Oruçtan Beklenen Güzel Neticelere Nail Olabilmek

e-Posta Yazdır PDF

          Savm, sıyam yani oruç lügatta: İmsak, tutmak manasına gelir. Dini ıstılahta ise: Niyetlenip tan yeri ağarmaya başladığı zaman yani imsak vaktinden itibaren akşam güneş batıncaya kadar hiçbir şey yememek, içmemek ve cinsî münasebette bulunmamak demektir. İftar

kelimesi de, oruç açmak, bozmak anlamındadır.

            Orucun rüknü ise: Yeme, içme, cinsî vb. arzulardan, diğer bir ifadeyle orucu bozan şeylerden kaçınmaktır.

            Şu hususu da önemle belirtelim ki: Oruç, belirli bir süre sadece yemeyi içmeyi bırakmak değil, aynı zamanda haramlardan ve her türlü kötülüklerden de uzaklaşmaktır. Bize helal olan yiyecek ve içeceklerden uzak durduğumuz gibi; dilimiz yalandan-gıybetten, ellerimiz haram işlerden, midemiz haram lokmadan, gözlerimiz harama bakmaktan, kulaklarımız yalan ve dedikodu dinlemekten, ayaklarımız haram-mekruh işler peşinde koşmaktan uzaklaşarak oruçtan nasibini almalı ve ömür boyu böyle devam etmelidir. Oruçludan beklenen budur.
Oruç tutan bir Müslüman çeşitli yemeklerle donatılmış sofranın başında iftar vaktine bir dakika kalsa bile, kendisine helâl olan yiyecek ve içeceklere elini sürmez. Çok acıkmış ve susamış olsa bile, sabırla iftar vaktini bekler. Oruç tutan bir mü’minin, ALLAH Teâlâ’nın emri karşısındaki bu teslimiyeti, ne ulvî bir manzaradır. Orucun Müslümana kazandırdığı bu nefis terbiyesi ve irade hakimiyeti, insanı nefsanî arzuların esaretinden kurtarıp adeta melekleştiren gerçek bir eğitimdir.

            Şimdi insafla düşünelim: Helâl olan şeylere bile elini sürmeyen bu oruçlu, nasıl olur da harama el uzatabilir. Vücûdunun ihtiyacı olan faydalı yiyecek ve içecekleri istediği zaman bırakabilen bir mü'min, nasıl olur da haram içkileri kullanmaktan vazgeçmez, sigarayı bırakmaz.
            Oruç, bize belirli bir süre helâl olan şeylerden uzaklaşmakla haramlardan sakınmayı öğretir. Oruç ALLAH Teâlâ’ya itaat ve ibadettir. Kişiye sı¬nırsız sevab kazandırır. Çünkü oruç yalnız ALLAH Teâlâ içindir. ALLAH Teâlâ’nın keremi ise sınırsızdır. Oruç bir yıldan öbür yıla kadar işlenen küçük günahlara keffarettir. Oruç ALLAH Teâlâ’nın emirlerine uymak ve yasaklarından sakınmaktan ibaret bulunan takvaya sebep olur.

            Oruçtan beklenen bu güzel neticelere nail olabilmek için onu kemaliyle tutmak ve yalan konuşmak, gıybet etmek gibi oruca zarar verecek şeylerden kaçınmak gerekir. Ebû Hureyre (R.A.)den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

            "Her kim yalan söylemeyi ve yalanla amel etmeyi bırakmazsa, o kimsenin yemesini içmesini bırakmasına ALLAH Teâlâ için hiçbir ihtiyaç yoktur."1 buyurmuşlardır.

            Enes b. Malik (R.A.)den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

            "İnsanların etlerini yemeğe devam edenler, yani gıybet edenler oruç tutmamıştır." buyurdu.2

            Ebû Hureyre (R.A.)den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

            "Oruç, yemekten, içmekten kesilmek değildir. Oruç ancak fuzuli ve şehevâni sözlerden oruç tutmaktır. Eğer bir kişi sana söver veya sana karşı bilgisizce hareket ederse sen muhakkak ben oruçluyum, dolayısıyla sana uyamam de!"3

            Bu sebeble tutulan orucun tam kâmil olabilmesi için:

            1- Göz dinen kötü, haram ve mekruh olan şeylere bakmayacaktır.
            2- Dil yalan söylemeyecek, dedikodudan, aleyhte konuşmak ve gıybet yapmaktan, özellikle yalan yere yemin etmekten sakınacaktır.

            3- Kulak dinen kötülenmiş, haram ve mekrûh olan şeyleri dinlemeyecektir. Müslümanlıkta söylenmesi haram olan her şeyin dinlenmesi de haramdır. Bir kimsenin aleyhinde konuşanı ve gıybet yapanı dinleyen de, söyleyenin günahına ortak olmuş olur.

            4- Eller harama ve hileye, dinen kötü ve mekruh olan şeylere uzanmayacaktır.

            5- Ayaklar gidilmesi dinen kötü, haram ve mekruh olan yerlere basmayacaktır.

            Şu halde oruç tutan bedenini de tüm organlarını da günahlardan ve kötülüklerden korumak zorundadır. Aksi halde şu hadis-i şerif tecelli eder. Ebu Hureyre (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:

            “Nice oruç tutanlar vardır ki, haramdan sakınmadıkları için oruçlarından nasipleri, ellerine geçecek olan; sadece açlık ve susuzluk çekmektir. Nice gece kalkıp teheccüd namazını kılanlar vardır ki, kârları, nasipleri sadece uykusuzluktur.4 buyurmuşlardır.

            Ebu Hureyre (R.A.) buyurdu ki: "Gıybet, orucu yırtar, istiğfar ise onu yamalar. İçinizden her kim, yarın ahirete orucunu yamalanmış olarak getirmemeye güçlü ise, bunu mutlaka yapsın."

