NOEL ARTIK DİNİ BİR MOTİF DEĞİL

e-Posta Yazdır PDF

Yılbaşı geceleri. Namı diyar Noel kutlamaları. Adına eğlence denilen ama rezilliğin bini bin para ettiği, zevk ve eğlencenin tavan yaptığı kara gece. Kara gece diyorum. Çünkü yaşananları gördükçe o rezillikleri anlatacak başka bir kelime bulamıyorum. Bu gecede yapılanları gördükçe Allah aşkına vicdanlarımız sızlamadı mı? Bir Müslüman olarak, bırakın bir Müslümanı, insan olarak bile bu manzaralar beni rahatsız etti. Su gibi tüketilen içkiler, sarhoş insanların boş naraları, kendinden geçmiş insanların çığlıkları, dans, müzik, kadınların erkeklerin sokak ortasındaki uygunsuz görüntüleri. Hepimiz şahit olmadık mı Allah aşkına bu rezil manzaralara yılbaşı gecelerinde. O Müslüman kardeşlerimizin açınacak hallerini gördükçe yüreklerimiz parçalanmadı mı? 


Televizyonlar da gördüğümüz o süslemeli cam ağaçları, yılbaşı kutlamalarında gördüğümüz o kırmızı kıyafetleri içindeki Noel baba kostümleri. Sahi kim bu Noel baba? Hani bir zamanlar New Work Times gazetesinin başlığında yer alan: “İstanbul’da Müslümanların çoğu Noel baba’yı heyecanla bekliyor.” dediği Noel baba kimdir? Noel nedir? 


“Noel, her yıl 25 Aralık tarihinde İsa'nın doğumunun kutlanıldığı Hıristiyan bayramı. Ayrıca Doğuş Bayramı, Kutsal Doğuş veya Milât Yortusu olarak da bilinir.”

“Noel Baba (Santa Claus), özellikle Hıristiyan dünyasında Noel kutlamalarının en önemli figürlerinden biridir. “Noel Baba (aslen Santa Claus, Saint Nicholas, Saint Nick, Father Christmas, Kris Kringle, Santy veya Santa) Noel gecesi (24 Aralık'ı 25 Aralık'a bağlayan gece) çocuklara hediye dağıtan yerel bir kahramandır. Türkiye'de ise Noel Baba yılbaşı gecesi hediye dağıtan kişiye dönüşmüştür. Kökeni, Antalya'nın Kale (Myra) ilçesinde 4. yy'da yaşamış bir 4. yüzyıl Hristiyan azizi olan Piskopos Nikola'ya dayanır, fakat kültüre göre farklılık gösterir. Noel Baba dünya çapında daha çok sevilmiş ve Santa Claus isminin yerini almıştır. Örnek olarak "Santa" yerine İtalya`da "Babbo Natale", Brezilya`da "Papai Noel", Çek Cumhuriyeti`nde "Deda Mráz", Portekiz`de "Pai Natal", Romanya`da "Moş Crăciun", Almanya`da "Weihnachtsmann", İrlanda`da "Daidí na Nollag", Fransa`da "Le Père Noël", İspanya ve Meksika`da "Papa Noel", Türkiye`de "Noel Baba" olmak üzere farklı isimler kullanılır.”


Anlaşılan bu adına kutlama denilen törenlerle bizim yakından uzaktan bir ilgimiz yok. İyi ama nasıl oluyor da bu kadar dört gözle bekler olduk. Bunun tek bir izahı var. O da İbn-i Haldun’un mağluplar, galipleri taklit ederler prensibidir. Evet, İbn-i Haldun: “Mağluplar, galipleri taklit ederler.” Der. Evet, dünya var olduğundan beri bu böyledir ve böyle de olmaya devam edecektir. Bu tamamıyla insan psikolojisi ile alakalı bir şeydir. İnsan bu, böyledir ve onu değiştiremezsin. Medeniyet gücü takip eder. Güçlü olanlar bulundukları bölgede baskın medeniyettir ve bölgelerini istedikleri gibi dizayn ederler. Maalesef son yüzyılımızın güçlü devletleri Avrupalı devletler ve dünyayı kendi medeniyetlerine göre dizayn ettiler. Bunu da yaparken zorlanmadılar. Çünkü diğer milletler ve tabi bizler onların medeniyetini almak için gönüllü hareket ettik. Giyimimiz, kılığımız, kıyafetimiz, düşüncemiz, felsefemiz kısacası yaşamımızın büyük çoğunlunu Avrupai tarzda dizayn ettik. Onlar gibi olmakla büyüyeceğimizi düşündük.


Hepimiz biliriz Avrupa’yı ilk örnek almaya başladığımız dönemdir Tanzimat dönemi.


