Evveli Rahmet, Ortası Mağfiret, Sonu Cehennem Ateşinden Kurtuluş Olan Ramazan Ayı

e-Posta Yazdır PDF

Ebu Hureyre (R.A.)den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.)Efendimizin:


“Kim, iman ederek ve mükâfatını sadece ALLAH Teâlâ'dan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, onun geçmiş gü¬nahları mağfiret olunur.”1 müjdesine erebilmek için, rahmet iklimi bu ayda nefsimizi kötü duygulardan arındırdığımız gibi etrafımıza da her türlü maddi-manevi desteği vermeye çalışalım.


Oruç ALLAH Teâlâ’ya itaat ve ibadettir. Kişiye sı¬nırsız sevab kazandırır. Çünkü oruç yalnız ALLAH Teâlâ içindir. ALLAH Teâlâ’nın keremi ise sınırsızdır. Oruç bir yıldan öbür yıla kadar işlenen küçük günahlara keffarettir. Oruç ALLAH Teâlâ’nın emirlerine uymak ve yasaklarından sakınmaktan ibaret bulunan takvaya sebep olur.


Oruçtan beklenen bu güzel neticelere nail olabilmek için onu kemaliyle tutmak ve yalan konuşmak, gıybet etmek gibi oruca zarar verecek şeylerden kaçınmak gerekir. Ebû Hureyre (R.A.)den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:


"Her kim yalan söylemeyi ve yalanla amel etmeyi bırakmazsa, o kimsenin yemesini içmesini bırakmasına ALLAH Teâlâ için hiçbir ihtiyaç yoktur."2 buyurmuşlardır.


Enes b. Malik (R.A.)den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:


"İnsanların etlerini yemeğe devam edenler, yani gıybet edenler oruç tutmamıştır."3buyurdu.


Ebû Hureyre (R.A.)den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz: 


"Oruç, yemekten, içmekten kesilmek değildir. Oruç ancak fuzuli ve şehevâni sözlerden oruç tutmaktır. Eğer bir kişi sana söver veya sana karşı bilgisizce hareket ederse sen muhakkak ben oruçluyum, dolayısıyla sana uyamam de!"4


Bu sebeble tutulan orucun tam kâmil olabilmesi için:


1-Göz dinen kötü, haram ve mekruh olan şeylere bakmayacaktır.

2-Dil yalan söylemeyecek, dedikodudan, aleyhte konuşmak ve gıybet yapmaktan, özellikle yalan yere yemin etmekten sakınacaktır.

3-Kulak dinen kötülenmiş, haram ve mekrûh olan şeyleri dinlemeyecektir. Müslümanlıkta söylenmesi haram olan her şeyin dinlenmesi de haramdır. Bir kimsenin aley-hinde konuşanı ve gıybet yapanı dinleyen de, söyleyenin günahına ortak olmuş olur.

4- Eller harama ve hileye, dinen kötü ve mekruh olan şeylere uzanmayacaktır.

5- Ayaklar gidilmesi dinen kötü, haram ve mekruh olan yerlere basmayacaktır.


Şu halde oruç tutan bedenini de tüm organlarını da günahlardan ve kötülüklerden korumak zorundadır. Aksi halde şu hadis-i şerif tecelli eder. Ebu Hureyre (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:


“Nice oruç tutanlar vardır ki, haramdan sakınmadıkları için oruçlarından nasipleri, ellerine geçecek olan; sadece açlık ve susuzluk çekmektir. Nice gece kalkıp teheccüd namazını kılanlar vardır ki, kârları, nasipleri sadece uykusuzluktur.”  buyurmuşlardır.5


Ebu Hureyre (R.A.) buyurdu ki: "Gıybet, orucu yırtar, istiğfar ise onu yamalar. İçinizden her kim, yarın ahirete orucunu yamalanmış olarak getirmemeye güçlü ise, bunu mutlaka yapsın."


Cabir b. Abdullah (R.A.) buyurdu ki: "Oruç tuttuğun zaman kulağın, gözün ve dilin yalandan ve bütün haramlardan oruç tutsun yani uzak dursun. Hizmetçilerine eziyet etmeyi de bırak, oruçlu gününde üzerinde vekar ve sekinet bulunsun, oruçlu gününle oruçsuz gününü bir tutma."


