TATİLDE ÇOCUKLARIMIZA KUR'AN ÖĞRETİMİ VE İSLÂMÎ EĞİTİM...

e-Posta Yazdır PDF

   Bilindiği gibi ilk ve ortaöğretim okullarında okuyan hatta yüksek tahsil gören öğrenciler de yaz tatiline girdiler. Bu süreyi en güzel ve en verimli bir şekilde değerlendirmek ne büyük kazanç... Bu iş için en hayırlı çalışmanın ne olduğunu hiç düşündünüz mü? Hz.Osman (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:

   “Sizin en hayırlılarınız, Kur'ân-ı Kerîm'i öğrenen ve başkalarına öğretenlerinizdir,”1 buyurdu.

   En hayırlılar arasına girmeyi kim istemez, değil mi? Biliyorum, göz bebeğimiz sevgili öğrencilerimiz öğrenim yılı boyunca çok yoruldular. Fakat insan, bir ömür “öğrenci” durumunda... Beşikten mezara kadar... Nobel ödüllü bir ilim adamı Prof. Abdusselam: "Yorulduğunuz zaman nasıl dinlenirsiniz?” şeklindeki bir soruya şu karşılığı veriyor:

  - Dinlenmek mi? Biz 6-7 çeşit ilim ile meşgul oluyoruz. Birinden yorulursak, diğerine geçiyor ve öylece dinleniyoruz.
   Çocuklarımız da öyle... Kur’an-ı Kerim gibi dinlendirici ve ferahlatıcı bir kitaba yönelmek en hayırlı iş...

   Çocuklarımızı ihmal etmeyelim. Anne-babalar da, bu en hayırlı iş konusunda çocuklarını teşvik edici olmalılar...Çocuklarını Kur’an-ı Kerim gibi dünya ve ahiret saadetini kazanmanın yollarını öğreten bir kitaptan mahrum bırakmamalılar...

   Bu düşünceden hareketle, öğrencilerimizin önlerinde çok güzel bir fırsat var. Rabbimizin kitabı olan Kur'ân-ı Kerîm'i öğrenmek... Yani sözlerin en güzelini...

   Kur'ân-ı Kerîm'i ve dini bilgileri öğrenmek için, yaz tatili güzel bir fırsat. İnsanlığa asıl kurtuluş reçetesini sunan Kur'ân-ı Kerîm'i okumayı ve anlamayı ihmal etmemeliyiz.

   İnsanoğlu için Rabbisini ve Rabbisinin gönderdiği bilgileri öğrenmekten daha büyük bir şeref olabilir mi? O, bizim Yaratıcımız... Yok iken var edenimiz... Sayılmayacak kadar çok nimetlerini bize ihsan edip yaşatanımız…

   Çocuklarımız bizim canımız, ciğerimiz, en önemli varlığımız... Onları her türlü kötülük ve zararlı alışkanlıklardan kurtarmanın en önemli yöntemi, Kur’an-ı Kerim ile buluşturmak... ALLAH kelamını öğretmek... İyilik ve kötülükleri ayırt edebilmeleri için kılavuzluk etmek... Anne-babalar şunu çok iyi bilmelidirler ki, çocuklarımızın yalnız yiyecek, giyecek ihtiyaçlarını karşılamak yeterli değil... Onları manevî alanda da donanımlı hale getirmek gerekir. Hayatın anlamını, dünya ve ahirette mutlu olmanın yollarını da öğretmek lâzım... Bunu yapmayan anne-babalar, sonunda pişman olurlar. Fakat, son pişmanlık fayda vermez.

   Çocuklarımız bizim en kıymetli varlıklarımız... Bizim neslimizi sürdürecekler... Onları Kur'ân-ı Kerîm gibi bir kitaptan nasıl mahrum edebiliriz? Biz, cennet ve cehennemin varlığına iman etmişiz. O canlarımızı, cehennemde görmeye gönlümüz nasıl razı olur? Rabbimiz bu konuda bizi şöyle uyarıyor: 

   “Ey iman edenler!.. Kendinizi ve ehillerinizi, ailenizi, çoluk-çocuğunuzu yakıtı insanlar ve kükürt, kibrit taşı olan bir ateşten, cehennem ateşinden koruyunuz...Cehennem ateşine sürüklenmelerine sebep olacak fitne ve isyandan koruyarak ALLAH-ü Teâlâ'nın emirlerine, itaate sevkedin…2

   Bu ayet-i kerime inince Hz.Ömer (R.A.) Resûlullah (S.A.V.) Efendimize şöyle sordu:

  - Ya Resûlellah! Kendimizi korumaya çalışıyoruz, ya aile halkını nasıl koruyalım? Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:

   “ALLAH'ın sizi menettiği şeylerden onları men edin; ALLAH'ın size emrettiği şeyleri onlara emredin.”3 Meselâ, sabah namazına önce siz kalkacaksınız. Sonra eşinizi ve çocuklarınızı kaldıracak-sınız.

