CEHENNEMİ HAFİFE ALMAK

e-Posta Yazdır PDF

Cehennem nasıl bir yer? Bu soruya cehennemin varlığına inanan hemen herkesin vereceği cevap çok kötü bir yer. Peki, biz ne kadar dehşet verici bir yer olduğunu hayal edebiliyor muyuz? Sanmıyorum. İnanın ben dahi bunu söylerken cehennemin ne kadar azametli bir yer olduğunu hayal bile edemiyorum. Edebilmemde zaten mümkün değil. Ama bildiğim bir şey varsa o da cehennemden gerektiği gibi korkmadığımızdır. Gerçekten gerektiği gibi korksaydık, bırakın gerektiği gibi korkmayı, az biraz korksaydık bu kadar günaha batmazdık. Kendimize çeki düzen verirdik. Biz cehennemden yeterince korkmuyoruz. Orayı sıradan bir yermiş gibi algılıyoruz. Deve kuşu gibiyiz. Kafamızı kuma sokmuşuz. Bizi bekleyen tehlikenin farkında değiliz. Gafletin içerisindeyiz. Gaflet deryasında yüzüyoruz. Cehennemi hafife alıyor ondan yeterince korkmuyoruz. Basite alıyoruz. 

Buna en güzel örnek şarkılarımız. Toplumun büyük çoğunluğu tarafından dinlenen ve yeni nesillerin melodileri ile yetiştiği şarkılarımızda bakın cennet ve cehennem nasıl işleniyor. Şarkılardan aldığım cennet ve cehennem ile ilgili bölümlerden vereceğim örneklerden ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır. 

“Aşkın cehennem olsa sanma ki vazgeçerim. 

Sana ulaşmak için ahh ne günahlar işledim.”

“Üzülme, sakın dönme kendine 

Tesellisi ol cehennemin 

Cehennemin son meleği ol”

“Yaşayamam inan 

Aşkın cehennem olsa giderim 

Yolun ölüm olsa bile geçerim”

“Dünyaya bir daha gelsem sevgilim

Arar bulurum yine seni severim

Cenneti değişmem saçının teline

Ömrümün yettiği kadar seni severim”

“Ne olur git deme kabimi kırda 

Meleyen gönlümü kaptırma kurta 

Sıratı geçecek imanım varda 

Aşkımdan geçmeye gözüm kesmiyor”

Cehennem evim olsun,

Senden bir an vazgeçersem,

Karanlık günüm olsun,

Senden ayrı yar görürsem

“Ne kadar zulmetsen ah etmem sana 

Her iki cihanda gül kana kana 

Seninle cehennem ödüldür bana 

Sensiz cennet bile sürgün sayılır”

“Alımdın yeşilim canımdın karam 

Düştüm aşkın derdine yaşamak sensiz haram 

Alın yazım tutacak dalımdın her an 

Cennetim sensiz ise ben cenneti neyleyim”


Her şey bu kadar basit. Sevdiğin için cehenneme seve seve gitmek. Cehennemi kendine ev yapabilmek. Hele şu sevdiğinin bir tek sacının teline cenneti değişmeyenlere ne demeli. Bunları söyleyenler inanın, cennetin ve cehennemin nasıl bir yer olduğunun farkında değiller. Orada nasıl bir yerle karşılaşacaklarını gerçekten az biraz hayal etseler bunların hiçbirini söyleyemezler. Yeterince korkmadığımız yetmezmiş gibi hafife de aldığımız o korkunç yer cehennem bakın ayetlerde ve hadislerde nasıl anlatılıyor. 


De ki: “Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin. Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, maden eriyiği gibi, yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir.” (Kehf Suresi, 29. Ayet)


“Onlar ki, dinlerini bir eğlence ve oyun yerine koydular ve dünya hayatı kendilerini aldattı. Onlar, bugüne kavuşacaklarını nasıl unuttular ve ayetlerimizi nasıl inkâr ettilerse, biz de bugün onları öyle unuturuz.” (Araf Suresi, 51. Ayet)


“Onların üzerlerine bir ateş bastırılıp kapıları kapanacaktır.” (Beled Suresi, 20. Ayet) 


“Orada dişleri sırıtır halde iken ateş yüzlerini yalar.” (Mü’minûn Suresi,104. Ayet)


