DİNİN YAŞANABİLMESİ NAMAZA BAĞLIDIR

e-Posta Yazdır PDF

Namaz dinimizde çok önemli bir yere sahiptir. Allah(cc)
ayetlerini peygamberimize(sav) dolaylı yollardan,
aracılarla yani Cebrail(as) ile iletmesine rağmen namazı
peygamberimize bizzat kendisi miraçta emretmiştir.
Allah(cc)ın Kur’an-ı Kerim’de üzerinde en çok durduğu
ibadet de namazdır ki insana sayısız faydaları vardır.
Allah diğer ibadetleri şarta bağlamışken mesela haç,
kurban ve zekâtı zengine şart koşmuşken, orucu da
sağlıklı insana farz kılmıştır. Oysa namaz hiçbir
şarta bağlanmamıştır. Akıllı ve Müslüman olan, buluğ
çağına ermiş her insana farz kılınmıştır. Namazın
bireylerin üzerindeki etkisini saymakla bitiremeyiz.
“Siz namazın size olan faydasını ah bir bilebilseydiniz
alnınızı secdeden kaldırmazdınız.” buyurmuştur âlemlerin
efendisi iki cihan güneşi peygamberimiz (sav).İki cihan
güneşi peygamberimiz (sav) “Dinin direği namazdır.”
buyurmuştur. Niye dinin direğidir acaba namaz? Namaz
niye imanın değil dinin de direğidir. Burada dikkat
edilecek olursa dinin direği tabiri kullanılmaktadır.
İman içinde namaz lazımdır ama imanın denmemiştir.
Çünkü iman bireyi ilgilendirir. Kişilerin imanı olur.
Ama din kurumsaldır ve bütün insanlığa hitap eder.
Namazın sadece bireye değil aynı zamanda dinin devamı
içinde gerekli olduğu vurgulanmıştır. Gerçekten de
namaz insanlar üzerinde etkili olduğu kadar dinin
devamı içinde gereklidir. Şöyle bir düşünelim. Namaz
olmasaydı ne  olurdu? Yani tabiri caizse hâşâ, namazı
İslamiyet’in içinden çıkaralım. Geriye İslamiyet’in
gündelik hayatı  ve şekil yönü ile ilgili olarak ne kalır.
Din diye bir şey kalmaz ortada. “Yaşamın temel koşulu,
işin başı İslam’dır. Onu ayakta tutanda namazdır.”
Buyurmuştur iki cihan güneşi peygamberimiz (sav).
Ezanı, namazı hayatımızdan çıkardığımızda ne kalır
geriye. Diğer dinlerden farklı olduğumuzu nasıl ifade
ederiz hiç düşündük mü? O bizim kimliğimiz, dışa dönük
yönümüz. Namaz olmasa Müslüman olduğumuzu başkalarına
nasıl göstereceğiz.

 










Göstermemiz mi gerekiyor. Evet. Sakın bu sözüm riya ile
karıştırılmasın. Namazı doğal bir tebliğ metodu olarak
kullanmış oluyoruz. Hem müslüman olmayanlara hem de yeni
nesillere. Hani bazı anlar vardır. Çok önemsiz gibi gözükür
ama hayatımızda, şuur altımızda önemli bir yer tutar.
İşte benimde çocukluğumda olan ama üzerinden yıllar
geçmesine rağmen unutamadığım böyle bir olay yaşadım.
Bir gün tarlada çalışıyoruz. Öğlen oldu ve öğlen yemeği
yemek için mola verdik. Tam karşımızda, ama bir hayli
uzağımızda birköy, köyün minaresi de bütün ihtişamı ile dimdik
durmakta. Yemeğimizi yedik ve çaylarımızı yudumlarken başladı
hoş bir sohbet. Orta yaşın üzerindeki iki amcazade
diğerlerinden ayrı kendi âlemlerine dalmışlar, kendi
kendilerine sohbet etmekte. Bende kulak misafiri oldum.
Amcazadelerden biri şöyle diyor: “Arkadaş, bir savaş çıksa,
düşman bu minareleri görür ve bu köy Müslüman köyüymüş der
ve bombalar.” Bir an duraksamadan sonra diğer amcazade cevaben:
“İyi de o camiler, minareler olmasa Müslümanlarda bu köy gâvur
köyüymüş der bu sefer de onlar bombalar.” Dedi.