   İşte, herkesten ve özellikle öğrencilerimizden yaz tatilini fırsat bilerek öğrenmelerini istediğimiz Kur’ân-ı Kerîm’den mahrum olmak, hiçbir mahrumiyete benzemez. Bu, telâfisi mümkün olmayan bir kayıptır. Nasıl ki, yabancı dil ve okul derslerinden başarılı olabilmek için yüksek paralar ödüyor, dersane-dersane, öğretmen-öğretmen dolaşıyorsak; Kur’ân-ı Kerîm’in de öğrenip anlaşılmasına büyük önem vermeliyiz.

Kur’an-ı Kerim’le
Tam Buluşma Zamanı

   ALLAH’ın yüce kelâmını öğrenmek ve Kur’ân-ı Kerîm ilimleri ile meşgul olmak için önümüzde güzel bir fırsat var. Yaz tatili. Bugünün dünyasında Kur’ân-ı Kerîm'e ulaşabilmek hiç de zor değil. Camilerimizde hocalarımız okutuyor. VCD, kaset, elif-ba’lar, kitap gibi pek çok öğrenme materyali mevcut. Bazı TV kanalları her gün Kur’ân-ı Kerîm kıraatı yayınlıyorlar. Eğer spor, müzik, yabancı dil öğrenimi gibi konulara ayırdığımız vakitler gibi; Kur’ân-ı Kerîm öğrenimini de ciddiye alır, vakit ayırırsak, Kur’ân-ı Kerîm ile buluşmak, öğrenmek hiç de zor olmayacaktır.

   Burada, Kur’ân-ı Kerîm öğreticisi hocalarımıza da bir hatırlatma yapmak istiyorum. Kur’ân-ı Kerîm öğreterek “en hayırlılar” içinde yer almaya devam etmek onlar için de bir fırsat. Kur’ân-ı Kerîm öğrenmek için gelenlere gösterecekleri şefkat ve güzel muamele sayesinde Kur’ân-ı Kerîm'in mesajını daha çok kişiye ulaştırmaya vesile olabilirler. Böyle bir şerefe ulaşmak her insana nasip olmaz. Hatta, her Kur’an-ı Kerim bilen, bir yakınına, bir komşusuna Kur’ân-ı Kerîm öğretebilmek için çırpınmalı. Her ev bir Kur’ân-ı Kerîm okulu haline gelmeli. Kur’ân-ı Kerîm hayatımıza girmeli. Hayatımıza renk, içimize ferahlık katmalı.

Kur'ân-ı Kerîm öğrenmemenin
hiç bir bahanesi yok.

   Bu konuda hiç bir kimsenin bir bahane bulmaya hakkı yok. İşte Diyanet İşleri Başkanlığı, bütün camilerde “yaz kursları” başlatmış bulunmaktadır. Hocalarımızın da bu konuda duyarlı davranıp fedakârlık yapacaklarına inanıyorum. Çocuklarımızın bu “yaz kursları”na gönderilmesi büyük bir imkândır.

   Bu itibarla çocuklarımızın gönüllerini ve hayatlarını Kur’ân-ı Kerîm'le aydınlatmak durumundayız. Çocuklarımızı Kur’ân-ı Kerîm'le buluşturmanın daraldığı zaman ve ortamlarda, her evin Kur’ân-ı Kerîm mektebi haline getirilmesi ve çocukların ilk mektep ve ilk mabed sayılan kendi yuvalarında Kur’ân-ı Kerîm'i öğrenmeleri gerekir. Çocuklarımızı kesinlikle ihmal etmeyelim. Çünkü bu konudaki ihmalin faturasının çok ağır olacağını bilelim. Teyp ve video kasetleri, VCD'ler, elektronik cihazlar, hatta internetten de faydalanarak Kur'ân-ı Kerîm öğrenmemiz mümkün...Yeter ki, bu işi ciddiye alalım ve öğrenmeye karar verelim. Çünkü kıyamet gününde Kur’an-ı Kerim’i niçin öğrenmedin? Çocuğuna niçin öğretmedin? diye sorulunca, ne cevab vereceğiz? Geçerli bir mazeretimiz olacak mı? Kesinlikle olmayacaktır. Ona göre..

