KÖROĞLU GERÇEKTEN HALK KAHRAMANI MIDIR?

e-Posta Yazdır PDF
“Köroğlu yaşamamış olsaydı bile
halk onu yaratmak gereksinimini duyacaktı.
Gerçektende Köroğlu –bu
günün anlayışına göre- yozlaşmış kimi
eylem ve anlayışlar bir yana bırakılırsa-
gerçek bir kahramandır: yiğittir,
merttir, hayırseverdir, özellikle dostluk
ve arkadaşlığa çok değer verir.” Anadolu
insanımızın gözünde Köroğlu bir
halk kahramandır. Ve yüzyıllar boyunca
ondan övgüyle bahsedilmiştir.
Köroğlu bir halk kahramanı, zenginden
alıp fakirlere dağıtan, Kıratı ile
Bolu Beyi gibi bir zalime karşı gelip
hattini bildiren, mazlumların yardımcısıdır
Köroğlu. Peki, halkın bu kadar
sevgisini kazanmış bir kahramanın
menşei nedir? Köroğlu’nun kimliği
üzerine yapılan araştırmalardan elde
edilen sonuçlara göre Köroğlu’nun
kimliği ilgili olarak çok farklı yorumlar
yapılmaktadır.
Köroğlu’nun kimliği hakkında ilk
bilgi veren Köroğlu anlatımlarını ilk
defa derleyen ve yazıya geçiren kişi
Chodzko’dur. 1842 yılında kaleme aldığı
eserinde Chodzko Köroğlu’yla ilgili
olarak şöyle yazmıştır: “Bizim
eserimizde anlatılanların kahramanı
Kurroğlou’dur ve kendisi “Tuka” Türkmenlerinden
olup Kuzey Horasan’ın
yerlilerindendir ve de 17. yüzyılın ikinci
yarısında yaşamıştır. Kurroğlou, Khoi(
Hoy) ile Erzerum (Erzurum) şehirleri
arasında bulunan İran’dan Türkiye’ye
uzanan büyük ticaret yolundan ( ipek
yol) geçen kervanları yağmalamak ve
bu sırada irticalen şiirler söylemek suretiyle
adını meşhur etmiştir.”
Mirza Velizade, Köroğlu’nu Kafkasya
hanlarına isyan eden biri olarak
kabul eder, Evliya Çelebi’de Köroğlu’ndan
Çerkeş tarafında yaşamış
bir haydut olarak bahseder.
KÖROĞLU
GERÇEKTEN
HALK
KAHRAMANI
MIDIR?
57 Nisan 2009
Boratav’a göre de Köroğlu Celali isyanlarına
karışmış bir Celali reisidir. Hatta Boratav bununla ilgili
olarak kanıtlar dahi sunmuştur.
A. Haydar Avcı da Köroğlu’nu bir Celali lideri
olarak göstermiştir. Hatta Avcı biraz daha ileri giderek
Köroğlu’nu Sovyet dönemi yazar ve araştırmacılarının
üslubuyla sosyalist bir isyancı olarak
gösterme gayretlerine de dikkatleri çekmiştir.
Araştırmacıların büyük çoğunluğu onun eşkıya
olduğu hususunda birleşirken bunun yanında
onu eşkıya değil de bir Gazneli Mahmut, bir Mete
gibi devlet adamı olduğunu söyleyenlerde bulunmaktadır.
Zeki Velidi Toğan; Köroğlu’nu “624 yılında
Medyalılarla olan muharebelerde hıyanet yoluyla
ele geçirilerek öldürülen tarihi “Saka” kahramanıyla
birleştirmektedir. Ayrıca Oğuz rivayetinde “Mete” ile
birleştirmektedir.
Ziya Gökalp’ göre de Köroğlu karakterinin
prototipi Gazneli Mahmut’tur.
Köroğlu’nun her yöre ve ülkede değişik versiyonları
vardır. Ama benim için asıl önemli olan
Anadolu ki ağzında anlatılan Bolu Beyi ile girdiği
mücadeledeki versiyonudur. Anadolu versiyonunda
Köroğlu tipini haklı göstermek için hem devlet
adamları, hem zenginleri, hem de adalet mekanizması
karalanmıştır. Yani Köroğlu kurtarılırken bu
saydıklarımız feda edilmiştir.
Köroğlu’nun yaşadığı varsayılan dönemle
Köroğlu’nun başından geçen olaylar ve karakterler
karşılaştırıldığında Köroğlu Destanı çağın ve dö-
Bu ve buna benzer yorumlardan anlaşılacağı
üzere Köroğlu’nun menşei ile ilgili kesin bir kanıya
sahip değiliz. Ama menşei ne olursa olsun Köroğlu
günümüzde bir eşkıyaya dönüşmüştür. Onu değerlendirirken
bu yönü hep ağır basacaktır. Benim kanaatime
göre de Köroğlu bir eşkıyadır. Eşkıya
olmadığını iddia edenler onun şahsiyetini kurtarmak
için zorlama yorumlar yapmışlardır. Köroğlu gibi yiğit,
mert, cesur bir halk kahramanın itibarını kurtarmak
için olsa gerek bu zorlama yorumlar. Sonuç olarak
en nihayetinde Köroğlu, yol kesip zenginlerin malını
zorla ellerinden alan, babasının gözlerini kör eden
beyden intikam almaya çalışan bir eşkıyadır.
nemin anlayışına göre sürekli olarak yorumlandığını
göstermektedir. Olayların 15. 16. yy. geçtiği
varsayılırsa bu devirde Bolu Beyi gibi bir bey profili
mümkün gözükmemektedir. Zaten yazılı kaynaklarda
da Bolu Beyi ile ilgili bir belgeye
rastlanmamıştır. Osmanlının en iyi olduğu bir dönemde
Bolu Beyi gibi acımasız, zalim bir beyin olabileceğini
düşünmek mümkün müdür bilemiyorum?