“Cehennemlikler, dikilmiş direklere bağlı oldukları halde, o ateşin kapıları üzerlerine kapatılacaktır.” (Humeze Suresi, 8. Ayet)

Peygamberimiz(sav) de bazı hadislerde cehennemi şöyle anlatmıştır:


“Cehennemden bir kıvılcım dünyaya düşse, sıcaklığının şiddeti ve pis kokusu doğuyla Batıyı kaplardı.” (İbni Medûye)


“Eğer Cehennem yiyeceği olan zakkumdan bir tek damla dünyaya damlasa, dünya halkının yaşayışını fesada verir.” (Tirmizi, İbni Mace, İ. Ahmed)


Ebu Hureyre (ra) şöyle dedi: “Rasulullah (sav):


‘...Allah ateşi yarattığı vakit Cebrail’e:

‘Ey Cibril! Git, cehenneme bak’ buyurdu. Cebrail gitti, cehenneme baktı. Sonra geldi ve:


Ey Rabb’ım! İzzetine yemin ederim ki, cehennemi kim işitirse ona asla girmez dedi. Allah, cehennemi şehvet çekici şeylerle donatıp:


‘Ey Cibril! Git, ona bak’ buyurdu. Cibril gitti, cehenneme baktı. Sonra geldi:


Ey Rabb’ım! İzzetine yemin ederim ki, hiçbir kimse dışarıda kalmadan hepsi cehenneme girer diye korktum dedi’ buyurdu.” (Ebu Davud 4744, Tirmizi 2685)


Numan bin Beşir (ra) şöyle dedi: “Rasulullah (sav):


‘Şüphesiz kıyamet gününde ateş ehlinin en hafif azaplısı şöyle bir adamdır ki, onun iki ayağı altının çukurlarında iki ateş parçası vardır da, bunların sıcaklığından onun beyni bakır tencere ve kumkuma adındaki madeni kabın kaynaması gibi kaynayacaktır’ buyurdu.” (Buhari 6463, Tirmizi 2731)

Abdullah İbni Ömer (ra) şöyle dedi: “Rasulullah (sav):


‘Cennet ahalisi cennete vardığı, cehennem ahalisi de cehenneme vardığında ölüm alaca bir koç suretinde vücut verilerek getirilir. Ta cennet ile cehennem arasında yatırılır. Sonra kesilir. Sonra bir münadi:


Ey cennet ahalisi! Artık ölüm yoktur. Ey cehennem ahalisi! Artık ölüm yoktur, diye nida eder. Bu hadise sebebiyle cennet ehlinin ferahı bir kat daha ziyade olur, cehennem ehlinin hüzün ve kederi ise bir kat daha artar’ buyurdu.”(Müslim 2850/43, Buhari 6457, İbni Mace 4327, Tirmizi 2682)


“Kendinizi ve aile efradınızı Cehennem ateşinden koruyun!” (Tahrim 6) buyurmuştur Efendimiz(sav). Ölümün öleceği o günde Peygamber Efendimizin söylediği gibi kendimizi ve aile efradımızı cehennemin ateşinden korumanın yolu ahireti, cenneti, cehennemi, mahşeri, mahşerdeki hesabı onlara hakkıyla öğretmektir. Yani şarkılarda, türkülerde olduğu gibi böyle basit yerler olmadığını onlara anlatmalıyız. Bunu söylerken beni korkutmakla suçlayanlar olabilir. Korkutmak yerine sevdir diyenler olabilir. Eyvallah, sevdirmenin güzelliğini tartışmam bile. Ama cehennem gerçeğini de göz ardı edemem. Ne zaman cehennemden bahsedilse hemen, ‘insanları korkutma, ne gereği var şimdi insanları ürkütmenin’ gibi laflarla karşılaşıyoruz. Peki, geldiğimiz nokta ne? Cehennemi önemsemeyen, onu basit bir yer olarak gören bir nesil yetiştirdik. Onun içindir, diyorum ki korkutalım. Korkutmaktan korkmayalım. Cehennemin ne kadar dehşet verici bir yer olduğunu anlatalım. Çünkü insanların kendilerini neyin beklediğini bilmeleri onların yanlış yapmalarına engel olur. İnsanlığa yapacağımız bundan büyük iyilik olamaz.