Osmanlıda ilk yılbaşı kutlamalarının tarihi de ilginçtir Tanzimat tarihine yakındır.  Osmanlıda ilk Noel kutlamalarının tarihi 1829’dur. 1829 yılının yılbaşı gecesi İngiliz büyük elçisi, Haliç’te bulunan bir gemide, yılbaşı gecesi balosu tertipler ve geceye Osmanlı devlet adamlarını da davet eder. İlginçtir davetliler yatsı namazını tersanede kıldıktan sonra davete geçerler. Ertesi gün Kazasker Yahya Bey, Serasker Hüsrev Paşa'ya, katıldığı balonun ne menem bir şey olduğunu sorduğunda, o şöyle der: “Az vakitte çok hazırlık yapmışlar. Biz baloda yapılanları bir ayda düzenleyemeyiz. Gerçi kâfir işi, fakat ne çare? Devletçe bir şey oldu, katılmak lüzum etti”


Anlaşılan o gün istemeyerek gidilen yer hoşumuza gitmiş ki bugün artık bizimde doyasıya kutladığımız bir gün haline geldi. Zevk, eğlence böyle bir şeydir. Bedene girmek için ufacık bir kapı bulsun yeter. Hayatımız onlar için sonuna kadar açılır. Ve bugün dinden uzaklaşmış ya da dine tam anlamıyla nüfus edemeyen, maalesef insanlığın büyük çoğunluğu, kendilerine zevk ve eğlence verecek her şeye çığlınca sarılırlar ki bugünde yaşadığımız tam olarak budur.


Avrupa artık güçlü bir medeniyet değil. Siyasi, ekonomik ve askeri gücünü kaybedince cazibe merkezi olmaktan çıktı. Ve dünya üzerinde hâkimiyetini kaybetmeye başladı. Böylece meşrutiyetini kaybetti. Artık Avrupa kültürü tartışılmaya başlandı. Bugünkü batı o bildiğimiz Avrupa kültürünü ne kadar yaşıyor? Yani bir Hıristiyan kültürü var mıdır bu da başlı başına bir tartışma konusudur. Hani hep klasik anlamda Avrupa ile Hıristiyanlığı özdeşleştiren düşünce ki bende aynı fikirdeyim. Ama bir farkla. Avrupa Hıristiyan ama aslında inandığı dini de yaşamıyor. Bugün Avrupa’ya hâkim olan tek düşünce zevk ve şehvet içinde bir hayat yaşamak. Tamamıyla bu dünyanın zevk ve eğlencesine dayalı bir yaşam sürüyor Avrupa ve dünyaya da bunu yayıyor.

Çok şükür artık benim gibi düşünenler çoğaldı ve Avrupa artık büyük hedef olmaktan çıktı. Avrupa büyüklüğünü gözümüzde kaybedince yaşantısı ve hayat felsefesi de önemini yitirmeye başladı. İyi ama niye hala bu kadar cazibesini devam ettiriyor? Çok basit aslında. O artık dünyaya yeni bir hayat felsefesi yayıyor. Zevk ve eğlence kültürü. Bu kültürün alt yapısını kendi dini ve kültürel mirasından alıyor, kendi figürlerini kullanıyor ama özünü de bozarak yapıyor bunu. Buna en güzel örnek Noel. 

Bu alamda Noel artık dini bir motif değildir. Onu ticari bir amaç için kullanmaktadır. Aslına bakılacak olursa samimi Hıristiyanlarda bu durumdan rahatsızlar. Hatta onlara göre Noel baba Hz. İsa’dan daha fazla ön plana çıkmaktadır. Hıristiyan dünyasındaki bu durum bir yönüyle beni ilgilendirmektedir o da bu kültür artık dünyaya şehvet ve zevk sunmaktadır. Yiyelim, içelim, eğlenelim. Aslında bu daha tehlikeli bir şey. Çünkü buna itiraz edebilecek çok az insan var.


Ben şuna inanıyorum. Yılbaşını kutlayan benim Müslüman kardeşim bunu dini bir motif olarak görmüyor. Onlar için yılbaşı insanların çılgınca eğlenecekleri bir gece. Vur patlasın çal oynasın” felsefesinin hâkim olduğu bir dünya görüşünün eseridir. Onun için dini hiçbir önemi yoktur. Noel kutlamalarının Hıristiyanlara ait bir dini motif olduğunu çok iyi biliyor ama kullanmaktan da geri kalmıyor. Niye? Çünkü Noel felsefesi hoşuna gidiyor. Vur patlasın çal oynasın, boş verin, dalgamıza bakalım. Gelsin içkiler, mezeler, müzik, dans, kafamızı bulalım, umurumda mı dünya.


Bugün için şunu söyleyebiliriz ki yılbaşı kutlamaları kültürel bir anlam ifade etmektedir. Özellikle Hıristiyan olmayan milletler tarafından da kutlanıyor olması onun dini bir anlam ifade etmediğini göstermektedir. Diyelim ki bu kültürel bir kutlama. Olsun. Bunun böyle olması bile, kutlamaları Müslümanlar için meşru hale getirmez. Kutlamanın bizatihi kendisi İslam fıtratına ve kültürüne tamamıyla zıttır. Su gibi tüketilen içki, sabahlara kadar çılgınca yapılan eğlence, dans, hediyeleşmek adı altında yapılan çılgınca para tüketme kültürü İslamiyet’in ruhu ve özüyle çelişmektedir. İnsan şehvetinin tavan yaptığı bir eğlence anlayışı İslam medeniyetinin şiarı olamaz.