PEYGAMBER GÜNÜ PAZARTESİNİN KIYMETİNİ BİLELİM

e-Posta Yazdır PDF

Modernizm insanı çepeçevre kuşatmış durumda. Daha mutlu bir hayat vadi ile ortaya çıkan modernizm değdiği her şeyi yakıp yıkan bir kor alev adeta. İnsanlar mutsuz. Hayat o kadar hızlı akıyor ki bu hayata ayak uyduramıyorsunuz. Sorunda buradan çıkıyor zaten. Ayak uydurmaya kalkışınca modernizm sizi esir alıyor. Biz artık biz olmaktan çıkıyoruz. Bizi zihnimiz yönetmeye başlıyor. Davranışlarımıza, duyularımıza yön veren zihnimizdir. Modern dünya ise insan zihnini hep olumsuzluk üzerine kurgulamıştır. Hayata hep olumsuz açıdan bakıyoruz. Karşılaşılan bir durumda olayın hep olumsuz sonuçlanacağını düşünüyoruz. Her şeyin altında olumsuz bir şeyler arıyoruz.  En ufak bir şeyi büyütüyoruz. Bu da bizi yiyip bitiriyor. Adeta hayatımızı emiyor.

Hiçbir şey bizi tatmin etmiyor. Niye? Çünkü modern hayat bize sonuç merkezli yaşamayı öğretti. Yani mutlu olmak istiyorsan istediğin her şeyi elde etmelisin. Ne olursa olsun amacına ulaşmalısın. Olmaz. Olamaz. Herkes her istediğini yapamaz. Takdiri ilahi tecelli etmedikten sonra kimse istediğini elde edemez. Ama modernizm zaten bunu da ortadan kaldırdı. Modernist hayatta dine yer yoktur.


Kendimize hedef koymayacak mıyız ya da bir şey istemeyecek miyiz? Elbette hedeflerimiz, isteklerimiz olacak ama ille de istediğimiz gibi olacağını beklemek yanlış. Biz kendimize hedef koyup o doğrultuda çalışacağız, ama ille de sonuç beklemeyeceğiz. Önemli olan bu süreçten zevk almaktır. Hayatımız bir süreçtir. Sonuç kısmı hayatımızın çok küçük bir kısmını kapsar ama istediğimiz işi yaparken geçen süreç daha uzun bir zamanı kapsar. 


Biz insanoğlu geçmiş ile gelecek arasında yaşarız. Ne demiştim. İnsanoğlu zihni ile yaşıyor. Bedenimiz içinde bulunduğu zamanı yaşarken zihnimiz geçmiş ile gelecek arasında gidip gelmektedir. Arada şimdiki zamanı es geçiyor. Zihnimiz sürekli meşgul. Ya geçmişi düşünüyor ya da geleceği. Bu da bizim enerjimizi tüketiyor. İnsanoğlu niye geçmişi düşünür ya da geleceği. Çünkü içinde yaşadığı zamandan memnun değildir. İşte bu durumda yine zihin devreye giriyor ve bireye şunu söylüyor. Gelecek içinde bulunduğun durumdan daha iyi olacaktır. Ama bu çoğu zaman olmaz. Aslında her günümüz her günümüzle aynı geçer. Hayatımızda çok büyük değişiklikler olmaz. Ama zihnimiz sanki yarın bambaşka bir güne başlayacağımızın hayalini kurdurur bize. Sonuç hüsran ve mutsuz bir gün daha. Bu kısır döngü hayatımız boyunca böyle devam eder, gider. Ve bizler hep gelecekte yaşar gideriz. Ne yazık ki hayalini kurduğumuz mutlu günlerde gelmezler. Boşa beklemeyelim gelmeyecekte. Bizi yarın bekleyen şeyde aslında bugünün aynısı. O zaman önce hayatımızı olduğu gibi kabul etmeyi öğrenmeliyiz.

İçinde yaşadığımız hayattan ve yaptığımız işten zevk almıyorsak hayatımız bizim için çekilmez hale gelecektir. Bunun en güzel örneği pazartesi sendromudur. Modern insan için özellikle de şehir hayatı için daha geçerli olan bu kavram insan zihninin olumsuz bir yansımadır. “Pazartesi Sendromu” hafta sonu tatilinin ardından pazartesi işe/okula başlamakla ilgili isteksizlik ve mecburiyetin verdiği sıkıntı halidir. İşe ya da mesaiye daha başlamadan zihnimiz olumsuz düşüncelerle doluyor. Daha işe başlamadan haftanın ilk günü işe yorgun başlıyoruz. Demek ki yaptığımız işten zevk almıyoruz. Aslına bakacak olursak hangi işi yaparsak yapalım yine aynı olumsuz düşüncelerle haftaya başlarız. Sorun işin kendisinde değil, bizim zihnimizde. Bizdeki bu memnuniyetsizlik hali devam ettiği müddetçe hayatımızın güzel olacağı hayal etmek, hayalden öteye gitmez. Elimizdeki ile yetinmeyi bilmiyoruz. Gözlerimiz hep daha yükseklerde. Elde ettikçe yetmiyor, yenisini istiyoruz. Hayatımızı kabullenmeyi bilmiyoruz. Emellerin sonu yok. Böyle olunca da hayatından memnun olmayan milyonlarca insan hayatın kıskacında acımasızca can çekişiyor.