   Bir sohbetimizde bu konudan yani Kur’an-ı Kerim’i öğrenmek ve eşimize-çocuklarımıza öğretmekten bahsederken, dinleyenlerden biri:

  - Hocam! Ne yapalım! Anne-babamız bize öğretmemiş, ALLAH onlardan sorsun! Deyince:

  - Böyle söyleme! ALLAH afetsin, de! Öğrenmeğe çalış, demiştim. O ise, aynı düşüncesini sürdürünce, kendisine:

  - Neyle meşgul oluyorsun, ne iş yaparsın? Diye sordum.

  - Ağır vasıta şöförüyüm. Bir nakliye şirketinde çalışıyorum. Kamyon-tır vesaire kullanıyorum, diye cevab verdi. Kendisine:

  - Peki! Bunları yani ağır vasıta şöförlüğünü, kamyon-tır vesaire kullanmasını sana kim öğretti? Annen-baban mı öğretti? Diye sordum. Şaşırır gibi oldu. Böyle bir soru beklemediği halinden belliydi.

  - Hayır, annem-babam öğretmedi, ben kendim öğrendim! Dedi. Ben de ona:

  - Peki! Ağır vasıta şöförlüğünü, kamyon-tır vesaire kullanmasını kendin öğrendiğin gibi, Kur’an-ı Kerim’i neden kendin öğrenmedin? Diye sordum. Bir cevab veremedi. Sadece:
  - Eh, işte! Demekle yetindi. Nasıl iyi demiş miyim?
Evet! Muhteremler! Annemiz-babamız şu veya bu sebeble bize Kur’an-ı Kerim’i, dini bilgileri öğretmemiş, buna imkan bulamamış olabilirler. Peki bu imkanlarla biz öğrensek, ne olur? Elbette çok güzel olur. Hem kendimizi, hem de onları büyük bir vebalden kurtarmış oluruz.

Çocuğumuz nerede okursa okusun, şu bilgileri yavrularımıza ezberletelim, biz de ezberleyelim:

   Rabbimiz ALLAH,
   Dinimiz İslâm,
   Kitabımız Kur’an-ı Kerim
   Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa sallALLAHü aleyhi ve selem efendimiz,
   Kıblemiz Ka’be,
   Hz.Adem (A.S.)ın neslindeniz,
   Hz.İbrahim (A.S.)ın milletindeniz,
   Bütün insanlarla kardeşiz,
   Kâlu belâ’dan beri Müslümanız,4
   Sözlerin en güzeline uyanlardanız.
   İçini HAK için, dışını halk için süsleyenlerdeniz.
   İtikatta, Ehli sünnet vel-cemaat Mezhebindeniz.

İslâm, beş şey üzerine kuruldu

  1- ALLAHın varlığına ve birliğine inanmak, Hz.Muhammed    (S.A.V.) Efendimizin O’nun peygamberi olduğuna şehadet etmek.
  2- Namazı dosdoğru kılmak,
  3- Oruç tutmak,
  4- Zekât vermek,
  5- Hacca gitmek

İmanın şartı altıdır

  1- ALLAHa iman.
   ALLAH vardır, birdir, eşi ve benzeri yoktur.

  2- Meleklere iman.
   Melekler; yemeyen, içmeyen, erkeklik ve dişiliği olmayan, ALLAHın emrettiğini yerine getiren, nurdan yaratılmış varlıklardır. Cebrail, Mikail, İsrafil ve Azrail (A.S.) büyük meleklerdirler.

  3- Kitaplara iman.
   ALLAH’ın, peygamberlerine indirdiği yüz dört kitap vardır. Dördü büyük kitap, yüzü sahifedir. Dört büyük kitaptan Tevrat Hz. Musa (A.S.)a, Zebur Hz. Davud (A.S.)a, İncil Hz. İsa (A.S.)a, Kur’an-ı Kerim Hz.Muhammed Mustafa (S.A.V.) Efendimize indirildi. Yüz sahifenin, on sahifesi Hz. Adem (A.S.)a, elli sahife Hz. Şit (A.S.)a, otuz’u Hz. İdris (A.S.)a, on’u Hz. İbrahim (A.S.)a indirildi.