Ebu Zer (R.A.): "Oruçlu olduğun zaman, gücün yettiği kadar haramlardan korun." derdi. Kendisi de oruçlu olduğu gün evine çekilip ibadetle meşgul olur, ancak namazlara çıkardı.


İmam-ı Mücahid buyurdu ki: "İki huy vardır ki, onlardan sakınanın orucu kurtulur, bunlar da gıybet ve yalandır."


Ebu’l-Âliye Hazretleri de: "Oruçlu kimse, gıybet etmediği müddetçe ibadettedir."6buyurmuştur.


Şimdi kısaca orucun fkhî hükümlerini kısaca arzedelim.


Orucu Bozmayan Şeyler


Orucu bozmayan şeyler şunlardır:

1- Hatırlayınca bırakmak şartıyla, oruçlu olduğunu unutarak yemek, içmek, cinsi münasebette bulunmak.

2- Uyurken ihtilam olmak, yani uyurken cünüplük hali meydana gelmek. 

3- Hanımını sadece öpmek.

4- Cünüp olarak sabahlamak ve sabahleyin yıkanmak.

5- Ağzına gelen balgamı veya kafasından burun içine inen akıntıyı içine çekip akıntıyı yutmak. Ağzındaki tükrüğü yutmak. Ağzından dışarı çıkıp tamamen ayrılan tükrüğü tekrar yutmak orucu bozar.

6- Yıkanırken kulağına su kaçırmak. Çünkü kulak ile boğaz arasında bir kanal bulunmakta ve kulak zarı bu kanalı tıkadığından, su veya ilaç boğaza ulaşmaz. Bu nedenle kulağa damlatılan ilaç veya kulağın yıkattırılması orucu bozmaz. Fakat kulak zarının delik olması durumunda, kulak yıkattırılırken suyun veya kulağa damlatılan ilacın mideye ulaşması mümkündür. Bu itibarla, orucu bozacak kadar suyun veya kulağa damlatılan ilacın mideye ulaşması halinde oruç bozulur.

7- Kendi isteğiyle olmayarak boğazına duman kaçırmak.

8- Boğazına toz girmek veya sinek kaçmak.

Önemli not: Astımlı hastaların ağıza püskürtülerek aldıkları ilacın bir kısmı ağız cidarında emilerek yok olacak kadar az olması ve esasen yutulmadığı için orucu bozmaz.


Çünkü bu hastalarının kullandıkları spreyden bir kullanımda 1/20 ml. gibi çok az bir miktar ağıza sıkılmaktadır. Bunun da önemli bir kısmı ağız ve nefes boruları cidarında emilerek yok olmaktadır. Bundan geriye bir miktarın kalıp tükrük ile mideye ulaştığı konusunda kesin bir bilgi de yoktur. Ayrıca oruçlu iken abdest alırken ağızda su çalkalamak, oruca zarar vermez.7 Abdest alırken ağızda kalan su ile kıyaslandığında bu miktarın çok az olduğu görülmektedir. Bu hususta fukahanın icmaı da vardır. Ayrıca misvaktan bazı kırıntıların ve kimyevi maddelerin mideye ulaşması kaçınılmaz olduğu halde Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin oruçlu iken misvak kullandığı sahih hadis kaynaklarında yer almaktadır.8  Diğer taraftan “Kesin olarak bilinen, şüphe ile bozulmaz.” kaidesi gereğince mideye ulaşıp ulaşmadığı konusunda şüphe bulunan bir şeyle oruç bozulmaz.


Bu itibarla astımlı hastaların sağlığı oruç tutmalarına uygun olup başka bir hastalıkları da yoksa rahat nefes almalarını sağlamak amacıyla ağza püskürtülen oksijenli ilaç orucu bozmaz.

9- Ağzına aldığı ilacın tadı boğazına varmak.

10- Dişleri arasında sahur yemeğinden kalan ve nohut tanesinden küçük olan şeyi yemek.

11- Dışardan susam tanesi kadar bir şey alarak ağzının içinde yavaş yavaş çiğneyip yok etmek ve tadı boğazına varmamak. Bu bakımdan bazı kalp rahatsızlıklarında dil altına konulan ilaç, doğrudan ağız dokusu tarafından emilip kana karışarak kalp krizini önlemektedir. Söz konusu ilaç ağız içinde emilip yok olduğundan mideye bir şey ulaşmamaktadır. Bu itibarla, dil altı kullanmak orucu bozmaz. Fakat dışardan susam tanesi kadar bir şey veya dil altı alınarak çiğnemeden yutulursa oruç bozulur.