Günümüzde insanların tekrar o mutlu günlerine kavuşması için modern metot ve yöntemlere ihtiyacı yoktur. Bilakis o metot ve yöntemlerden uzaklaşması lazımdır. Peki, yerine ne koyacaksınız? Tabi ki âlemlere rahmet olarak gönderilen peygamberimizin eşsiz hayatını. Ne güzel demiş üstat Necip Fazıl;


“Müjdecim, kurtarıcım, efendim, biricik Peygamberim

Sana uymayan ölçü hayat olsa teperim.”


Üstadın dediği gibi peygamberimize uymayan hayatı elimizin tersiyle itebileydik, bakın bakalım o zaman bu dünyada mutsuz bir tane insan bulabiliyor muydunuz?  Onu(sav) örnek almış olsaydık bugün modern insanın yaşamış olduğu pazartesi sendromunu yaşamazdık. Çünkü pazartesi günü peygamber günüdür. Bakın bugün neler olmuştur. 


Âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (sav) bu günde dünyayı şereflendirmiştir. Hz. Peygamber (sav) bu konuda, "Bugün benim doğduğum ve peygamber olarak gönderildiğim -yahut bana vahiy indirildiği gündür." buyurmuştur. (Müslim, Sıyâm) Hz. Peygamber'in, risâlet öncesi Hace ru'l-Esved'in yerine konulmasındaki problemi çözerek muhtemel çatışmayı önlediği gün pazartesidir. (Muhammed Hamidullah, Hicri Takvim ve Tarihi Arka Plan, UÜİFD, IX; Mehmet Apaydın, Rasûlullah'ın Günlüğü) 


Hz. Peygamber'e ilk vahyin indirildiği ve risâlet vazifesinin verildiği gün pazartesidir. Hz. Peygamber (sav), "Kur'ân-ı Kerim bana pazartesi gününde indirildi." buyurmuştur. (Tirmizi, Menâkıb) 


Hz. Peygamber'in (sav) irtihali pazartesi günüdür. (Buharî, Ezan) 


Pazartesi, yolculuk, ticaret ve rızık günüdür. Zira Allah Resulü (sav), "Pazartesi yolculuk ve ticaret günüdür." "Ey Allah'ın Resulü, bu nasıl olur?" dediler. Buna cevaben "Çünkü o gün Şuayb Aleyhisselam, ticaret yapmak ve rızık kazanmak için yolculuk yapmıştır." buyurdu. (İbn Mace) pazartesi işe gittiğiz için mutlu olmalıyız. Niye çünkü o iş sayesinde biz çoluk çocuğumuzun rızkını, nafakasını kazanıyoruz. Bundan büyük mutluluk olabilir mi? Olaya bu açıdan bakınca pazartesiler bizim için işkence olmaktan çıkar.


Pazartesi, kulların bağışlanma günüdür. Hz. Peygamber (sav), "Cennet kapıları, pazartesi ve perşembe günleri açılır. Ve Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayan her kula (günahları) mağfiret edilir. Yalnız din kardeşi ile aralarında düşmanlık bulunan kimse müstesna! (Onlar hakkında) 'Şu iki kişiye barışıncaya kadar mühlet verin!' denilir." (Müslim, Birr ve Sıla) buyurmuştur.

Amellerin arz günüdür. Allah Resulü (sav), "Ameller her pazartesi ve perşembe günleri Allah'a arz olunur.” (Müslim, Birr ve Sıla) 


Pazartesi oruç günüdür. Hz. Âişe (r.anha), şöyle demiştir: "Rasûlullah (sav), pazartesi ve perşembe oruçlarını dört gözle beklerdi." (Tirmizi, Savm) Efendimiz, başka bir sözlerinde, "İnsanların amelleri pazartesi ve perşembe günleri Allah'a arz olunur. Bu yüzden ben amelimin oruçlu olarak Allah'a arz olunmasını severim." (Tirmizi, savm) buyurmuştur. 


Oysa modern yaşantı bu sorunu aşmak için ne öneriyor. Neşe kaynağı-Beslenme: Bol fındık, yulaf, doymamış yağlı ve asitli yiyecekler, neşe kaynağıdır. Örneğin; yağda sardalye ve yanında salata, susam yağına yatırılmış avokado, kendinizi iyi hissettirecektir.