Sahâbe-İ Kiramın Tefsir Kaynakları Açısından Önemi

e-Posta Yazdır PDF

Hasan TUĞ

Özet:

Kur’ân’ı Kerim’in başlıca emirlerinden ve Hz. Peygamber (s.a.v)’in aslî vazifelerden biri de tebliğ etme vazifesidir. Yani bu görevin kapsamı Kur’ân’ı açıklamak ve insanlara ulaştırmaktır.1 Hz. Peygamber (s.a.v) vahyi tebliğ ederken hem kitabın lafzını hem de lafzın taşıdığı manayı ulaştırmayı hedeflemiştir.2 Bu hedef doğrultusunda ve Kur’ân’ı tebliğ etme aşamalarında da bir takım kimselerle muhatap olmuştur. Hz. Peygamber (s.a.v) bu muhatap olduğu kişilere, kendilerine verilen bu vazife doğrultusunda yani Kur’ân’ı tebliğ etme aşamalarında da bir takım emir ve nehiyleri onlara ileterek vazifesini tamamlamıştır. “Sahabe” olarak adlandırılan bu kişiler de kendilerine bildirilen bu bildirileri birtakım yöntem ve teknikleri ile sonraki nesillere ulaştırmıştır. Bu nesil yani Sahabe nesli, Hz. Peygamber (s.a.v) diliyle “en hayırlı nesil”3 olarak nitelendirilmiştir. Bu sebepten dolayı bu makalede Sahabe-i Kiram’ın Kur’ân’ı anlama konusunda ve tefsir ilmindeki önemi ve bazı meşhur tefsirci Sahabeler belirtilmiştir.

Anahtar Kelimeler: Sahabe, Kur’ân, Tefsir.


The main orders from the Quran and the Prophet. Prophet (s.a.v) one in primary duty is the duty to communicate the well. So the Qur’an describes the scope of this task to transport the people. Hz. The Prophet (s.a.v) and the book of revelation of the verses while the wording of the communiqué was aiming to convey the sense that carry both literal. In line with this objective that has been addressed in a number of stages with no notice of the Qur’an. It is addressed to people who, in a number of orders and nehiy given to them in this task in accordance with that notice of the Qur’an stage has completed its task by passing them. This generation to generation so Companions, the Prophet. The Prophet (s.a.v) language as the “most auspicious generation” has been called.

Keywords: Companion, Quran, Tafsir.

GİRİŞ

Tefsir ilminde Sahabenin Kur’ân’ı tefsiri, onların tefsir yöntem özellikleri ve bu özelliklerine dair çeşitli misaller verilmiştir. Hz. Peygamber (s.a.v) vahyin ilk muhatabı olduğu için tefsire dair beyanları müfessirler tarafından bağlayıcı kabul edilmiş, onun bu açıklamaları Kur’ân’dan sonra en mühim tefsir kaynağı olarak kabul edilmiştir. Hz. Peygamber (s.a.v)’in Kur’ân’a dair açıklamalarına muhatap olan ilk kişiler de Sahabe-i kiramdır. Sahabe muhatap oldukları bu hitaba kulak vermişlerdir. Ayrıca bu hitabı hayatlarına uygulamışlardır. Bu çerçevede Sahabe tefsir tarihi silsilesinde Hz. Peygamber (s.a.v)’in ilk öğrencileri olarak nitelenmişlerdir. Hz. Peygamber (s.a.v) vahye dair ne almışsa, onu ilk olarak Sahabeler işitmiş ve uygulamışlardır. Tefsir ilmine dair de ilk açıklamalar ve beyanlar Sahabeye yapılmış ve onlara öğretilmiştir. Bu sebepten dolayı tefsir ilmi açısından Sahabenin yeri ve önemi büyüktür. 


Sahabeler İslâm’ı öğrenmek için Hz. Peygamber (s.a.v)’e müphem ve mücmel kelimelerin manası, âyette maksudun tâyin edilmesi, manasını bildikleri isimlerin sıfatları ve gayba dair bir takım sorular sormuşlardır.4 Bu sorulara istinaden Peygamber (s.a.v)’in zihinlerdeki istifhâmları izâle etmek için verdiği cevaplar onların tefsir yaklaşımlarına, anlayışına ve fikir edinmelerine de bir hayli etkili olmuştur. 


