa çok iyi olur.


Başta Filistin olmak üzere, bütün cihâd cephelerinden haberdâr olmamız ve oralarda cihâd eden kardeşlerimizi desteklememiz her birimizin boynunun borcudur. Haydi, hep birlikte bu borcumuzu yerine getirelim!