Ayrıca orada sadece bolu beyi değil tüm beyler
ağalar ve zenginler de yozlaşmış tiplerdir. Adalet
dağıtması gereken kadılar rüşvet batağında yüzmektedirler.
Köroğlu’nun menşei itibari ile değişik rivayetler(
Gazneli Mahmut ya da Mete gibi tarihi karakterler)
olsa da bizim bildiğimiz anlamda bir eşkıya
karakterine nasıl ve niçin dönüşmüştür ya da dönüştürümlesin
de bir kasıt var mıdır? Destana ideolojik
bir görev yüklenmiş midir? Yapılan derleme ve
çalışmalar ideolojik olma eğiliminde olabilir. Destanlar
zaman içerisinde gelişen tarihi olayları da
içine alarak yeni yorumlamalar katılabilir. Bu yorumlara
ideolojik eklemelerde katılabilir. Nitekim
eklenmiş gibi de.
Köroğlu destanlarında zengin olmak suç. Köroğlu
zenginden zorla alıp fakire fukaraya dağıtır.
Zengin malı fakire fukaraya vermeyince suç işliyormuş
gibi bir izlenim uyandırılmaktadır. Oysa
zenginin malını fakir fukaraya dağıtmak gibi bir
mecburiyeti yok. Zengin vergisini verip, zekâtını veriyorsa
sorumluluğunu yerine getiriyor demektir.
Bundan sonrası onun cömertliğine kalmıştır. Fakire
ne kadar çok dağıtırsa o onun isteğine kalmış demektir.
Ama asla suçlu değildir. Ha bu arada bu efsanelerde
zenginler hep hırsız, acımasız ve yol
keserek zengin olmuş karakterler olarak karşımıza
çıkmıştır. Yani Köroğlu’nun mücadele ettiği kişiler
hep zalim ya da adaletsiz kişilerdir. Sanıyorum bu
da Köroğlu’nun yaptığı mücadelenin meşru hale
getirilmeye çalışılmasından kaynaklanıyor. Ama
sonuçta Köroğlu da çok masum değildir. M. Kaplan
Köroğlu tiplemesi için alp tipinin bozulmuş ve
yozlaşmış bir şekli olarak bakılması gerektiğini savunmuştur.
Köroğlu silah icat oldu mertlik bozuldu diyerek
mertlik anlayışından da yanlış yorumlamıştır.
Mertlik sadece kılıçla gösterilen bir şey midir?
Hayır. Kurşuna topa tüfeğe karşı koymak kılıca
karşı koymaktan daha çok mertlik ister. Köroğlu babasına
karşı yapılan haksızlığa cezayı kendisi vermiştir.
Bu anlamda en az bolu beyi kadar suçludur.
Bu anlamda toplum için kötü bir örnektir. Herkes
Köroğlu gibi haksızlığa uğradığında kendi işini
kendi görmeye başlarsa vay halimize. Devlet
çöker, topluma kargaşa hâkim olur. Ve sapla
saman birbirine girer. Neyin doğru neyin yanlış olduğuna
kim karar verecek? Kişinin kendi adalet
duygu ve anlayışı.
Mesela Köroğlu destanlarına Bolu Beyi’nden
daha büyük hükümdarlar varken Köroğlu hiçbir
zaman hükümdarla Bolu Beyi’nin durumu hakkında
görüşmez. Yapılan haksızlıklarla ilgili olarak hükümdara
bilgi vermez ona başvurmaz. Adalet dağıtıcı
olarak devlet hiçbir zaman ortada yoktur.
Buradan iki sonuç çıkabilir. Ya devlete olan güven
yok ki bu da dönem düşünülürse mümkün değildir
ya da Köroğlu’nun eşkıyalık tarafı ağır basmaktadır.
Anadolu’daki eşkıya kültürünün bu kadar
yaygın olmasının altında yatan nedenlerde bir tanesidir
Köroğlu destanları. Çünkü Köroğlu destanı
ile yetişen insanımız kendilerine örnek olarak bu
tipi seçmişlerdir. Bir insanın haksızlığa uğraması
ona silah alıp dağa çıkma hakkı tanımaz. Ayrıca bir
insanın mert, cesur, arkadaş canlısı olması da onu
iyi insan yapmaz. Önemli olan toplumsal düzenin
devam etmesi ve o düzenin devamını sağlayan kurumların
ayakta kalmasıdır. İşte bu anlamda Köroğlu
tipi kişiler toplumsal düzen için tehlike arz
etmektedir.
Çocuklarımız gençlerimiz hep Köroğlu destanları
ile yetişmiş ve hala yetişmektedir. Kendilerini
Köroğlu yerine koyuyorlar ve haksızlığa
kendilerince karşı koymaya çalışıyorlar. Bunu yaparken
de kendilerini bir kahraman gibi görüyorlar.
Hafızamızı şöyle bir zorlayalım. Kendisine Köroğlu
tipi çizen kişilerle karşılaşırız. Bir Deniz Gezmiş, bir
Abdullah Çatlı, bir “Kurtlar Vadisi’ndeki Polat tipleri
dikkatlice incelendiğinde hep o Köroğlu tiplemesi
ile karşılaşırız. Bir başkaldırı ve kendi doğruları peşinde
koşan tipler. Hep kahraman olarak görürler
kendilerini mücadeleyi kendi sahalarına çekerler.
Doğruya yanlış yol izleyerek gitmeye çalışırlar.
Yaptıklarına kendilerince meşru sebepler ararlar.
Ama bu onların yaptıklarını hiçbir zaman meşru
göstermez.