HÜMANİST ŞÖVALYELER OSMANLI KÜLTÜRÜNÜ YIKAMAZ

e-Posta Yazdır PDF

Sevgili Elif Şafak, boynu bükük, tebessüm ederek, minnettar bir edayla Fransız büyük elçisi Laurent Bili tarafından yakana takılan (‘Ordre National des Arts et des Lettres’) Kültür Sanat ve Edebiyat şövalyesi madalyasını alırken ne hissettiğini bilemem ama benim kanıma dokundu. Gerçi madalyanı alırken ki yüz ifadene bakılırsa çok mutlu olduğun belli oluyor. O teşekkür konuşması yaparken söylediğin sözler de her şeyi özetliyor:


"Benim ilk gençlik dönemlerimde ve hala birçok edebi kaynağın rolü var. Rus ve Fransız edebiyatının benim zihinsel şekillenmemde çok büyük rolü var. Tabii ki Osmanlı'nın son dönemi ve Cumhuriyet dönemindeki Türk edebiyatının çok önemli rolü var. Ben hep böyle biraz obur bir okur oldum. Biz yazarlar yalnızlık yaşıyoruz. Yazarken çok tek başınayız. Böyle bir ödül aldığında insan bir an duruyor. Benim için bir okur mektubu almak gibi bir şiara beni buluşturan, bağlantı kurmamı sağlayan, yüreğime de enerji veren bir ödül. Bana layık gördüğünüz için çok teşekkür ederim"


Peki, neden bu ödüle layık görüldün. İsterseniz onu da Fransız büyük elçisinin söylediklerinden anlayalım. ''Bu kişisel kozmopolit güzergâh, sufilik ve Osmanlı kültürü ile iç içe geçmiş gayretli ve hümanist eğitim, hiç kuşkusuz edebi eserlerinizi derinden etkiledi. İlk romanlarınız bunu ortaya koyuyor.'' Fransa Cumhuriyeti Kültür Bakanı adına verilen ödülün gerekçesini büyük elçisi Laurent Bili “Şafak'ın fikir özgürlüğü hizmetindeki entelektüel çalışması, kültürlerarası diyaloga ve insan haklarına yaptığı katkı” olarak açıklandı.


Sevgili Elif Şafak, merak ediyorum bu milletin beynine işlediğin o şey ne acaba. Osmanlı medeniyetine yaptığın hizmet mi yoksa Fransız yani Avrupa kültürüne yaptığın hizmet mi seni bu kadar dikkate değer yapan. Benim bildiğim kadarıyla Fransızlar Osmanlı kültürüne yaptığın olumlu katkılardan dolayı seni ödüllendirmez. Asırlar boyunca yaşadığımız tecrübeler çok açık bir şekilde gösteriyor ki Avrupalı kendi kültüründen başka kültür tanımaz ve kabul etmez. Eğer onlar bir kişiyi ödüllendirilecekse o kişi kendi kültürlerine yani Avrupa kültürüne hizmet eden kişiler olmalıdır. Aksini düşünmek bir safdillik olur ki bu millet artık o kadar da saf değil. Şunu da belirteyim birkaç Osmanlı figürü kullanıp biz Osmanlı medeniyetini yüceltiyoruz demek yani güya Osmanlıyı yüceltiyormuş gibi gözükmekte artık bayat bir numara. Sizin asıl amacınızı çok iyi biliyoruz.

Ayrıca onlardan yani Avrupalılardan ödül almak artık bir ayrıcalık ta değildir. Yani onlardan ödül almak, onların beğenisini kazanmak sanatçılara büyük bir paye kazandırmıyor. Onun için diyorum ki sevgili Elif Şafak bu ödül seni yüceltmedi. Sen o ödülü alınca büyük edebiyatçı olmuyorsun. Aksine millet sana kuşkuyla bakacaktır. Kendi milletinin değerleri ile oynayanları bu millet kendi bünyesinden atıyor.  Aslında bu söylediklerim sadece sana değil, senin gibi düşünen edebiyatçılarımıza. Evet, gündemde kalır, kitabınız da çok satanlar listesinde üst sıralarda yer bulabilir. Ama sanma ki bu milletin hafızasına kazınırınız. Hayır. Hizmet edeceksen kendi milletine hizmet et. Kendi kültürünü yücelt. Kendi kültürünü Avrupa kültürüne dönüştürmeye kalkışma. Bak o zaman bu millet sizi baş tacı yapar. Bırakın onun bunun sizi şövalye ilan etmesini.


Anlamıyorum bu yabancı hayranlığı ne zaman bitecek bizim aydınımızda. Son 150- 200 yıldır hep aynı zihniyet. Almış bir batı hayranlığıdır gidiyor. Bitmeyecek mi bu sevda. Yani kendi kültürümüzü batılı normlara göre dönüştürme sevdası. Olmuyor. Doku uymuyor. Boşuna uğraşıyorsunuz. Bırakın bu boş sevdayı. Bizim medeniyetimiz, zihniyetimiz, örf ve ananelerimiz uymaz batı medeniyetine. Hem bu dönüştürme sevdası niye? İhtiyacımız mı var? Bizim medeniyetin suyu mu çıktı? Hadi diyelim ki bizim medeniyeti beğenmiyorsunuz? O zaman batı medeniyetine benzemeye çalışmayın. Çünkü özlemini çektiğiniz bu medeniyetin dünyayı getirdiği nokta ortada. Kan, gözyaşı, zulüm. Kendi rahatları için bütün dünyayı yangın yerine çevirdiler.


Bütün dünyayı tek tip haline getirmeye çalışıyorlar. Kültürel farkları ortadan kaldırıyorlar. Tek tip bir dünya modeli kafalarındaki proje. Dünyanın her yerinde aynı tip evler, aynı tip sokaklar, aynı tip kıyafetler giymiş insanlar, aynı tip arabalar. Dünyanın neresine giderseniz gidin aynı şeyleri görürsünüz. Ne kadar acı değil mi? Evlerin içleri bile birbirine benziyor. Japonya’daki bir evin iç dizaynı ile Kanada’daki veya Almanya’daki veya Fransa’daki bir evin iç dizaynları aynı.


Batı medeniyetine benzeyeceğimize onun karşısına alternatif yeni bir medeniyet koyalım. Kaynak mı arıyorsunuz? Alın size Osmanlı medeniyeti. Ben Osmanlı medeniyetine hayran birisi olarak, bu medeniyetin temel alındığı yeni bir medeniyetin kurulabileceğine inanıyorum. Evet, dünya değişti. Bu dünya o bildiğimiz eski dünya değil. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Ben Osmanlıyı olduğu gibi alalım demiyorum, zaten bu da ütopya olur. Yeni bir medeniyet kuralım ama temeli batı medeniyeti olmasın. Temeli Osmanlı medeniyeti olsun.


Hey gidi dünyaya damgasını vurmuş koca medeniyet. Kendi evlatların senin kıymetini bilmiyor. Oysa sen asırlar boyunca dünyaya insanlık nedir göstermiş bir koca çınardın. Sen büyük bir çatırtıyla devrildin ama yıkılan sadece gövdendi. Köklerin kurumadı. O köklerden yeni çınarlar yeşerecek yine koca koca çınarlar olacaklar. Seni kurutmaya kalkışanlar bilsinler ki karşılarında seni seven ve sana gönül veren bizleri bulacaklar. Seni kurutmayacağız. Yeni ışkınlarına göz bebeğimiz gibi bakacak tekrar o ulu çınar olmanı sağlayacağız. Bizler kendimizi bu yola adadık.