Sahabe’nin Kur’ân hakkında tereddütlerinin benzerleri daha sonraki asırlarda da sorulmuştur. Çünkü Kur’ân’ın muhtevasında yer alan bilgilerin çok yönlü ve değişik amaçları içermesi ve bunların en güzel tarzda sunulması, her insan tarafından kolay anlaşılmamıştır. Ayrıca İslam’ın farklı milletlere ve toplumlara yayılması, bir de buna insanın tabiatında olan birtakım kusurlarda eklenince, Kur’ân etrafındaki sorular ve fikirlerin arttığı görülmüş ve farklılaşmıştır. Bu ve benzeri sorular her asırda görülmüştür. Bu sorulara verilen cevaplar ve Kur’ân’ın amacına uygun olarak anlaşılma ameliyesi tefsir kaynaklarını meydana getirmiştir. Bu makalede, Hz. Peygamber (s.a.v)’in tefsir hakkındaki fikir ve beyanlarının iyi anlaşılması Sahabe tefsirinin iyi anlaşılmasından geçtiği ve sonraki asırlar için de birer kaynak niteliğinde olduğu işlenmektedir.

1. Sahabe Tefsirinin, Tefsir İlmi Açısından Önemi

Tefsir ilminin doğuşunda Sahabenin tefsir anlayışının önemli bir yeri bulunmaktadır. Çünkü Sahabeler kendi ortamları Arap oldukları için Arap dilinin üslup ve inceliklerini, Arap örf ve âdetlerini iyi biliyorlardı. Ayrıca onlar bu bilgilerine binaen sarsılmaz bir imana sâhiptirler. Aynı zamanda onlar eski medeniyetlerin tesirinden uzak yaşadıkları için zihinleri berrak ve dilleri fasihtir. Bundan dolayıdır ki onlar, Kur’ân’ın maksat ve gayesini iyi kavramışlar, akıllarına takılan konuları da Hz. Peygamber (s.a.v)’e sorarak öğrenmişlerdir. Böylece Kur’ân’ın iniş sürecini müşahede etmişler ve bu esnada meydana gelen olaylara da şahit olmuşlardır. Bu birikim ile Hz. Peygamber (s.a.v)’den nakil yoluyla aldıkları ilim ve imanla yüksek seviyelere ulaşmışlardır. Bu durum onları tefsir konusunda Resulullah’tan sonra en güvenilir konuma getirmiş, onların tefsir açısından önem ve fonksiyonlarını arttırmıştır.

Ancak dikkat çekilmesi gereken bir husus daha vardır. Sahabenin tamamı Kur’ân’ı anlama konusunda aynı seviyede değildirler. Çünkü onların hem zekâ hem de ilmi elde etme imkânları bakımından durumları farklılık arz etmektedir. Örneğin Hz. Ömer (r.a), Hz. Ali (r.a) Abdullah b. Abbas (r.a), Hz. Aişe (r.a) vs. Arap dilinin üslup ve inceliklerini, eski Arap şiirini, Arap örf ve geleneklerini çok iyi bilmekte ve bu kişilerin Hz. Peygamber (s.a.v)’e yakınlıkları bilinmektedir. Bunların yanında farklı milletlerden olan Selman b. Fârîsî (r.a) Bilal Habeşî gibi Arap olmayan Sahabeler de mevcuttur. Bu durum göz önüne alındığında Sahabelerin Kur’ân’ı anlama şekilleri farklılık göstermekte ve bu farklılıklardan dolayı Kur’ân’ı tefsir konusunda farklılaşmalar ortaya çıkmaktadır.

2. Sahabenin Tefsire İlmine Yaklaşımı Ve Tefsirdeki Yöntemleri

Sahabeler, Hz. Peygamber (s.a.v) hayatta iken karşılaştıkları soruları ona sorup cevaplarını ondan öğreniyorlardı. Onun vefatından sonra ise Kur’ân’ı tefsir etme konusunda iki gruba ayrıldılar. Bir grup Sahabe İslam’ın ilk günlerinde olduğu gibi tefsir ile ilgili mevzularda çekingen davranarak re’y ile tefsire karşı çıkanlar ki, Bu kısım sahabelerde Hz. Peygamber (s.a.v)’in “Kim bilgisizce Kur’ân hakkında bir şey söylerse cehennemdeki yerine hazırlansın”5 “Kim sırf kendi içtihadı ile Kur’ân hakkında bir şey söylerse isabet etse bile hata etmiş olur”6 şeklindeki rivayetlerin etkili olduğu söylenebilir. Onlar bu gibi rivâyetleri esas alarak âyetleri tefsir etme konusunda çekinceli davranmışlardır. Bu duruma; Hz. Ebu Bekir (r.a)’a “eben” kelimesinin anlamı sorulunca “Allah’ın kitabına dair her şeyi kendi fikrime göre tefsir eder veya anlamını bilmediğim bir şey hakkında konuşursam, hangi arz beni üzerinde taşır ve hangi sema beni altında gölgelendirir”7 şeklinde vermiş olduğu cevabı, Hz. Ömer (r.a) da söz konusu âyetin içinde yer aldığı sûreyi minberden okuyup, “bütün bunları biliyoruz, fakat “ebben” kelimesi hakkında Allah’a yemin ederim ki bu bir zorlamadır”8 diyerek, re’y ile tefsiri tasvip etmediğini ifade eden sözleri örnek olarak gösterebiliriz. 