  4- Peygamberlere iman.
 

  ALLAH Teâlâ’nın, dinini kullarına bildirmek için görevlendirdiği değerli insanlara peygamber denir. Peygamberlerin:

   a- Sıdk = doğruluk,
   b- Emanet = güvenilirlilik,
   c- Fetanet = kuvvetli bir akıl,
   d- İsmet = günahlardan korunmak,
   e- Tebliğ = kendilerine gelen dini olduğu gibi insanlara tebliğ etme sıfatları vardır.

  5- Ahirete iman,
  6- Kadere, hayır ve şerrin ALLAH’tan olduğuna iman.

   Bu sütunu keserek, her gün her an görebileceğiniz yere asıp, günde birkaç defa okuyarak çocuklarımızla beraber biz de ezberleyelim.

Sevgili çocuklar!

   Sizler geleceğimizin taze baharları, geleceğimizin rüyalarısınız. Sevgili çocuklar, biz hepimiz Müslümanız. ALLAH’a inanıyor, Kur’an-ı Kerim'e inanıyor, Hz.Muhammed (S.A.V.) Efendimizin sevgili Peygamberimiz olduğuna inanıyor ve can-ı gönülden iman ediyoruz.

   Müslüman olmak bizim için ayrıcalık. Çünkü bizim inanıp, iman ettiğimiz İslâm dini barış ve esenlik dinidir. Dolayısıyla Müslümanlar da barış dininin mensuplarıdır. Nitekim Şair dinimizin bu özelliklerini “Benim Dinim” başlıklı şiirinde ne güzel de anlatır:

  “Benim dinim yücedir; ben dinimi severim,
  Onu bütün dinlerden üstün tutar, överim.

  İslâm’dır benim dinim; dinlerin en güzeli,
  “ALLAH birdir” demektir dinimizin temeli.

  “ALLAH birdir” diyoruz; “ALLAH birdir” diyoruz,
  “ALLAH birdir” demekten başka söz bilmiyoruz.

  Peygamberim “Muhammed” iki cihan güneşi,
  Peygamberler içinde yoktur O'nun bir eşi.

  Kitabımız Kur’an’dır; okuruz O'nu her an,
  Çok şükür ALLAH’a, Müslümanız Müslüman!”

   İslâm dini, bir nimet, hem de nimetlerin en yücesidir, en güzelidir. Bu en yüce nimeti bize ihsan ettiği için ALLAH’a ne kadar şükretsek azdır. Her şey ALLAH’tandır. Her şey O'na muhtaçtır. O ise hiçbir şeye muhtaç değildir. O vardır ve tektir.

   ALLAH yücelerin en yücesidir. En büyük sığınaktır. Gökleri yerleri, dağları denizleri yaratan O’dur. İnsanı yoktan var eden, toprağa can veren de O’dur. O'nun rahmeti ve nimeti saymakla tükenmez. Güneşe göklerde altın bir taç takan, güzel güzel ağaçları yaratan, minicik bir çekirdeği koskoca ağaç yapan yine O’dur.

   Yağmurları yağdıran O; toprağa can veren O; kırları, ağaçları yeşillendiren O’dur; yeryüzünü döşek yapan, dağları birer denge unsuru yapan, geceyi gündüzü birbirine ekleyen O’dur.

   O'nun her şeye gücü yeter. O gizliyi, saklıyı bilir. O bırakın insanların seslerini, böceklerin ayak seslerini bile duyar.

   Biz kullarına rahmeti, merhameti boldur. Bize göz verip gördüren, kulak verip duyduran, dil verip konuşturan da O’dur. Bize sayama-yacağımız kadar sayısız nimetler veren yine O’dur. Bu sebeple O'na çok şükretmek, O’nu anmak, O’na dualar etmek gerekir. Tıpkı şairin şu mısralarında olduğu gibi:

   “Yürüt bizi ALLAH’ım,
   Nuru sönmez yolundan

   Ayırma bizi sen,
   Sevgili Resûlünden

   Biliriz ki keremini,
   Eksilmez tek kulundan

   Mahrum kalmaz tövbesi,
   Lütfundan kabulünden

   Yürüt bizi ey Rabbim,
   Resûlünün yolundan”


   Yalnız insanlar değil, kurtlar kuşlar, çiçekler böcekler, dağlar ovalar ALLAH’a secde eder. Bütün âlemler ALLAH’a secde eder. Şairimiz, bu gerçekliği mısralarıyla şöyle dile getiriyor:

   “Bitmez, tükenmez âlemler;
   Huzurunda secde eder.
   Gece, gündüz, sabah akşam,
   Milyonlarca ehli İslâm.
   “ALLAHü ekber” der durur,
   Bu sesler arşa vurur…
   Beni de dinle ya Rabbi!