12- İhlil yani erkeğin aletinin sidik deliğine ilaç veya su akıtmak. Bu  bakımdan idrar kanalının görüntülenmesi, idrar kanallarına giren cihazlar veya akıtılan ilaçlar orucu bozmaz.

13- Oruçlu iken kan aldırmak, bıyık yağlamak. 

14- Göze ilaç damlatmak, sürme çekmek. Çünkü mütehassıs, uzman göz doktorlarından alınan bilgilere göre, göze damlatılan ilaç miktar olarak çok az, 1 mililitrenin 1/20'si olan 50 mikrolitre olup bunun bir kısmı gözün kırpılmasıyla dışarıya atılmakta, bir kısmı gözde, göz ile burun boşluğunu birleştiren kanallarda ve mukozasında mesamat yolu ile emilerek vücuda alınmaktadır. Damlanın yok denilebilecek kadar çok az bir kısmının, sindirim kanalına ulaşma ihtimali bulunmaktadır.

15- Merhem ve ilaçlı bant kullanmak. Deri üzerindeki gözenekler ve deri altındaki kılcal damarlar yoluyla vücuda sürülen yağ, merhem ve benzeri şeyler emilerek kana karışmaktadır. Ancak cildin bu emişi, çok az ve yavaş olmaktadır. Bu itibarla, deri üzerine sürülen merhem, yapıştırılan ilaçlı bantlar orucu bozmaz.

16- Zayıflama bandı kullanmak. Çünkü bu bantlardaki bitkisel mad-deler her ne kadar kana karışsa da, yenilen içilen bir şey olmadığı için orucu bozmaz. 

17- Orucu bozmaya niyetlenmek, fakat bozmamak

18- Kulağını bir şeyle karıştırıp irin v.b. şeyler çıkmak.

19- Biyopsi yaptırmak. Tahlil amacıyla vücudun herhangi bir organından parça alınması yani biyopsi orucu bozmaz.

20- Bir şeyi koklamak. 

21- Kendiliğinden gelen kusuntunun gene kendiliğinden geri gitmesi. Fakat kendiliğinden gelen kusuntuyu iade orucu bozar.

22- Boğaza parmak salıp azıcık kusmak. Ağız dolusu olursa, bozulur.

23- Kendi elinde olmaksızın kusmak. 

Not: Kusma hadiselerinde, orucu ihtiyaten kaza etmek gerekir.

24- Bir kadına bakmak veya onu düşünmek suretiyle inzal vaki olmak, menisi gelmek. Ancak bu gibi haller orucun sevabını azaltır.

25- Oruçlu iken gıybet etmek, yalan konuşmak. Ancak bu gibi haramları işlemek orucun sevabını yok eder.


Orucu Bozan, Hem Kaza Ve Hem De Keffaret Gerektiren Şeyler:


Oruç bir ibadet olduğu için, her ne su¬retle olursa olsun başladıktan sonra orucu bozmak günahtır. Hem de büyük günah. Çünkü Ebu Hureyre (R.A.)den rivayete göre, Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:


"Her kim dinen geçerli bir ruhsat veya hastalık olmaksızın Ramazandan bir günün orucunu yerse bütün bir ömür oruç tutsa da onu ödemiş olmaz!"9


Binaenaleyh çok çok tevbe-istiğfar etmek ve onu kaza etmek gerekir. Ramazan orucu, dinen geçerli bir mazeret olmadan bozulduğu takdirde, ayrıca keffaret adı verilen dünyevi bir ceza da vardır. 


Şimdi Orucu bozan, hem kaza ve hem de keffaret gerektiren şeyleri izah edeceğiz:


Önce kaza ve keffaret tabirlerini izah edelim. Kaza: Bozulan orucu gününe gün tutmaktır. Keffaret: Bozulan Ramazan orucuna karşılık dünyevi bir cezadır ki sırasıyla:


a- Varsa bir köle azad etmek, hür kılmak.

b- Köle azad etme imkânını bulamazsa, iki ay aralıksız oruç tutmak.

c- Yaşlılık, zayıflık veya hastalıktan dolayı, tabiiki bu mazeretlerin dinen geçerli olması lâzımdır, oruç tutamazsa, altmış fakiri sabah-akşam doyurmaktır. Ya da altmış fitre vermektir. İşte keffaret bunlardan ibarettir. Bunların hiçbirisine gücü yetmezse, ALLAH Teâlâ’dan afv ü mağfiret ister. Keffaret gerektirecek şekilde birkaç defa oruç bozan kimseye, eğer evvelkilerin keffareti yapılmamış ise, hepsine bir keffaret kâfi gelir. Şimdi maddelere geçelim:


1- Oruçlu olduğunu bile bile yemek, içmek.

