Nasihatte Başarı Uslübe Bağlıdır

e-Posta Yazdır PDF

“Oğulcağızım! Âlimlerin sohbetinde bulun. Hikmet sahiplerinin sözlerine kulak ver. Zira Allah Teala, bol yağmurla ölü toprağa can verdiği gibi, hikmetli sözlerin nuruyla ölü kalpleri diriltir. Onlara hayat bahşeder.” (Lokman Hekim) Tatlı dil ve güler yüzle verilecek bir nasihatin tadına varmalıyız. Yürekleri fethetmenin en güzel ve etkili yolu nasihattir. Din nasihattir hadisi-i şerifi nasihatin dini hayatımızda ne kadar önemli bir yer tuttuğunun kanıtıdır. Nasihatten amaç karşı tarafın iyiliğini, hayrını istemektir. Ona iyiliği duyurup hatırlatmak gayesi vardır. Nasihatten murat kalp kazanmak, gönül almaktır. 

İnsanları doğruya ulaştırmaktır. Nasihatin içerisinde samimiyet vardır. Dinine samimi duygularla bağlı olanların yapacağı bir şeydir nasihat. Nasihatte karşı tarafın iyiliğini istemek vardır. “Nasihat” kelimesi; insanları iyiye ve güzele sevk etmek için yapılan güzel konuşma vaaz, öğüt verme, tavsiye etme, ihtar etme, ibret verici ders gibi ifadelerin yerlerine de kullanılmıştır. Bizim dilimize de sadece bu anlamı ile geçmiş ve 'nasihat edilen kimsenin hayrını istemek' diye ifade edilmiştir. Nasihat kelimesi sözlükte; nush, öğüt manasına gelir. İbnü'l-Esîr'in "en-Nihaye" adlı eserinde "nasihat" kelime¬si¬nin Arapçadaki aslî manası; kendisine nasihat edilenin hayrını istemek demektir. Nasihat, lügatte öğüt vermek, iyi ve hayırlı işlere davet etmek, kötü ve şer olan şeylerden nefyetmek, bir işi sadece Allah rızası için yapmak gibi, birçok manayı ifade etmektedir. 

Nasihatte bulunmak deyimi vardır ki insanların yanlış yapmalarını engellemek uyarmak anlamını taşır. Mesela yanlış yapan idarecilerin uyarılması onlara nasihatte bulunularak yapılabilir. Nasihat verecek kişinin karakteri çok önemlidir. Nasihati yapacak kişinin akil olması ve saygı ile karşılanması gerekir. Nasihatte ne söylendiğinden önce, kimin söylediği önemlidir. Öğüt verecek kişinin her anlamda kendisini ispatlaması lazımdır. Bilgi ahlak bakımından yeterli donanımda olması gerekir. 

Toplumda geniş aileden çekirdek aileye geçiş bireylerin eğitimine ve olgunlaşmasına ket vurmuştur. Modernleşen birey olgunlaşma evresinden mahrum kalmaya başlamıştır. Bunun en önemli nedeni dede ve nine dediğimiz ailenin yaşlı bireylerinin hayatımızdan çıkarılmasıdır. Bu ve buna benzer akil ve aksakallı güzel insanlarımızın hayatımızdan çıkarılması bizim ve toplum için büyük bir kayıptır. Yaşlılarımız yılların deneyimlerini olgunlaşmış dünya görüşü ile birleştirip gençlerin hizmetine sunmaktadır. Oysa günümüz gençliği bu deneyimden yoksundur. Çünkü toplumun en akil insanları her anlamda hayatımızın dışına atılmıştır. Yani ya gerekli saygıyı görmüyorlar ya da huzur evlerinde kaderlerine terk ediliyorlar. Sadece aile hayatımızda değil toplumsal hayatımızda da durum böyledir. Eskiden çevremizde saygın aksakallı bir büyüğümüz olurdu. Herkes onun sözünü dinler başı sıkıştığında gider deneyimlerinden faydalanılırdı. Bu aksakalı kişiler aynı zamanda otorite kişilerdir. Bir anlaşmazlıkta son sözü söyler ve problemin mümkün olduğu kadar ortadan kalkmasını sağlardı, olayların daha fazla büyümesini engellerdi. 