   Bir küçücük melek gibi,
   Küçük yüreğimle ben de,
   Ediyorum sana secde!
   “ALLAHü ekber” diyorum,
   Sana şükür ediyorum.
   Pek büyüksün sen ALLAH’ım,
   Bunu kalbimle anlarım…”

   Evet, değerli çocuklar; Rabbimizin bize en güzel emanetleri. İmkânınız varsa bu şiirleri defterlerinize yazın ve arkadaşlarınızla da paylaşın...

Çocuklarımıza her biri altın
100 öğüt

   Sevgili çocuklar!
   Sizler ALLAH'ın en güzel emanetlerisiniz. Bu yüzden sizleri çok seviyoruz. Sizlerin güzel gözlerinizi gördükçe, mis gibi kokunuzu duydukça yüreğimiz ferahlıyor. Kokunuz bizim için dünyanın en güzel kokusu.

   Sizleri güzel ahlaklı ve faziletli yetiştirmek ise bizlerin en büyük görevi. Bu nedenle size bazı nasihatlerde bulunacağız. Kalbinizin dikenlik ve taşlık olmaması için bu tavsiyelere büyük önem veriniz ve bu tavsiyeleri aklınızdan hiç çıkarmayınız ki kalbiniz taşlık ve dikenlik olmak yerine, güllük, gülistanlık olsun. Hayatın zorlukları sizi yabancısı olduğunuz ortamlara sürüklemesin! Hayatın tuzakları sizi mahvetmesin.

   Şayet siz bu ve benzeri nasihatlere kulak verirseniz sizi ALLAH da sever, Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz de sever, anne babanız da sever, insanlar da sever. Böyle bir sevgiyi kim istemez? Şimdiden bu nasihatlere kulak veren, onları hayatın bütününde hiç aklından çıkarmayan 5-6 yaşlarındaki çocuklardan tutun da, en yaşlılarımıza varana dek herkesi can ü gönülden kutluyor ve hiç hatırdan çıkarılmaması gereken bazı tavsiyeleri tek tek sıralıyoruz:

  1- ALLAH'ı çok seviniz. Çünkü her şeyin başı ALLAH sevgisidir. Kalbinde ALLAH sevgisi ve ALLAH korkusu olanların elinden ve dilinden kötülük gelmez.
  2- ALLAH'ın emirlerini harfiyen yerine getiriniz.
  3- Kalbinizde ALLAH sevgisinin hâkim olmasına dikkat ediniz.
  4- Mukaddes kitabımız Kur'an-ı Kerim'i okumasını öğreniniz, başkalarına öğretiniz ve çokça okuyunuz.
  5- Kur'an-ı Kerim'i yalnızca okumakla yetinmeyiniz. Onu iyice anlayınız ve hayatınıza uygulayınız.
  6- Sevgili Peygamberimiz Hz Muhammed (S.A.V.)Efendimizi çok seviniz ve O'nun yaşamını en ince ayrıntısıyla öğreniniz.
  7- Tek önderimiz olan sevgili Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin güzel ahlakını kendinize ölçü edininiz.
  8- ALLAH'ımızın ve Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin çok sevdiklerini siz de çok seviniz. Onların nefret ettiklerinden siz de nefret ediniz.
  9- Namazlarınızı dosdoğru kılınız. Çünkü namaz insanı hayâsızlığın ve kötülüğün her türlüsünden alı koyar.
  10- Dinimiz olan İslâm'ı her şeyin üstünde tutunuz.
  11- İlme sımsıkı sarılınız. Çünkü ilim öğrenmek ALLAH'ın en başta gelen emirlerindendir.
  12- İyi olanı emrediniz. Kötülülükten uzaklaşınız.
  13- Sabrı kendinize kalkan edininiz. Adaletten hiç ayrılmayınız.
  14- Böbürlenip kibirlenmeyiniz. Çünkü ALLAH, böbürlenip, kibir-lenenleri hiç sevmez.
  15- Yürürken mütevazi yürüyünüz. İnsanları küçük görmeyiniz, onlara tepeden bakmayınız.
  16- Annenize ve babanıza karşı itaatli olunuz. Onlara asla asi olmayınız, saygısızlık yapmayınız.
  17- Büyüklerine saygılı olunuz. Küçüklerinizi koruyunuz ve kollayınız.
  18- Kibirlenmeyiniz. Mağrurun düşmanının ALLAH olduğunu unutmayınız.
  19- Vatanımızı çok seviniz. Çünkü bu vatan aziz şehitlerimizin bize bıraktığı bir emanettir, bir mirastır.
  20- Derslerinize çok çalışınız. Dersleriniz de üstün başarı gösteriniz.
  21- Anne ve babanızın tavsiyelerine, nasihatlerine sımsıkı sarılınız.
  22- Hocalarınızın, öğretmenlerinizin anlattıklarını can kulağıyla dinleyiniz.
  23- Sabahleyin evden abdestsiz çıkmayınız.
  24- Her işe başlarken besmele çekmeyi prensip edininiz.
  25- Sözlerinizde ve işlerinizde doğruluktan ayrılmayınız.
  26- Üzerinize aldığın her işi en iyi şekilde yapmaya çalışınız.
  27- Kötü huylularla ve ikiyüzlülerle dost olmayınız.
  28- Yalan söylemeyiniz ve yalan yere yemin etmeyiniz. Dilinizi yemine alıştırmayınız.
  29- Zulme ve zalimlere baş eğmeyiniz.
  30- Size söylenmiş bir sırrı başkalarına açmayınız.
  31- Size emanet edilen şeyi iyi muhafaza ediniz.
  32- Arkadaşlarınızla iyi geçininiz.
  33- Daima güler yüzlü ve tatlı sözlü olunuz.
  34- Söz verdiğiniz zaman sözünüzde durunuz. Kimseye kaba ve çirkin söz söylemeyiniz.
  35- Daima cesur olunuz. Cesaretinizi asla kaybetmeyiniz.
  36- Kendinize ait olmayan şeyleri almayınız.
  37- Başkalarının oturduğu yere izinsiz girmeyiniz.
  38- İnsanlara karşı kin tutmayınız, affedici olunuz.
  39- İnsanların arasını açmayınız. Onları birbirine düşman etmeyiniz.
  40- Kendiniz için istemediğiniz şeyleri başkaları için de istemeyiniz.
  41- Kendiniz için sevdiğiniz şeyleri başkaları için de seviniz ve isteyiniz.
  42- Kötülüğü gördüğünüz zaman onu düzeltmeye çalışınız.
  43- Bugünün işini yarına bırakmayınız.
  44- Elinize geçen parayı faydasız yerlere harcamayınız.
  45- Temizliğinize özen gösteriniz. Üstünüzü başını temiz ve düzenli tutunuz.
  46- Temizliği alışkanlık edininiz. Her türlü hastalığın kaynağının pislik olduğunu unutmayınız.
  47- Müslümanları çok seviniz. Müslümanların sizin kardeşleriniz olduğunu hiç aklınızdan çıkarmayınız.
  48- Yerli yersiz konuşmayınız. Sonunda pişman olacağınız bir şeyi ne söyleyiniz ne de yapınız.
  49- ALLAH'a İyi bir kul olunuz. En iyi Müslüman, dili ve eli temiz, ahlakı en güzel olandır.