2- Oruçlu olduğunu bile bile cinsî münasebette bulunmak.

3- Ağıza giren yağmuru, doluyu veya karı bile bile yutmak.

4- Sigara, püro vb. şeyleri içmek, enfiye çekmek.

5- Çiğ et v.b. şeyleri yemek.

6- Az miktarda tuz yemek.

7- Hanımının veya sevdiği bir başka kimsenin tükürüğünü yutmak.

8- Kil vesaire gibi yemesini adet ettiği bir çamuru vb. şeyleri, meselâ kömür, kül gibi yemek.

9- Hanımını şehvetle öptükten, gıybet yaptıktan veya kan aldırdıktan sonra, oruç bozuldu zannıyla bile bile orucu bozmak.

10-Hariçten susam tanesi veya en az o büyüklükte olan başka bir yiyecek maddesini ağıza alıp yutmak. Buğday ve arpa tanesi yutmak.


Kaza ve kefaret gerektirecek şekilde orucu bozan kimseye, aynı gün, orucu bozmayı mubah kılan bir hastalık gelse veya bu kimse kadın ise, hayız kanı gelse veya loğusa olsa keffaret düşer. Çünkü bu durumlarda olan kimsenin orucu zaten bozulacaktı ve sadece kaza gerekecekti. Ancak böyle durumlarda sefere çıkmak, keffareti düşürmez.


Orucu Bozan Ve Yalnız Kaza Gerektiren Şeyler


1- Sade un, sade hamur veya pirinç yemek.

2- Bir defada çok miktarda tuz yemek.

3- Yenmesi adet edinilmeyen bir toprağı yemek.

4- Zeytin çekirdeği v.b. şeyleri yutmak.

5- Ayva gibi olmadan yenmeyen ham meyva yemek.

6- Pamuk ve kağıt gibi yenmesi adet edinilmeyen şeyi yutmak.

7- İçi henüz olmamış taze ceviz yutmak.

8- Kuru ceviz, fındık, fıstık veya bademi katı kabuğuyla yutmak.

9- Taş, demir, bakır, altın, gümüş, toprak yutmak.

10- Hukne etmek yani arkasından ilaç akıtmak, şırınga yaptırmak, fitil kullanmak, lavman yaptırmak. Çünkü sindirim sistemi, ağızla başlayıp anüsle sona eren, sindirim borusu ile sindirim bezlerinden oluşur. Sindirim borusu ise, ağızla başlar. Ağzın gerisinde yutak bulunur. Sonra yemek borusu, mide, ince bağırsak, kalın bağırsak, rektum ve anüs gelir. Sindirim ince bağırsaklarda tamamlanmaktadır. Kalın bağırsaklarda ise, sadece su, glikoz ve bazı tuzlar emilmektedir. Kalın bağırsaklarda su, glikoz ve bazı tuzlar emildiği için, hukne yapılması yani arkasından ilaç akıtılması, şırınga yaptırılması, fitil kullanılması, lavman yaptırılması oruç bozar. Çünkü bütün bu durumlarda orucu bozacak kadar şeyler bağırsakta kalabilir. 

11- Burnuna ilaç çekmek, burun damlası kullanmak. Ancak tedavî amacıyla burna damlatılan ilaç, yaklaşık 0,06 cm3 kadar az olursa, oruç bozulmaz. Çünkü bu kadar az olan damla burun çeperleri tarafından emilmekte, çok az bir kısmı mideye ulaşmakta, belki de hiç ulaşmamaktadır. Bu da, mazmazada olduğu gibi ma’fuv kapsamında değerlendirilebilir.

12- Boğazına huni ile bir şey akıtmak.