Zikredilen bu ve benzeri rivâyetler bize bir kısım Sahabenin Kur’ân’ı tefsir etme konusunda duyarlılık gösterdikleri; âyetleri kendi reylerine göre tefsir etmekten uzak durmayı tercih ve tereddüt ettiklerini göstermektedir. 


Bir kısım Sahabeler de naklin bulunmadığı yerde kendi içtihatlarıyla Kur’ân’ı tefsir etme yoluna gitmişlerdir. Bu Sahabeler, herhangi bir âyeti tefsir ederken öncelikle Kur’ân’a sonra da Resulullah’ın sünnetine başvurmuşlar, eğer aradıkları cevabı bu iki kaynakta bulamazlarsa kendi içtihatları ile tefsire yönelmişlerdir.

İçtihad içeren bu tefsirler; genel olarak ya dil ya da din olgusuna önem vermektedir. Çünkü Kur’ân onların ana dilleriyle nâzil olduğu için9  onun lafız ve tepkilerini, inceliklerini Hz. Peygamber (s.a.v)’den sonra en iyi bilen onlardır. Sahabelerin dil tahlilleri ile birlikte Arap şiirini çok kullandığı görülmektedir. Özellikle İbn Abbas’ın tefsirde Arap şiirini çok kullandığı rivâyet olunmuştur. Mesela kendisine soru soran Nâfî b. Ezrak’a cevaben her kelimeyi beyt okuyarak cevaplandırdığı ifade edilir.


Örnek olarak; “Şimdi ne oluyor o inkâr edenlere ki, sana doğru boyunlarını uzatarak konuşuyorlar: sağdan ve soldan bölük bölük”10  âyetinde geçen “izin” kelimesini “ince halkalar ve dağınık fırkalar” şeklinde tefsir etmiş ve bu ifadelerini bir beyitle desteklemiştir. Ayrıca Ashâb, tefsir yaparken nesih-mensuha, nüzul sebeplerine dikkat çektiği yerler de vardır. Örneğin; Abdullah b. Ömer’in “Sana, şarap ve kumar hakkında soru sorarlar. De ki: Her ikisinde de büyük bir günah ve insanlar için bir takım faydalar vardır.” Ancak her ikisinin de günahı faydasından daha büyüktür. Yine sana iyilik yolunda ne harcayacaklarını sorarlar. «İhtiyaç fazlasını» de. Allah size âyetleri böyle açıklar ki düşünesiniz”  âyeti inzâl olunca; Ashab: “Ey Allah’ın Resulü! Ondan yararlanıp onu içelim” deyince “Ey iman edenler! Siz sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın”  âyeti inzâl edildi. Daha sonra da içkinin kesin bir biçimde haram olduğunu bildiren âyet nâzil oldu; “Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.”  Bu âyetle birlikte içki kesin olarak yasaklanmış oldu. 

Burada dikkat edilmesi gereken konu Sahabenin aralarında bir takım farkların olmasıdır. Çünkü Sahabeler farklı kültür, zekâ ve ilimlere sâhiptiler. Onların bu farklılıkları Kur’ân’ı anlama konusunda da farklılık göstermektedir. Ayrıca bir kısım Sahabe Hz. Peygamber (s.a.v)’in yanında uzun süre dururken, bir kısmı da kısa zaman zarfında yanında bulunmuşlardır. Bunun için onların Kur’ân anlayışları da elbette farklılık arz edecektir. Dolayısıyla bu farklılıklar onların farklı tefsir yorumu yapmalarına vesile olmuştur. Onların bu farklılıkları tezat değil, çeşitlilik farkıdır. Bu durum göz önünde bulundurulursa bir kelimenin birden fazla farklı şekilde açıklamış olduğu görülecektir.