            Cabir b. Abdullah (R.A.) buyurdu ki: "Oruç tuttuğun zaman kulağın, gözün ve dilin yalandan ve bütün haramlardan oruç tutsun yani uzak dursun. Hizmetçilerine eziyet etmeyi de bırak, oruçlu gününde üzerinde vekar ve sekinet bulunsun, oruçlu gününle oruçsuz gününü bir tutma."

            Ebu Zer (R.A.): "Oruçlu olduğun zaman, gücün yettiği kadar haramlardan korun." derdi. Kendisi de oruçlu olduğu gün evine çekilip ibadetle meşgul olur, ancak namazlara çıkardı.

            İmam-ı Mücahid buyurdu ki: "İki huy vardır ki, onlardan sakınanın orucu kurtulur, bunlar da gıybet ve yalandır."

            Ebu’l-Âliye Hazretleri de: "Oruçlu kimse, gıybet etmediği müddetçe ibadettedir." buyurmuştur.5

Orucun üç derecesi vardır:

            1- Avam, sıradan halkın orucu.
            2- Havass, seçkin kulların orucu.
            3- Ehassü'l-Havass, en seçkin kulların orucu.

            Avam'ın orucu: Kendisini, orucu bozan şeylerden korumaktır.

            Havass'ın orucu: Bu yukarıdaki esasa riayet ile beraber gözünü, kulağını, dilini, elini, ayağını ve diğer azalarını haramdan ve günahtan korumaktır.

            Ehassü'l-havass'ın orucu: Avam ve havassın orucundaki hususla¬ra riayetle beraber; kalbini adî, bayağı arzu ve emellerden, dünya düşüncelerin den sıyırmak ve ALLAH Teâlâ’dan başka her şeyden çekerek bütün mevcudiyetiyle ALLAH Teâlâ'ya bağlanmak ve hatırına O'ndan başkasını getirmemektir. Bu gibilerin gönlüne ALLAH ve ahiretten başka bir şey geldiği anda oruçları bozulur. Dünya namına bir şey düşünseler yine oruçları bozulur.

            Avam, gıdayı mideye sokmaz. Havass günah ve kötü olan şeyleri bedene ve organlara yaklaştırmaz. Ehassü’l-havass yani arifler, aşıklar ve kâmiller masivayı kalplerine sokmaz. Avamın orucu şeklen; havassın ve ehassü’l-havassın orucu hakikaten oruçtur.6

            Bu sebeple orucun şu manevî şartlarına riayet etmek gerekir:

            1- Ramazan ayını tıkınma, fazla yeme içme, semirip kilo alma ayı olarak kabul etmemek, elden geldiği kadar az yemek, ölçülü olmak.

            2- Dile de bir tür oruç tutturmak. Gıybet, nemime yapmamak, yalan söylememek, iftira etmemek, fitne ve fesat çıkartmamak.

            3- Kulakları, dinin ve şeriatın yasaklamış olduğu şeylerden korumak, onları dinlememek.

            4- Gözlerle bakılması haram olan şeylere bakmamak.

            5- Beş vakit namazları güzelce kılmak.

            6- Yüce Yaratan’ın vermiş olduğu nimetlerin ve nafakanın bir kısmını muhtaç kimselerle paylaşmak.

            7- Zekatı güzelce hesaplayıp, Kur’an-ı Kerim’e ve Sünnete uygun olarak dağıtmak.

            8- Güc yettiği kadar Allah rızası için sadaka vermek.

            9- Kendine, yakınlarına, çevrene, hayvanlara, bitkilere, doğaya zulmetmemek.

            10- Günahlara tövbe etmek.

            11- Allah’ın vermiş olduğu nimetlere şükretmek.

            12- İktisada, kanaate, tasarrufa dikkat etmek. Lüksten, israftan, aşırı tüketimden, gösterişten, saçıp savurmaktan, aşırı konfordan kaçmak.

            13- Başta zarurî ilmihal bilgileri olmak üzere din kültürünü artırmak.

            14- Kur’an-ı Kerim’e yönelik olmak yani Kur’an-ı Kerim’i okumak ve dinlemek. Gerçek ve icazetli müfessirlerin yazmış olduğu tefsirleri mümkünse ehil bir hocadan okumak.

            15- İslâm’a, Ramazana uymayan fısk ve fücur şeylerden; ahlâk dışı şenliklerden, eğlencelerden, etkin-liklerden uzak durmak. Gündüz oruçlu, gece vur patlasın çal oynasın, böyle şey olur mu?

            16- Ahirete yönelik olmak.

            17- Çok hayırlı bir ümmete mensup olmanın şuuruna sahip olmak ve bunun gereklerini yerine getirmek.

            Ramazanın sırlarından biri de şudur: Gerçek imana sahip olmadıkları halde birtakım kimseler, esrarlı bir câzibeye tutulur ve oruç tutarlar.

            Ramazan ayı Allah ile ticaret yapılan hayırlı bir aydır. Ne mutlu, bu ticareti yapabilenlere.

            Tuttuğumuz oruçların; bizi takva sahibi yapan, Rabbimizin cemaliyle-cennetiyle müşerref olmamıza vesile olacak bir ibadet olmasını temenni, dua ve niyaz ederiz.
..........................................................
1 Buhari, Savm; 8; No:1804; 2/673
2 Deylemi, Firdevs, 4/77 No: 6238
3 Hâkim, Müstedrek, 1/430
4 İbn-i Mace, Sıyam:21; No:1690; 1/539; Hakim, Müstedrek, 1/431.
5 Suyuti, Duru'l-Mensur, 1/484
6 İmam Gaza¬li, İhya, 1/241.