13- Kulak zarının delik olması durumunda, kulağının içine yağ, ilaç veya su damlatmak. Çünkü bu durumda orucu bozacak kadar yağ, ilaç veya suyun mideye ulaşması mümkündür. 

14- Ağzına aldığı boyalı ibrişim vb. şeyin boyasıyla rengi bozulmuş olan tükürüğünü yutmak.

15- Karnında veyahut başında bulunan bir yaraya akıtılan ilaç mideye veya dimağa yani beynin, kafanın içine ulaşmak. Bu bakımdan zamanımızda, oruçlu iken vurulacak olan iğne veya aşının orucu bozar kabul edilmesi daha ihtiyatlıdır. Çünkü iğne ile kaba etten veya damardan deva veya gıda olarak verilen ilâcın, bedenin her tarafına kan dolaşımı yoluyla yayıldığı bugün tıbben kesinlikle sübut bulmuş, yaralara konulan ilâçların beyin ve karın boşluğuna ulaşması hususundaki tereddüde artık yer kalmamıştır. Dışarıdan verilen bir ilâcın mide veya beyne ulaşmasının katiyyeti halinde, orucun bozulacağı fakîhlerce ittifakla kabul edilmiştir.

Şöyle ki: Başta olup ta beyne kadar derinleşen veya karında olup ta karın boşluğuna kadar inen yaralara tatbik edilen ilaç katı ve kuru ise orucu bozmaz. Fakat bu gibi yaralara sıvı ilaç konulursa, İmam-ı Azam Ebû Hanîfe’ye göre orucu bozar ve sadece kazayı gerektirir. İmam Ebû Yûsuf ile İmam Muhammed’e göre ise orucu bozmaz. Çünkü konulan ilacın beyne veya karın boşluğuna varıp varmadığı kesinlikle bilinememektedir.


Görülüyor ki, bu mesele üzerinde İmam-ı Azam ile İmameyn arasındaki ihtilaf, yaraya konulan ilacın beden dahiline yani karın boşluğuna veya dimağa vâsıl olup olmaması noktasındadır. 


Bugün tedavide çok müracaat edilen tıbbî enjeksiyon yani iğneyle ilâç verilmesi mevzuu ile derin yaralara konulan ilâç arasında çok sıkı bir benzerlik vardır. Yalnız şu farkla ki, 


Bu sebeple oruçlu olan bir kimse, önemli bir sebep veya zorlayıcı bir zaruret yoksa iğne yoluyla yapacağı tedaviyi iftar vaktinden sonraya tehir etmelidir. Bir mecburiyet dolayısıyla gündüz oruçlu iken iğne yaptıranlar, Ramazan-ı Şeriften sonra bu oruçlarını kaza etmelidirler.

16- Serum veya kan vermek.

17- Diyaliz. Böbrek yetmezliği hastalarına uygulanan bütün diyaliz çeşitlerinde oruç bozulur.

18- Anjiyo yaptırmak. Çünkü damar içine damarların görünür hale gelmesini sağlayan ve kontrast madde olarak tanımlanan ilaç verilerek, anjiyogram adı verilen filmler elde edilir. Verilen bu ilacın da, dimağa yani beynin, kafanın içine ulaşması muhtemeldir.


19- Endoskopi, kolonoskopi yaptırmak, makat veya ferçten ultrason çektirmek. Midedeki hastalığı tespit amacıyla mideyi görüntülemek veya mideden parça almak için yaptırılan endoskopide, ağız yoluyla mideye tıbbî bir cihaz sarkıtılmakta ve işlem bittikten sonra çıkarılmaktadır. Kolonlardaki hastalığı teşhis etmek amacıyla, bağırsak içini görüntülemek veya parça almak için yapılan kolonoskopide, makattan bağırsaklara cihaz gönderilmekte ve işlem bittikten sonra çıkarılmaktadır. Kolonoskopi-de, hemen hemen daima, endoskopide de genellikle, incelenecek alanın temizliğini sağlamak amacıyla cihaz içinden su verilmektedir.


Endoskopi veya kolonoskopi yaptırmak; makat veya ferçten ultrason çektirmek; yeme, içme anlamına gelmemekle birlikte, çoğunlukla cihaz içinden su verildiği için oruç bozulur. Ancak söz konusu işlemlerde cihazların kullanımı sırasında sindirim sistemine su, yağ ve benzeri gıda özelliği taşıyan bir madde girmemesi durumunda endoskopi, kolonoskopi yaptırmak, makat veya ferçten ultrason çektirmek orucu bozmaz.