Büyük âlimlerin ve devlet adamların hayatı incelendiğinde karşımıza hep ona yol gösteren bir zatı muhteremle karşılaşırız. Onlara yol gösteren, fikri ve ruhi olgunluğa erişmesini sağlayan bir bilge kişi. Öğrencisini bir sanatçı titizliği ile ilmek ilmek işleyen bilge kişi. Ferdin olgunluğa erişmesini sağlarken nasihat etmektedir. Nasihat ederek kişilerin olgunlaşması sağlanmıştır. Nasihatten amaç bilgi vermek değildir. İnsanların olgunlaşmasını sağlamaktır. Başkalarının bilgi ve deneyimlerini yeni nesillere aktarılması sayesinde bireyler daha sağlıklı bir birey olarak yetiştirilmektedir. Bireylerin kendilerini iki cihanda da mutlu hissetmelerini sağlayacak bilgi ve deneyimler yeni nesillere aktarılmalıdır. Uzun yıllar sonucunda elde edilen kültürel, dini ve ahlaki bilgiler nesilden nesile aktarılması nasihat sayesinde olmaktadır. Nasihatte deneyim vardır. Tecrübeler sayesinde elde edilen bilgilerdir nasihatin içeriği. Kendi hayatımıza uygulamadığımız bilgi ve tecrübeleri başkasına tavsiye etmenin kıymeti olmaz. Ona değer veren deneyimlere dayanmasıdır. Aslında nasihat sayesinde biz hayata ve olaylara daha hazırlıklı oluruz. Ama bu tek başına yeterli değildir. Onun tecrübe edilmesi gerekir. Atalarımız bu konu da çok güzel söylemiştir: “bir musibet bin nasihatten iyidir.” Nasihat sayesinde bilginin farkına varırız ama tecrübe sayesinde içselleştiririz. 

Kimlerin sözü dinlenir. Bu konuda Ziya Paşa’nın şu sözü bizi aydınlatacaktır: “Aynası iştir kişinin lafına bakılmaz.” Kendi deneyimlerden beslenmeyen bilginin başka insanlar üzerinde tesiri olmaz. “İnsanları iyiliğe teşvik edip de kendinizi unutur musunuz? Niçin kendi yapmadıklarınızı başkalarına söylersiniz.” (Bakara 44) Ayeti kerime de Allah ölçüyü koymuştur. Ölçü hayatımıza uygulamaktır. Evet önemli olan hayatımıza uygulamaktır, ama bu demek değildir ki hayatımıza uygulamadığımız şeyleri de söylemeyelim. Evet söyleyebiliriz ve söylemeliyiz. Ama unutmayalım ki insanlar üzerinde pek tesiri olmaz. 

Nasihatte başarıya ulaşmak, amaca nail olmak istiyorsak üslubu da dikkat etmeliyiz. Peki, üslubumuz nasıl olmalıdır. “Emr-i maruf yapan yumuşak ve şefkatle yapmalıyız.” (İ. Gazali) Yumuşak huylu ve yumuşak sözlü olmalıyız. Kızılarak nasihatte bulunmak kadar gülünç bir durum yoktur. Söylediğimiz şey ne kadar kıymetli olursa olsun güler yüzlü ve yumuşak olmadıkça sözlerin tesiri olmaz. Yumuşak yere sert ve kaba konuşan fitneye sebep olur. 

Kuranı Kerim’de Firevun’a yumuşak şekilde nasihat edilmesi emredilmiştir. 

"Ey Musa ve Hârun! İkiniz de Firavun'a gidin. Çünkü o çok az¬dı. Öğüt alacağını veya korkacağını umarak ona yumuşak sözler söyleyin." (Taha -23) 

“Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle çağır! Onlarla en güzel şekilde tartış!” [Nahl 125]) 

Üslubun yumuşak olması gerektiğini belirten birkaç hadis-i şerif meali de şöyledir: 

“İlim öğretirken sert davranmayın.” [Beyheki]

“Allah yumuşaktır, yumuşaklığı sever ve yumuşak olana verdiğini, sert olana vermez.” [Müslim]

“Şu kimselere Cehennem haram olur. Kibirsiz, yumuşak, cana yakın ve sert olmayan.” [Beyheki]

“Yumuşak huyluluğa dört elle sarıl. Sertlikten uzak dur.” [Buhari]

“Emr-i maruf ve nehy-i münkeri, ancak rıfk ve hilm sahibi fakihler yapar.” [İ.Gazali]

Allahü Teala’nın en çok sevdiği kimse çok nasihat edendir. (İ.Ahmed) 

Bütün bu nasihatle ilgili ayetlerde ve hadislerde vurgulanan en önemli unsur üsluptur. Çünkü doğru yöntem ve teknikle yapılmayan nasihatlerin başarıya ulaşması mümkün değildir. Aksine hiç istenmeyen şekilde de neticelenebilir. Çokbilmiş edası ile yapılan bir nasihatin yararından çok zararı olur. Özellikle gençlerin nasihatten hoşlanmadığını hepimiz biliriz. Onun için nasihat etmek için nasihat etmemelidir. Ataların söylediği gibi “Demir tavında dövülür.” Yeri ve zamanı geldiğinde nasihatte bulunmak daha yararlı olur. Yoksa kaş yapayım derken göz çıkarabiliriz.