3. Sahabe Tefsirinin Bağlayıcılığı

Bu durumu izah edebilmek için hadis usûlü açısından Sahabe sözlerinin ne ifade ettiği bilinmelidir. Kaynaklara göre Sahabe sözleri ya merfu hadis hükmündedir ya da mevkuf haberdir. Eğer Sahabenin yapmış olduğu açıklamalar, üzerinde içtihat etme ve fikir yürütmenin mümkün olmadığı bir alana ait ise bunlar merfu haber hükmünde kabul edilmiştir.11

Merfu haberler dışında fikir yürütülmesi ve içtihat edilmesi mümkün olan durumlara ait olan haberlere mevkuf haber denir.12 Bu duruma göre müfessirler tarafından merfu haberler bağlayıcı görülüp, delil olarak kabul edilmiştir.13 Bu tür rivâyetler onların bizzat şahit oldukları duruma dayanmaktadır. 


Mevkuf haberlere gelince ise bu haberler Sahabenin bilgi birikimine dayanan ve içtihadın mümkün olduğu haberlerdir. Bu haberlerin bağlayıcılığı konusunda Müfessirler arasında ihtilaf görülmektedir. Bunların bir kısmına göre bu haberleri almak vacip olmayıp; bu haberler içtihada dayanmaktadır. Müçtehidin de yanlış yapma olasılığı mevcut olduğu için tefsirde kullanmak için içtihada bağlıdır.14 Diğer kısım müfessirler ise Sahabeler bu bilgileri, Hz. Peygamber (s.a.v)’den ders almışlardır. Bu yüzden Hz. Peygamber (s.a.v)’den sonra Kur’ân’ı en iyi bilen onlardır.15 Yani içtihat edilmesi mümkün olmayan konularda Sahabenin tefsiri bağlayıcı olduğu savunulmuştur.

4.Sahabelerin Yapmış Olduğu Tefsirin Genel Nitelikleri

Sahabeler, Kur’ân’ın tamamını tefsir etmemiş ve buna da ihtiyaç duymamıştır. Sadece ihtiyaç duydukları durumları tefsir etmişlerdir. Tefsirdeki yöntemleri, âyeti; âyetle, sünnetle ve nüzul sebepleri ile açıklamışlardır. Sahabe arasında zuhur eden ihtilaflar görülmüş, bu ihtilaflar tezatlık değil ziyade çeşitliliği olarak ifade edilmiştir. Sahabeler ahkâm âyetlerinden hüküm istinbâtında bulunmamışlar ve tefsir kaynakları daha bu dönemde henüz tedvin edilmemiştir.16

5.Meşhur Müfessir Sahabeler

Tefsir ilminde şöhrete ulaşan Sahabe müfessirler Hz. Ebu Bekir (r.a), Hz. Ömer (r.a), Hz. Osman (r.a), Hz. Ali (r.a), Abdullah b. Abbas (r.a), Abdullah b. Mesud (r.a), Ubey b. Ka’b (r.a), Zeyd b. Sabit (r.a), Abdullah b. Zübeyr (r.a), Ebu Musa el-Eş’âri (r.a)17’dır. 18

Sonuç

Bu makalede Tefsir ilmi açısından sahabenin yeri ve önemi ele alınmıştır. Bu incelemede Tefsir ilminde sahabe önem arz etmektedir. 


Sahabenin İslam dini ile ilk müşerref olma özelliğine sahip oldukları esas alınırsa onların Tefsir ilmi açısından önemi büyüktür. Onlar Hz. Peygamber (s.a.v)’in öğrencileridir. Bu sebeple Hz. Peygamber hakkında bilgi ve onun öğretileri sahabeden rivayet edilmiştir. Ama onların Hz. Peygamber (s.a.v)’in yanında bulunup bulunmama konusunda farklılıkları olması konuya yaklaşım açısından da önemlidir. Bu sebeple onlar Hz. Peygamber’den sonra silsilenin en başındadır. Tefsir ilminde ün kazanmış başlıca sahabeler de bulunmaktadır.


Sahabenin Tefsir konusunda da yaklaşımları farklıdır. Bir kısmı tefsir etme konusunda çekingen davranırken bir kısmı da kendi şartları doğrultusunda bir takım bilgi ve rivâyetler doğrultusunda ve şiir ile Kur’ân’ı tefsir etme yoluna gitmişlerdir. Unutulmaması ve üzerinde durulması gereken bir husus da şudur; Sahabe-i Kiram Kur’ân-ı Kerim’in tamamını tefsir etmemişlerdir. Sadece onlar ihtiyaç doğrultusunda ihtiyaç duyulan ayet-i kerimeleri tefsir etme yoluna gitmişlerdir. Ayrıca Sahabe döneminin Tefsir İlmi açısından elimizdeki kaynaklar sınırlıdır.