  50- Dedikoduya kulak vermeyiniz. Gıybetten uzak durunuz.
  51- Boş şeylerle vaktinizi harcamayınız. Vaktinizin kıymetli olduğunu biliniz.
  52- Başkalarının ayıplarını ve kusurlarını görmeye çalışmayınız,
  53- Kalbinize ve gönlünüze hâkim olunuz; kötü düşünceleri, kötü duyguları kalbinizden çıkarınız.
  54- Duygularınıza ve isteklerinize hâkim olunuz.
  55- Nefsinizin her istediğini yapmaya çalışmayınız. Nefsinizi frenleyiniz.
  56- İyi düşünmeden karar vermeyiniz.
  57- Görünüşe aldanmayınız, her tatlı söze kanmayınız.
  58- Ağzınızdan çıkan sözün kıymetini biliniz.
  59- Yapamayacağınız bir iş için kimseye söz vermeyiniz.
  60- Verdiğiniz bir sözü yerine getiremediyseniz özür dilemeyi unutmayınız.
  61- Öfkeli zamanlarda karar vermeyiniz.
  62- Öfkenize yenilmeyiniz, kızdığınız zaman abdest alınız.
  63- Karar verirken duygularınıza kapılmayınız. Feraseti kuşanınız.
  64- Her ne olursa olsun doğruluktan ayrılmayınız.
  65- Kimsenin malına izinsiz dokunmayınız.
  66- Kimsenin arkasından hoşlanmayacağı sözler söylemeyiniz.
  67- Hiç kimsenin ayıbını ortaya dökmeyiniz.
  68- Yalan söylemeyiniz. Yalanın bir yılan olduğunu aklınızdan çıkarmayınız.
  69- Dargınları barıştırmaya çalışınız.
  70- Haset etmeyiniz. Çünkü haset ateşin odunu yaktığı gibi insanların iyiliklerini yakıp yok eder.
  71- Sözlerinizde ve hareketlerinizde nazik ve kibar olunuz.
  72- Yetimlere ve kimsesizlere yardım ediniz.
  73- Kendinizden ileri olanlar gibi olmaya çalışınız fakat onları kıskanmayınız.
  74- Hiçbir canlıyı aldatmayınız.
  75- Dakik olunuz. Her işi vaktinde yapınız.
  76- Hayvanlara eziyet etmeyiniz. Onlara karşı şefkatli olunuz.
  77- Herkesin iyiliğine çalışınız. Herkesin yardımına koşunuz.
  78- Ağaçları, ormanları çok seviniz. Onlara zarar vermeye çalışmayınız.
  79- Hareketlerinizi daima kontrol ediniz.
  80- Her gün iyi ve güzel bilgiler öğreniniz.
  81- Okumayı prensip edininiz; kitaplarla dostluğunuzu ilerletiniz.
  82- Ne israfçı olunuz, ne de cimri.
  83- Annenize babanıza sıkıntı vermeyiniz.
  84- Ailenizin üzüntülerini ve sıkıntılarını paylaşınız.
  85- Ailenizin şeref ve haysiyetine dikkat ediniz.
  86- Her yaşta yararlı ve faydalı bir insan olunuz.
  87- Size verilen görevleri baştan savmayınız, özenle yerine getiriniz.
  88- Emanete hıyanet etmeyiniz.
  89- Ne kimsenin hakkını alınız, ne de kendi hakkınızı çiğnetiniz.
  90- Yağcılıktan ve dalkavukluktan uzak durunuz.
  91- Bilmediğiniz bir şey hakkında söz söylemeyiniz.
  92- İçiniz dışınız, özünüz sözünüz bir olsun!
  93- Kalp huzuru ile vücut sağlığının en büyük nimet olduğunu unutmayınız.
  94- Sağlığınıza dikkat ediniz. Hastanın çektiği ıstırap, ihmalciliğinin cezasıdır.
  95- Yerlere tükürmeyiniz. Çünkü yeryüzü Müslümanların mescididir.
  96- İnancınız ve davanız için öfkelenmeyi iyi biliniz.
  97- Alın teri ve emek hırsızlarına karşı çıkınız.
  98- Küçük yanlışlarda ısrar etmeyiz. Çünkü büyük yanlışlara kapı aralar.
  99- Akrabalarınızı ihmal etmeyiniz. Onları sık sık ziyaret ediniz. Onlara ikramlarda bulununuz.
  100- İslâm dinine sımsıkı sarılınız. Çünkü İslâm, şeref ve asaletin simgesidir, göstergesidir.

   Sevgili çocuklar! Sizlere bu öğütleri armağan ediyorum, siz bunları okuyunuz her zaman.
........................................................................
1 Buhari, Fezailü'l-Kur'ân: 21, Tirmizi, Sevabü'l-Kur'ân: 15, Ebu Davud, Vitir: 14-19, İbn-i Mace, Mukaddime: 16, Darimi, Fezailü'l-Kur'ân: 2, Müsned-i Ahmed: 1/57 58, 69, 153.
2 Tahrim Sûresi: 6
3 Kurtûbî, Tefsir, 18/195-196
4 “Kâlu belâ” şuna derler ki, ALLAH bütün ruhları yarattı. Ve “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diye sordu. Bütün ruhlar da “Kâlu belâ=Evet sen bizim Rabbimizsin” dediler. İşte o günden beri Müslümanım.