Hasen Ve Sahih Hadislerden Seçmeler (30)

e-Posta Yazdır PDF

230-Ebu  Seleme den nakledilmiştir.  O dedi k,i Enese  dedim ki; Peygamber  takunyalarıyla
Namaz  kıldı mı? O evet dedi.

  23l-Ebu  Hureyre’den nakledilmiştir. Peygamber, meşrik ile mağrıbin arasında kıble vardır dedi.

  232-Ya’la b. Ümeyye’den rivayet edilmiştir: O, Ömer b. el- Hattâb’a; “Kâfirlerin sizi bir fitneye düşürmelerinden endişe ederseniz, namazınızı kısaltmanızda sizin için bir günah yoktur” (Nisâ, l0l) ayetini sordum. Ömer dedi ki: “Senin hayret ettiğine ben de hayret ettim de Rasûlullah’a sordum. Bunun üzerine dedi ki: “O, Allah’ın size verdiği bir sadakadır. Onun sadakasını kabul ediniz”. Hadisi Müslim kitabına almıştır.

  233-Ebû Zerr’den rivayet edilmiştir. O dedi ki:  Rasûlullah bir defasında şöyle buyurdu: “Sizden birisi namaza kalktığında, binek hayvanının eğerinin kaşı kadar (bir karış) bir sütre edinmesi gerekir. Eğer böyle bir sütre bulamazsa, önünden geçen eşek, kadın ve köpek onun namazının huşûunu bozar”. Hadisi Müslim kitabına almıştır.

  234-Sehl b. Saîd es-Saîdî’den şöyle dediği rivayet olunmuştur: “Rasûlullah’ın namazgâhı ile önündeki duvar arasında bir koyun geçecek kadar bir açıklık vardı”. Hadisi Müslim kitabına almıştır.

  235-Ebû Hureyre’den Rasûlullah’ın şöyle dediği nakledilmiştir: “Müminlere sıkıntı vermiş olmasaydım, onlara her namaz kılarken misvaklanmayı emrederdim”. Züheyr’in rivayetinde ise “Ümmetime sıkıntı vermeseydim” şeklindedir. Hadisi Müslim kitabına almıştır.

  236-Ali’(r.a.)’den şöyle dediği nakledilmiştir: “Hz. Peygamber namaz kılmaya kalktığında (diğer bir rivayette namaza başladığı zaman) tekbir alırdı ve sonra şu ayeti okurdu: “Yüzümü gökleri ve yeri yoktan yaratan Allah’a, O’nu tasdik ederek çevirdim, ben müşriklerden değilim. Namazım, orucum, hac ibadetim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah içindir. O’nun hiçbir ortağı yoktur. Ben bunu söylemekle emrolundum ve ben Müslümanlardanım. Allahım! Sen meliksin, senden başka ilah yoktur, sen rabbimsin ve ben senin kulunum. Kendime zulmettim, günahlarımı itiraf ediyorum, bütün günahlarımı affet, affeden ancak sensin, kötülükleri benden uzaklaştır, kötülükleri benden ancak sen uzaklaştırabilirsin. Buyur Allah’ım! Mutluluk ve bütün hayırlar senin elindedir, kötülükler senden değildir, ben seninle varım ve sana döneceğim. Sen yücesin, sana tevbe ve istiğfar ediyorum”. Rasulullah rükû’ya gittiğinde şöyle derdi: “Allahım! Sana rükû ettim, sana inandım, sana teslim oldum, kulaklarım, gözlerim, iliklerim, kemiklerim ve sinirlerim sana itaat etti”. Başını doğrultup kıyam yaptığında şöyle derdi: “Allahım! Gökler, yer ve ikisi arası dolusunca ve Senin dilediğin şeyin dolusunca hamd sana mahsustur”. Rasulullah secde yaptığında ise şöyle derdi: “Allahım! Sana secde ettim, sana iman ettim, sana teslim oldum, yüzüm, kulağım onları yaratıp şekillendirene ve onları kendisini dinleme ve görmeye tahsis edene secde etti. En güzel yaratıcı olan Allah, yücedir”. Rasulullah’ın teşehhüd ile selam verme arasındaki son sözü ise şöyleydi: “Allahım! Önceden yaptığım, sonradan yapacağım, gizli olan, açıkça yaptığım günahlarımı affet. Sen o günahlarımı benden daha iyi bilirsin, öne geçiren ve geri bırakan sensin, senden başka ilah yoktur.” Bu hadisi İmam Müslim rivayet etmiştir. İmam Şafiî’nin rivayetinde Rasulullah teşehhüd ile selam arasında şöyle demiştir: “Şer, senden değildir, hidayete kavuşan kimse senin hidayete kavuşturduğun kişidir, ben seninleyim ve sana döneceğim, senin elinden senden başka kurtaracak yoktur, senden başka sığınılacak kimse yoktur, sen yücesin”.

  237-Ali (r.a.)’den Rasûlullah’ın şöyle buyurduğu rivayet olunmuştur: “Sizden biriniz güneş batmadan önce ikindi namazının secdesine kavuşursa namazını tamamlasın, sizden biriniz güneş doğmadan önce sabah namazının secdesine kavuşursa namazını tamamlasın”. Bu hadisi Buhârî eserine almıştır.
  238-Cündüb el-Kasrî’den Rasûlullah’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Kim sabah namazını kılarsa o, Allahın himayesindedir. Allah’ın zimmetinden bir şey istemeyiniz, çünkü kim O’nun zimmetinden bir şey ister de kendisine o ulaşırsa, Allah onu yüzüstü cehennem’e atar”. Hadisi Müslim kitabına almıştır.