BİBLİYOGRAFYA

CERRAHOĞLU, İsmail, Tefsîr Usûlü, T.D.V. Yay., Ankara, 2010.

DEMİRCİ, Muhsin, Tefsir Tarihi, İfav Yay., Beşinci Baskı, İstanbul, 2009.

İBN KESÎR, Ebu’l-Fida İsmail, Hadislerle Kur’ân’ı Kerim Tefsiri, (Çvr; Bekir Karlıağa, Bedrettin Çetiner) Çağrı Yayıncılık, İstanbul,1990. 

GÜMÜŞ, Sadreddin, Kur’ân Tefsirinin Kaynakları, İstanbul, 1990.

MÜSLİM, Fedâilü’s-Sahabe, Shamela.ws. (06.04.2017)

TABERÎ, Ebu Cafer Muhammed İbn Cerir, Câmiu’l-Beyân an Te’vi’l-Ayn’l-Kur’ân, (Yy: Ahmet Subaşı) Ümit Yay. Ümit Yayınları, İstanbul, 1955.

TİRMİZÎ, Fedâilü’l-Kur’ân, (Hazırlayan: Abdullah Parlayan) Konya, Kitapçılık, ts.

SUYUTÎ, İmam Celâluddîn, el-Itkân fi Ulumi’l-Kur’ân, (Trc: Sakıp Yıldız, H. Avni Çelik) Hikmet Neşriyat, İstanbul, 1987. 

SUYÛTÎ, Celâluddîn, Tedribu^r-Râvi, yy., ts.

ŞÂTİBÎ, el-Muvâfakât, (Trc: Mehmet Erdoğan) İstanbul, 1999.

ZEHEBÎ, Muhammed Hüseyin, et-Tefsir ve’l-Müfessirûn, Mısır, 1976.

ZÜRKÂNÎ, Muhammed Abdulazim, Menâhilû’l-İrfân, Dâru’l-Hadis, Kâhire, 2001.


Dipnotlar

* Süleyman Demirel Üniv. İlahiyat Fak. Yüksek Lisans Öğrencisi, ( Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir )

1. Mâide, 5/67.

2. Cerrahoğlu, İsmail, Tefsîr Usûlü, T.D.V. Yay., Ankara, 2010, s.232.

3. Müslim, Fedâilü’s-Sahabe, s.216, Shamela.ws. (06.04.2017).

4. Zürkânî, Muhammed Abdulazîm, Menâhilü’l-İrfân, Dâru’l-Hadis, Kâhire, 2001, c.I, s.24.

5. Tirmizi, Tefsir, s.1; Taberî, Ebu Cafer Muhammed İbn Cerir, Câmiu’l-Beyân an Te’vi’l-Ayn’l- Kur’ân, (Yy: Ahmet Subaşı) Ümit Yay., c.I, s.27.

6. Tirmizi, a.g.e, s.1.

7. Taberî, a.g.e, c.I, s.27; İbn Kesîr, Ebu’l-Fida İsmail, Hadislerle Kur’ân Tefsiri, (Çev: Komisyon) Çağrı Yay., İstanbul, 1990, c.IV, s.473.

8. İbn Kesir, a.g.e, c.IV, s.473; Suyûtî, İmam Celâluddîn el-Itkân fi Ûlûmi’l-Kur’ân, (Trc: Komisyon)Hikmet Neşriyat, İstanbul, 1987, c.I, s.149.

9.  Yûsuf, 12/2.

10.  Me’âric, 70/36-37.

11. Suyûtî, Tedribu’r-Râvi, yy., ts., c.I, s.192.

12. Bkz. Subhi Salih, Hadis İlimleri, s.175.

13. Zehebî, Muhammed Hüseyin, et-Tefsir ve’l-Müfessirun, Mısır, 1976, c.I, s.95.

14. Şâtîbi, el-Muvafâkat, (Trc: Mehmet Erdoğan) İstanbul, 1999. c.IV, s.41.

15. Gümüş, Sadreddin, Kur’ân Tefsirinin Kaynakları, İst. 1990, s.77-78.

16. Suyûtî, Itkân, c.I, s.158.

17. Suyûtî, Itkân, c.II, s.239.

18. Bilgi için: bkz. Demirci, Muhsin, Tefsir Tarihi, İfav Yay., Beşinci Baskı, İstanbul, 2009, s.75.