20- Bölgesel ve genel anestezi yaptırmak. Acı ileten sinir yolları üzerinde iletimin değişik seviyelerde engellenmesi anestezi oluşturmaktadır. Lokal, bölgesel ve genel anestezi olmak üzere, üç türlü anestezi vardır. Küçük ameliyatlarda ameliyat bölgesinin yakın çevresine iletimi engelleyen ilaçların verilmesi ile oluşan anesteziye lokal anestezi denir. Vücudun daha geniş bölgeleri, örneğin belden aşağısı veya bir yarısı iletimin omurilik düzeyinde engellenmesi için omuriliğe veya omuriliğe varmadan geniş bir sinir grubunun oluşturduğu bağlantı yerleri üzerine ilaç verilerek oluşturulan anesteziye bölgesel anestezi denir. Hastanın uyutulup ağrının duyulması beyin düzeyinde engellenirse bu tür anesteziye genel anestezi denir.


Anestezi, nefes yolu veya iğne ile vücuda ilaç verilerek oluşturulmaktadır. Nefes yolu veya iğne ile yapılan anestezi, mideye ulaşmadığı gibi, yeme-içme anlamı da taşımamaktadır. Ancak bölgesel ve genel anestezide, acil durumlarda ilaç ve sıvı vermek amacıyla damar yolu açılarak, bu açıklık işlem süresince serum vermek suretiyle sağlanmaktadır. Bu itibarla, lokal anestezi, orucun sıhhatine engel değildir. Bölgesel ve genel anestezide serum verildiği için oruç bozulur.

21- Boğazına kaçan yağmur veya karı istemeyerek yutmak.

22- Abdest alırken, ağzına aldığı su bo¬ğazına veya burnuna aldığı su genzine hata yoluyla kaçmak.

23- Bir başkasının zor kullanmasıyla oruç bozmak.

24- Dişleri arasında nohut tanesi kadar kalan şeyi yemek.

25- Uyurken birisi tarafından boğazına su dökülmek.

26- Unutarak yedikten veya içtikten sonra orucu bozuldu zannıyla bilerek yemek ve içmek.

27- Boğazına parmak salıp kendi isteğiyle kusmak.

28- Ağız dolusu gelen kusmayı iade etmek.

29- Bile bile midesine veya genzine duman sokmak. 

30- Tan yeri ağarmışken, vakit var zannıyla yeme ve içmeye devam etmek.

31- Güneş batmadan evvel, battı zannıyla iftar etmek.

32- Ramazan orucundan başka bir orucu bozmak.

33- Cinsel ilişki dışında kadının bir tarafına temas ettirmek veya öpmek suretiyle in¬zal vaki olmak, menisi akmak.

34- Ramazan orucuna niyet etmeyerek gündüz yiyip-içmek.

35- Oruçlu iken sefere niyet edip memleketinden çıkınca orucu bozmak.

36- Hastalık gibi dinen geçerli bir özür sebebiyle orucu bozmak.

37- Arka veya ön uzvuna yaş, ıslak parmağını girdirmek.

38- Ön veya arka organlara kaybolacak şekilde pamuk ve sargı bezleri sokmak. Böyle kuru maddelerin uçları dışarıda kalırsa, oruç bozulmaz.

39- Oruçlu bir kimseye ok veya mermi gibi bir şey saplandığında, saplanan şeyin ucu dışarıda kalmayacak şekilde vücûd içinde kaybolursa oruç bozulur ve kâza lâzım gelir.


Not: Bu sebeplerden herhangi birisiyle orucu bozulmuş olan bir kimsenin, tan yeri ağardıktan sonra hayzı veya loğusalığı bitip temizlenmiş olan bir kadının akşama kadar gene imsak etmesi, yani oruçlu gibi durması vaciptir.


Oruçluya Mekruh Olan Şeyler


1- Bir şeyi tadmak. Kocası aksi olan bir kadın yemeğin tuzuna bakabilir.

2- Bir şey çiğnemek. Bir kadın ufak çocuğu için, oruçsuz kimse bulamazsa çiğneme yapabilir.

3- Ağzında tükürüğü biriktirip yutmak.

