Mehmet Akif’i Tanıdıkça

e-Posta Yazdır PDF

Mehmet Akif Ersoy İslam dünyasının yetiştirdiği son dönemin en önemli din âlimi, edibi, fikir adamı. Düşünceleriyle, fikirleriyle sadece devrine değil, günümüze de ışık tutan bir edip, İslam âlimi. Kendisini davasına adamış dava adamı. Davası İslam. Dava İslam olunca da yaptığı ilk şey İslam dünyasını yakından tanımak olmuştur. İslam dünyasını gezerek İslam dünyasının içinde bulunduğu durumu yakından tanıma fırsatı bulmuştur. İslam dünyası ki, Akif’in şiirlerinde İslam dünyasından kasıt Şark’tır. Mehmet Akif’in gördüğü ve yakından tanıdığı Şark az biraz insafı olan Müslüman için elem vericidir.  Şark’ın içinde bulunduğu içler acısı durumun ıstırabını ruhunun derinliklerine yaşamış bir İslam aşığıdır o. İçinde yaşadığı medeniyeti yani Şark’ı yakından tanıdıkça ümitsizliğe kapılmış, yese düşmüş, derin ıstıraplar içerinde kendini kahretmiştir.  Ama asla dünyaya küsmemiş. Sorunların ne olduğunu görmüş, anlatmış, yetinmemiş çözüm önerileri de sunmuştur. Bunun için onun fikir ve düşünceleri bizim yani İslam dünyası için önemli bir yere sahiptir. O sadece bizim değil bütün İslam âlemi için önemli bir değerdir. Dolaysıyla ona ve onun fikirlerine sahip çıkmak gerekir. Bu anlamda Kültür Bakanlığı ilk adımı atmış ve 2011 yılını Mehmet Akif Ersoy yılı ilan etmiştir. Yıl boyunca Mehmet Akif Ersoy çeşitli etkinliklerle anılacak ve Türk Milletinin onu daha yakından tanıması sağlanacaktır. Buna bu milletin gerçekten ihtiyacı var. Çünkü bu millet o ve onun gibilerin sözlerini dinlemiş, fikirlerine önem vermiş olsaydı inanın bugün bu duruma düşmüş olmazdı.

   “Ey koca Şark, ey ebedi meskenet!
   Sende kımıldanmaya bir niyet et.
   Korkuyorum Garb’ın elinden yarın,
   Kalmayacak çekmediğin melanet”

   “Bunca zamandır uyudun, kanmadın:
   Çekmediğin kalmadı, uslanmadın.
   Çiğnediler yurdunu baştanbaşa,
   Sen yine bir kere kımıldanmadın!”

   Akif’in o zaman gelecek zaman kipiyle kullandığı olayları bizler şimdi yaşıyor ve olaylara yakından tanıklık ediyoruz. Evet, Müslüman dünyası, sadece Müslüman dünyası değil, bütün dünya Garbın elinden ıstırap çekmektedir. Dünyayı Müslümanların dışındaki insanlara bıraktığımızda dünya yalanın, dolanın, zulmün, adaletsizliğin, pençesinde iniler durur ki söylediğim gibi bu durumu günümüzde bütün çıplaklığı ile yaşıyoruz. Mehmet Akif, o zaman bizleri uyarırken bizler onu dinlemedik. Gaflet uykusundan uyanmadık.

   Mehmet Akif Şark’ı ne güzel tarif etmiş. Mehmet Akif’in yaklaşık bir asır önce görüp de vicdanını sızlatan bu manzaranın günümüzden ne farkı var. Aslında bu tanımların günümüzdeki Şark tanımından bir farkı yok. Üç aşağı beş yukarı Şark’ın içinde bulunduğu durum bundan ibaret.  Evet, manzara değişmemiş olabilir, durum vahim olabilir; ama bir fark var artık. Bu ıstırabı sadece Akif değil, Şark’ın büyük çoğunluğu özelliklede gençler görmeye başladılar.

   Müslüman coğrafyada yaşanan olaylar gösteriyor ki Akif’in beklediği şarkın dâhisi geldi ve İslami içinde bulunduğu karanlıktan, bataklıktan çıkaracaktır. Nasıl ki: “Asım’ın nesli… diyordum ya… Nesilmiş gerçek” diyerek asaletinden asla şüphe etmediği necip evlatların geleceğinden ümidini de kaybetmedi. Akif bir asır öncesinden bakın nasıl çağırıyor şarkın dâhilerini. Şerif Muhyiddin için yazdığı “Şarkın Yegâne Dâhisine” adlı şiirinde Şerif Muhyiddin’in nezdinde bütün Şark’a seslenmekte:

  “Yanık bağrında, yıllardır, kanar mızrabının yâdı,
  Gel ey biçare Şark’ın, Şark’a küsmüş gitmiş evladı.”

   Yeter artık elverir Garb’ın elinden çektiğimiz melanet. Daha ne kadar katlanacağız bu onursuzluğa derken ses verdi Şark. Kımıldandı ve üzerindeki ezilmişliği attı, ölü toprağını silkeledi. “Dur.” dedi bu durum daha fazla devam edemez. Yaşanan olaylar geldiklerinin müjdelerini veriyorlar. Ve ilk olarak işe kendilerine zulmeden, Müslümanları ezen, Müslüman devletlerde Müslümanları ve İslamiyet’i potansiyel suçlu gibi gösteren, kendi kişisel çıkarlarından başka bir şey düşünmeyen, ülkenin milli ve manevi kaynaklarını sömüren diktatörler ve onların etrafında çöreklenen mutlu azınlıkların saltanatını yıkarak başladılar. Ve ben inanıyorum ki bundan sonra İslam dünyası eskisi gibi olmayacak. Şark ayaklarındaki prangalardan sıyrılıyor. Üzerindeki ezilmişliği atıyor. Burada tereddüt edilen bir husus olabilir: “Acaba bu gençler kullanılıyor mu?” Diye. Siyasi aktörler kendi menfaatleri için sinsi planlar yapabilirler. Ama ben gençlerin samimi olduğuna inanıyorum. Önemli olan insanların duyarlı olması, bu hassasiyeti taşıması. Siyasi aktörler veya plan yapıcılar kısa vadede amaçlarına ulaşsalar dahi uzun vadede kazanan bu coğrafyanın gerçek sahipleri olacaktır.
“HAYAT ELBETTE HAKKIMDIR!” desin, dünya “DEĞİL!” derken “Ve bizler, yani Müslüman dünyası, yani “Ey koca Şark, ey ebedi meskenet!”“HAYAT ELBETTE HAKKIMDIR!” diyecek dünya değil dese de. Ve dünya bundan sonra eski dünya olmayacak. Ve inşallah İslam dünyasının geleceği daha parlak. Ve inanıyorum ki o eski muhteşem dönemlerine geri dönecektir.