  239-Ebû Saîd’den şöyle dediği nakledilmiştir: “Hz. Peygamber öğle namazının farzının ilk iki rekatında, her rekâtta otuz ayet miktarı okurdu, son iki rekâtında ise on beş ayet miktarı kadar okurdu. İkindi namazının ilk iki rekâtında her rekâtta on beş ayet miktarı okurdu, son iki rekâtında ise bunun yarısı kadar okurdu”. Bu hadisi Müslim kitabına almıştır.

  240-Cübeyr b. Mut’im’den şöyle dediği rivayet edilmiştir. “Rasûlullah akşam namazında Mürselât ve Tûr surelerini okurdu”. Bu hadisi Buhârî ve Müslim rivayet etmiştir.

  241-İbn Abbas’tan şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Ümmü’l-fadl, benim Mürselât suresini okuduğumu işitti ve şöyle dedi: Ey oğulcuğum, bu sureyi okumakla,  Rasûlullah’tan işittiğim en son akşam namazında bu sureyi okuduğunu bana hatırlattın” dedi. Bu hadisi Buhârî ve Müslim rivayet etmiştir.

  242-İbn Abbas’tan Rasûlullah’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Alın, burun, iki el, iki diz ve iki ayaktan oluşan yedi uzuv üzerine secde etmekle emrolundum. Elbiseleri ve saçları bir araya toplamaktan menedilmedim”. Bu hadisi Müslim rivayet etmiştir.  

  243-Abdullah b. Mes’ûd’dan şöyle dediği nakledilmiştir. “Rasûlullah ile beraber namaz kıldığımızda şöyle derdik: “Kullarından Allah’a selam olsun, Selam falan falan kişilere de olsun”. Bunun üzerine Rasulullah dedi ki: “Allah’a selam olsun demeyiniz, çünkü Allah’ın kendisi “selam”dır. Fakat şöyle deyiniz: “Sözlü, mali ve bedeni ibadetler Allah’a aittir. Ey Nebi! Selam, Allah’ın rahmeti ve bereketleri senin üzerine olsun. Selam bizim ve salih kullar üzerine olsun”. Siz bunu dediğiniz zaman göklerdeki veya gökler arasındaki ve yeryüzündeki salih kulların her birine bunlar ulaşır. Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve yine şehadet ederim ki Muhammed O’nun kulu ve elçisidir. Sonra hoşuna giden duayı seçsin ve öyle dua etsin. Bu hadisi Buhari ve Müslim rivayet etmiştir.

  244-Enes’ten şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Rasûlullah yolculuğa çıkıp ta nafile namaz kılmayı istediğinde devesiyle kıbleye dönüp tekbir alır ve sonra devesinin döndüğü tarafa doğru namazını kılardı”. Bu hadisi Ebû Dâvûd rivayet etmiştir.

  245-İbn Ömer’den nakledilmiştir. O, soğuk ve fırtınalı bir gecede ezan okuduktan sonra şöyle dedi. “Dikkat edin! Namazlarınızı evinizde kılınız. Çünkü Rasûlullah (s.a.v.) soğuk ve yağmurlu gecelerde müezzinin: “Dikkat ediniz! Namazları evlerinizde kılınız!” demesini emrederdi. Bu hadisi Buhari ve Müslim rivayet etmiştir.

  246-Ebû Hureyre’den Hz. Peygamber’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Bir kişi, her namazın peşinde otuz üç defa Subhanellah, otuz üç defa Elhamdu lillah, otuz üç defa da Allahu Ekber der sonra da yüzü tamamlamak üzere La İlahe İllallahu vehdehû lâ şerike leh, Lehu’l-mülkü ve lehu’l-hamdu ve huve alâ külli şeyin kadîr” derse bütün günahları denizlerin köpükleri kadar olsa bile affedilir. Bu hadisi Müslim rivayet etmiştir.

  247-İmran b. Husayn’dan şöyle dediği rivayet edilmiştir. Bende basur hastalığı vardı. Hz. Peygamber’e nasıl namaz kılacağımı sordum. Bunun üzerine Hz. Peygamber: “Namazını ayakta durarak kıl, eğer buna gücün yetmezse oturarak kıl, buna da gücün yetmezse yan yatarak kıl”. Hadisi Buhari rivayet etmiştir.

  248-Aişe’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Hz. Peygamber’e namazda sağa-sola bakmanın durumunu sordum. Hz. Peygamber buyurdu ki: Bu, şeytanın kulun namazından çalmasıdır”. Bu hadisi Buhari rivayet etmiştir.

  249-İbn Abbas’tan şöyle dediği rivayet edilmiştir. Rasûlullah Mekke’de on dokuz gün kaldı ve namazları kısaltılmış olarak kıldı. Biz de on dokuz gün yolculuğa çıktığımızda namazlarımızı kısaltırdık, daha fazla kaldığımızda ise namazlarımızı tam kılardık”. Bu hadisi Buhari rivayet etmiştir.

  250-Ebû Saîd’den Rasûlullah’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Sizden birisi bir sütreye karşı namaz kıldığında,  bir kimse önünden geçmek isterse, ona engel olsun. Israr ederse, onunla mücadele etsin; çünkü o, şeytandır.” Bu hadisi Buhari ve Müslim rivayet etmişlerdir.

  25l-Ebû Hureyre’den Rasûlullah’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Sizden birisi, biz secedede iken namaza geldiğinde secde edin ve onu rekât saymayın, kim bir rekâta kavuşursa, o namaza kavuşmuş olur”. Bu hadisi Ebû Dâvûd rivayet etmiştir.