İhvan’a Selam Olsun

e-Posta Yazdır PDF

Her şey bütün dünyanın gözü önünde cereyan ediyor. Mısır’da göz göre göre canlı yayında içimiz acıyarak darbeye tanıklık ettik. Mısır’da halkın iradesi ile seçilen ilk cumhurbaşkanı Mursi’yi askeri darbe ile indirdiler. Müslümanların kendi iradesi ile seçtiği bir kişiye tahammül edemiyorlar. Biliyorlar ki o zaman bu coğrafyadaki hâkimiyetleri ellerinden gidecek. Kim bunlar? Batılılar ve onların işbirlikçi uşakları. İslam düşmanı sözüm ona süper güçler. Mehmet Akif’in dediği tek dişi kalmış canavarlar. Hakikatler gün gibi ayan beyan ortadadır. Batı dünyası Müslümanların uyanmasını içine sindiremiyor. Kabul etmek istemiyorlar. Ama onlar istese de istemese de Müslüman dünyası eski Müslüman dünyası değil. Onların bu coğrafyadaki hâkimiyetleri ilelebet sürmeyecektir. Bu kirli oyunları daha fazla devam etmeyecektir.


Oyun bozuldu ve her şey artık alenen oynanmaya başlandı. Mısır’da son yaşanan olaylar bir kez daha gösterdi ki Müslümanlar hep kirli oyunlarla ve oldubittilerle tahakküm altına alınmaya çalışılmıştır. Bu oyun son 200 yıldır hep gizli yürütülüyordu. Batılılar bunu yaparken Müslüman dünyasındaki işbirlikçilerini kullanılıyordu. Batılılar kendilerini hep iyi gösteriyor, ulaşılacak nihai medeniyet olarak gösteriyor, Müslüman dünyasına akıl verip yol gösteriyorlardı. İslam dünyasını büyük bir yalana inandırmışlardı. Batılılaşmak kurtuluştur. Öte yandan İslami söylemler Batı ve onların İslam dünyasındaki işbirlikçileri tarafından hep gerici olarak gösterildiler. İslami düşünceyi İslam toplumunda ve dünya kamuoyunda itibarsızlaş tırmaya çalışıldılar. Batı dünyası öyle bir düzen kurmuş ki siyasi, sosyal ve ekonomik olarak dünyayı istedikleri gibi yönetmektedirler. Birleşmiş milletler, IMF gibi uluslararası kuruluşlarla dünya üzerinde tam bir hâkimiyet kurmuşlardır. Dünya üzerine karabasan gibi çökmüşlerdir.


Artık bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Biz Müslümanları kandıramayacaklar.  Bu kirli oyun sonuna kadar oynanamaz. Müslüman coğrafyasında eninde sonunda kazanan İslamiyet olacaktır. İslami merkezli fikirler ve hareketler kazanacaktır. Küçümsenen İslam dünyası yüzyıllık birikimi ile çağa ayak uyduracak, entelektüel birikimi ile bu kirli oyunu bozacaktır. Dikkat edilecek olursa son yıllarda dünya üzerinde siyasi ve sosyal olayların en fazla yaşandığı coğrafya İslam coğrafyasıdır. Bu da gösteriyor ki İslam dünyası uyanmış kutlu yolculuğuna başlamıştır.

Bunu söylerken bugünden yarına her şey günlük gülistanlık olmayacaktır elbette. Biz Müslümanların daha kat etmeleri gereken çok yolları vardır. Ama önemli olan yolculuğa başlamış olmaktır. Aslında yolculuk çok önceleri başlamıştı. Bugünkü gelinen nokta hiçte küçümsenmeyecek bir noktadır. İşte size İhvan’ı Müslim’in örneği. Mecelletu’l-Feth’in editörü Muhibbuddin el-Hatibi’nin İsmailiyye’deki Müslüman Kardeşler’i ve el-Benna’yı öven bir makale yazmasıyla 1931 yılında cemiyet kamuoyu tarafından duyulmuştur. Hasan el-Benna makaleye cevaben yazdığı yazıda cemiyetin “henüz olgunlaşmamış bir kız evladı” olduğunu söyler. O zamanın olgunlaş mamış kız evladı Allah’a şükür bugün meydanlarda hak arayan büyük bir kitleye dönüştü.


Yüzyıllık birikime sahip İhvan hareketi Mısır’da ki bu kirli oyunu bozmak için diren mektedir. Yüzyıllık birikim meyvesini vermiş Müslüman dünyası meşru yollarla hakkını aramaya başlamıştır. Hem de kitleler halinde. Ve hepimiz bu direnişe canı gönülden destek veriyoruz. Biliyoruz ki bu direniş batıya bir başkaldırıdır. Batının ikiyüzlü lüğüne, aymazlığına bir başkaldırıdır. Batının Müslümanları küçümsemesine, ikinci sınıf insan muamelesi yapmasına bir direniştir. İşbirlikçilerini kullanıp öz kaynaklarımızı sömürmesine bir isyandır.