 










Aslında her ikisi de farkında olarak ya da olmayarak bir
hakikati dile getirmiş oldular. O cami bu toprakların kimliği,
işareti, Müslümanlığımızın şahadetidir. Ne güzel demiş Akif:
“Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli Ebedi yurdumun üstünde
benim inlemeli.” Avrupa da özellikle İsviçre de ki yeni minare
yapılıp yapılmamasıyla ilgili olarak yapılan referandumda da
 aynı hakikat yatmaktadır. Sözde insan hakları ve hoşgörü
timsali Avrupa İslamiyet’e tahammül edemiyor ve onun timsali
cami ve minarelerin yasaklaması için de ellerinden geleni yapıyor.
Evet, o cami ve minareler bizim dışa dönük yönümüzdür. Namaz
olmasa ezan olmaz. Ezan olmasa cami olmaz. Bütün bunlar olmazsa
din nasıl devam eder, nasıl ayakta durur. Elbette devam edemez
ve ayakta duramaz. Bu anlamda düşünecek olursak namaz sadece
bireye yönelik değildir. Onun dışa dönük bir işlevi de vardır.
Namaz insanı Allah (cc)’ın istediği gibi bir insan, bir kul
yaparken dinin nesiller arasında devamını da sağlamaktadır.
Bir çadırın ayakta kalabilmesi direğe bağlıdır. Direği çekip
aldığınızda ortada çadır madır kalmaz. Namazı da İslamiyet’in
içinden çıkardığınız anda ortada İslamiyet kalmaz. Diğer bir
tabirle namaz İslamiyet’in bedenidir. Nasıl ruhun bu dünyada
yaşayabilmesi için bir bedene yani şekle ihtiyacı varsa
İslamiyet’inde yaşaması ve nesilden nesile aktarılması için
namaza ihtiyacı vardır. Onun içindir ki namaz dinin direğidir.
İnsanların Allah (cc)’ı tanımları ve sağlam bir imana sahip
olması yaratılışımızın temel gayesidir. Ama bunun içinde
bir dine yani İslamiyet’e ihtiyacımız vardır. Dinin de
ayakta kalabilmesi namaza bağlıdır. İşte bu anlamda namaz
sadece bireylerin imanını kurtarmakla kalmaz aynı zamanda
dinin de devamını sağlar. “Adamın birine çevresindekiler
sürekli olarak namaz kılması için telkinde bulunurlarmış.
Adamda her defasında yaşının genç olduğunu söylermiş. Aradan
yıllar geçmiş ve adam namaza başlamış.

 








Ama işin içinde birazda riya var. Cemaatle namaz kılar
herkes namazı bitirdikten sonra bu adam namaza devam edermiş.
Bir gün cemaatteki diğerleri kendi aralarında konuşuyormuş:
“ Adama bak ne güzel de namaza başladı. Helal olsun şöyle
Müslüman böyle Müslüman.” Bizim adam namaz kılıyor ama
kulağı da etrafındakilerde. Tam onlar konuşurken dönmüş
arkadaşlarına : “Aynı zamanda oruçlu da ha.” Demiş.
Oruç tutarız ama insanlar oruçlu olup olmadığımızı bilmezler.
Zekât veririz ama insanların çoğu bunu bilmezler. Haçça
gider geliriz ama alnımızda hacı yazmaz. Bütün bu ibadetler
dini kimliğimizi yansıtmaz. Ama namaz öyle değildir. Namaz
bizim dini kimliğimizi yansıtır. Namaz sayesinde insanlar
bizim Müslüman olduğumuzu anlarlar. Diğer dinlerden farkımız
namaz sayesinde ortaya çıkar. Böylece İslamiyet’te namaz
sayesinde kendisini insanlığa gösterir. Her din ayakta
kalabilmek için kurumlarına ve şekillere ihtiyaç duyar.
Haçta Kâbe’nin etrafında tavaf etmek, namazda rükuya varmak,
secde etmek gibi ibadetler dinin şekli yönünü oluşturur.
Bütün bunlar yani dış görüntüler dinlerin olmazsa olmaz
şartıdır. Hıristiyanlık yaşamak için kiliseye, çana, haç
işaretine ihtiyaç duyuyorsa İslamiyet’inde yaşaması için
camiye, minareye, namaza ihtiyacı vardır. Dikkat edilecek
olursa Allah ibadetlerin çoğunun gizli yapılmasını isterken
vakit namazlarımızın camide cemaatle kılınmasını özellikle
istemiştir. Üstelik bu şekilde kılınacak namazın sevabı
tek başına kılınan namazın sevabından 27 kat daha fazladır.
Böylece Cenabı Allah namazı camide, cemaatle kılmaya teşvik
etmektedir. Cemaatle kılmanın sayısız faydalarından bir
tanesi de toplum da dinin kurumlarıyla birlikte ayakta
kalmasını sağlamaktır. Namaz olmasaydı cami yapmaya gerek
duymazdık. Cami olmayınca da İslamiyet devamlılık sağlayamaz
sekteye uğrardı. Biz namazı camide cemaatle kılacağız ki
İslami kimliğimiz ortaya çıksın. İslamiyet bulunduğu topraklara
kök salsın, nesilden nesile aktarılsın.