4- Zayıf düşürme ihtimali bulunduğu zaman kan aldırmak, hacamat olmak veya meşakkatli işlerde bulunmak.

5- Nefsinden emin olmayanların hanımını öpmesi sarılması ve kucaklaması. Bir boşalma olmaması durumunda böyledir. Eğer öpmek veya kucaklamakla boşalma meydana gelirse mekruh olmakla kalmaz, oruç bozulur.

6- Oruçlunun taharet yaparken ilgili mahalli yıkamakta aşırılığa kaçması veya abdestte ağzına-burnuna su verirken suyu aşırı derecede genzine çekmesi ve ağzında tutması.

7- Oruca visalen, yani iftar etmeden diğer günün orucuna devam etmek.


Oruçluya Mekruh Olmayan Şeyler


1- Nefsinden emin olan kimselerin hanımını öpmesi, sarılması.

2- Misk veya gül vb. şeyleri koklamak.

3- Gözüne sürme çekmek, göz damlası kullanmak.

4- Bıyığına yağ sürmek.

5- Zayıf düşürmediği takdirde kan aldırmak, hacamat olmak.

6- Misvak kullanmak, ağzını fırça ile yıkamak.

7- Ağzına su almak.

8- Burnuna su çekmek.

9- Su yutmamak veya içeriye su kaçırmamak, şartıyla serinlenmek için yıkanmak.


Oruçluya Müstehap Olan Şeyler


1- Sahura kalkıp bir şeyler yemek-içmek.

2- Sahuru münasib vakte kadar tehir etmek. 

3- Vakit girince iftarı hemen yapmak, iftarda acele etmek. Şu duayı yapmak:


"Allâhümme leke sumtü ve bike âmentü ve aleyke tevekkeltü ve âlâ rizkıke eftartü ve savmel'gadi min şehri Ramazane neveytü, feğfirlî mâ kaddemtü ve mâ ehhartü. Ya Vasia’l-mağfirati iğfirli ve livalideyye ve li’l-müminine yevme yekumü’l-hisab. ALLAHümme innî es’elüke bi-rahmetike’l-leti vesiat külle şey’in en tağfire lî ve livalideyye ve li’l-mü’minine yevme yekumu’l-hisab.”


“Ey ALLAH'ım! Senin rızan için oruç tuttum, sana iman ettim, ve sana tevekkül ettim, güvendim. Senin rızkınla orucumu açtım ve Ramazan ayının yarınki orucuna da niyet ettim. Benim geçmiş ve gelecek günahlarımı bağışla! Ey mağfireti bol ALLAH’ım! Beni, annem ile babamı ve bütün müminleri kıyamet gününde mağfiret eyle. Ey ALLAH’ım! Her şeyi kaplıyan rahmetin ile istiyorum ki: Beni, annem ile babamı ve bütün mü’minleri kıyamet gününde mağfiret eyle. ALLAHım Hamd olsun verdiğin nimetlere, sağlık ve afiyete … ALLAHım, Sensin Rahman, Sensin Rahim. Bize hem dünyada hem de ahirette iyilik ve güzellikler ihsan eyle… Oruçlarımızı ve dualarımızı kabul eyle…Şüphesiz Sen dualarımızı işiten ve kabul edensin.”AMİN

.......................................................................

1)Buhari, İman: 28, Leyletu'l-Kadr: l, Savm: 6; Müslim, Sıyam: 3, 20, Müsafirin:175; Ebu Davud, Ramazan: l, Savm: 57; Tirmizi, Savm l, Cennet: 4; Nesai, Sıyam: 39; İbn-i Mace, İkame:173; Sıyam:2, 33; Darimi, Savm:44; A.b.Hanbel, 2/232

2)Buhari, Savm; 8; No:1804; 2/673

3)Deylemi, Firdevs, 4/77 No: 6238

4)Hâkim, Müstedrek, 1/430 

5)İbn-i Mace, Sıyam:21; No:1690; 1/539; Hakim, Müstedrek, 1/431.

6)Suyuti, Duru'l-Mensur, 1/484

7)Dârimî, Savm:21, No:1731

8)Buharî, Savm:27; Tirmîzî, Savm:29

9)Tirmizi, Savm: 27; Ebu Davud, Savm: 38; İbn-i Mace, Sıyam: 14; Darekutni, 2/191; Ahmed b. Hanbel, 2/386, 442, 470