Bugün için batıya başkaldırışın sembolü olan İhvan hareketi nedir ve ne zaman kurulmuştur. Türk toplumu İhvan’ı ne kadar tanıyor? İhvan-ı Müslimin, İsmailiyye’de bir ilkokulda öğretmenlik yapan Hasan El Benna tarafından kurulmuştur. Hasan El Benna İngiliz hâkimiyetine son vermek için “Selahattin Eyyubi’nin topraklarından bu istilanın kurtarılması gerekli.” diyerek Mart 1928 tarihinde Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nı kurmuştur. İhvan hareketinin en büyük özelliği antiemperyalist olması ve dini canlandırma için çabalamasıdır. Mısır’da kim iktidara gelirse gelsin hep Müslüman kardeşlere karşı cephe almıştır. Sadece Mısır’da değil İslam coğrafyasının son 100 yıllık tarihi hep aynı olmuştur. Ve kullanılan yöntem hep aynıdır. Şiddet. Mısır’da da iktidara gelenler İhvan’ı hep şiddet yoluyla bastırmaya çalışmışlardır.  Öyle ki, İhvan’ın kurucusu Hasan El Benna 1949’da suikast sonucu şehit edildi. 1954 de altı lideri vatana ihanetten yargılanıp idam edildi. 1966 da İhvan üyesi olan Seyyit Kutup idam edilir. Toplu olarak tutuklamalar ve cezaevlerinde şiddete başvurmalar hep kullanıla gelen yöntem olmuştur. Bütün bu zulme karşı onlar asla şiddeti yöntem olarak kabul etmediler. Sabır ve sükûnetle haklı davalarını savunmaya devam etmişlerdir.


İhvan hareketi içinde Seyyit Kutup’a ayrı bir parantez açmak gerekir. Seyyit Kutup fikirleri icabı radikal düşünceleri olan bir insandır. Her ne kadar İslamiyet’in önüne sıfatlar eklemek hoşuma gitmese de radikal İslamin fikir babası olarak gösterilir Seyyit Kutup. İhvan hareketi içinde yer alan Seyyit Kutup bir dönem İhvan’ı etkilemiş olsa bile ana damar üzerinde çok fazla tesir edememiştir. İhvan içinde bazı radikal gruplar doğmasına sebep olmuşsa bile onlar azınlıkta kalmışlardır. Bugün için onun görüşlerini ütopik olarak gören İhvan hareketi kuruluş felsefesinden asla vaz geçmemiştir. Hasan El Benna çizgisi hale etkisini devam ettirmektedir. Yani demem odur ki İhvan Seyyit Kutup ile değil Hasan El Benna ile özdeşleştirilmelidir.


Bu hareketi kuran El Benna siyasi sportif, ilmi, kültürel, ekonomik ve içtimai esaslar içeren bir hareket olarak kurmuştur. İhvan hareketi her zaman uzlaşmacı olmuş ve itidal yanlısı siyaseti terk etmemiştir. Benna’dan sonra gelen liderler Hudaybi ve Tilmisani de aynı çizgiyi devam ettirmişlerdir. Ve özellikle Tilmisani İslami hedef ve nizamın zor ve şiddet kullanarak yerleşeceğine, inkılabın bu yolla zafere ulaşacağına inanmıyorlardı. Mısır’da 1981’deki tutuklama kararları öncesi Tilmisani şöyle diyordu: 


"İhvan cemaati şiddetten en uzak cemaattir. Selefi Salihin; fasık veya zalim de olsa ülkeyi yönetenlere karşı silahla mücadele etmeyi uygun görmemektedir... İhvan'ın hiçbir saldırganlığına rastlan mamıştır... Ve biz hiç kimseyle kavga halinde değiliz... Teşkilatın kurucusu Hasan El-Benna ve halefi el-Hudeybi de şiddet olaylarını tasvip etmemekteydiler. Ben de bu iki başkan gibi şiddet hareketlerine karşıyım. Bu ülkede veya herhangi bir ülkede yönetenler ile yönetilenler arasında meydana gelebilecek şiddet olaylarından hiçbirini onaylamıyorum."


Tilmisani’nin bu uzlaşmacı tutumu diğer Müslüman ülkeleri de derinden etkiledi ve İhvan hareketi İslam coğrafyasında kendisine geniş bir taban sağladı. Onların kurduğu bu hareket birçok İslami hareketlere esin kaynağı oluşturmuştur. Çünkü Müslümanlar Peygamber(sav) sevdalısı insanlardır. İhvan hareketi de Peygamberi bir harekettir. İki cihan güneşi peygamber imiz(sav) de tebliğe başladığında akıl almaz baskılara ve işkencelere maruz kaldı ama bir kez olsun karşılık vermedi. Her defasında sabır gösterdi. Sabırla, metanetle zulme, baskılara göğüs gerdi ve en nihayetinde Allah’ın(cc) izniyle kazanan Müslümanlar oldu. İşte İhvan bütün dünyaya kullandığı bu yönteme örnek oluyor. Dayanın kardeşlerim, bilin ki Müslüman dünyası sizin arkanız dadır. Dualarımız sizinle.