Seyyid Ahmed er-Rufai Hazretleri

e-Posta Yazdır PDF

Kur’an’ın Bazı Hikmetleri

Bu bölümde, dinin direği olan ve hakkında konuşulan bazı ayet-i kerimelerle ilgili, Ahmet er-Rifai hazretlerinin zihni açacak ve okuyanı ferahlatacak izahlarını ele alacağız. Tevfik Allah’tandır. Doğru yola iletecek olan da O’dur.


Ey kardeşlerim, Allah’ın ahlakıyla ahlaklanınız. Bu Hz. Peygamber’in sünnetine sarılmak ve O’nun ahlakıyla ahlaklanmak demektir. O’nun ahlakı Kur’an’dır. Kur’an içinde hiçbir batıl bulunmayan, ezeli ve ebedi olan Allah’ın kelamıdır. Kur’an’ın yazılması ve cem işi Hz. Peygamber’in ashabı tarafından sağlanmıştır. Kur’an Cenab-ı Allah’ın “Onu biz indirdik ve yine biz koruyacağız”1 ayetinde buyurduğu gibi, her türlü tahrif, bozulma ve değiştirilmeden uzaktır.



Kur’an’nın Rabbani sırlar ihtiva eden hikmetleri vardır.onlar da sırasıyla şunlardır;



1-Gayba İman: Bu hal müttakilere aittir. Onların gabya imandan sonra yaptıkları işler, namaz kılmak, zekat vermek, Hz. Peygamber’e, diğer Resul ve nebilere indirilen semavi kitaplara ve ahirete tam bir iman ile inanmaktır. “Elif, Lam, Mim! Kendisinde hiç bir şekilde şüphe olmayan o kitap, müttakiler için bir hidayet kaynağı ve yol göstericidir. O müttakiler, gaybe inanırlar, namaz kılarlar, kendilerine verdiğimiz mallardan zekat verirler. Yine onlar sana indirilenlere ve senden önce indirilen kitaplara, Peygamberlere ve ahiret gününe iman ederler. 2



2-Allah’a Kulluk: Allah Teala Kur’an’da: “Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk ediniz.”3 Buyurarak, sizden öncekileri yok ettiği gibi sizleride yok edeceğine ve dönüşünüzün de mutlaka O’na olacağına işaret etmektedir. O halde Allah’a kulluk ediniz. “Umulur ki böylece korunmuş kimselerden olursunuz.”4 Ve müttekiler grubuna yazılmış olursunuz ki: “O müttakiler, Rablerinden bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler ancak onlardır.” 5



3-Allah Teala’nın kullarına darb-ı mesel olarak getirdiği sırları olduğu gibi kabul edip, bunun Cenab-ı Allah’tan gelen bir hakikat olduğunu bilmek: Allah Teala: “Onunla (darb-ı meselle) bir çok kimseyi sapıtır. Bir çoklarını da doğru yola yöneltir. Verdiği misallerle Allah ancak fasıkları sapıtır.”6  Buyurmuştur. Bı fasıklar, “Öyle sapık kimselerdir ki, kesin söz verdikten sonra sözlerinden dönerler. Allah’ın ziyaret edilip hal ve hatırının sorulmasını istediği kimseleri ziyaretten vazgeçerler ve yeryüzünde fitne ve fesat çıkarırlar. İşte onlar gerçekten zarara uğrayanlardır.” 7


Allah Teala, Kur’an’ın kapalı kısımlarını bu darb-ı mesellerle açıklamış, bir takım işaretler koyarak açıklanacak şeyleri beyan etmiş, kurtuluşu temin eden ve mutluluğa ulaştıran yolu size göstermiştir. Ayrıca sizi, Allah’tan uzaklaştırıp, rezil rüsvay edecek şeylerden sakındırmıştır. Fasıkları, dalaletlerinin helake sürüklendiğini haber vermiştir. Fasıkların kimler olduğu sorusuna: “Allah’a verdikleri sözü yerine getirmeyenler, Kur’an’a ta’zim göstermeyen, Hz. Peygamber’i yüceltmeyen ve onun âl ve ashabına ikramda bulunmayan, ümmetinin veli kullarına ve alimlerine hürmet etmeyen, anne ve babaya iyilikte bulunmayan, sıla-i rahim ve komşuluk haklarına riayet etmeyen, müminler arasında mevcut olan İslam kardeşliğini muhafaza etmeyen, insan haklarını hatta bütün mahlukatın haklarını korumayan ve Allah’ın emrettiği hususları yerine getirmeyenlerdir. İşte bu hükümleri yerine getirmeyenler, Allah’ın emirlerini ilhak eden, Allah’a verdikleri sözü yerine getirmeyen, Allah’ın ziyaret edilip hal ve hatırının sorulmasını istediği kişileri ziyaret etmeyen ve yeryüzünde fitne çıkaranlardır. İşte onlar, dünya ve ahirette hüsrana uğrayıp amelleri boşa çıkan kimselerdir.” Şeklinde cevap verilmiştir.



Allah’a verdikleri ahdi yerine getirenlere gelince, onlar Cenab-ı Allah’ın “Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki, ben de size vaad ettiklerimi vereyim.”8 Ayetiyle müjdelediği kimselerdir. 



Ayrıca onlar, Allah’ın yeryüzünde ziyaret edilip hal ve hatırının sorulmasını istediği kişileri ziyaret edenlerdir. Çünkü bunlar, hidayete ulaşanlardır. “Benim hidayetime tabi olanlara hiçbir korku yoktur. Onlar mahzun olacak ta değillerdir.”9  Ayetinde kastedilenler, işte bu kimselerdir. Onlar ıslah edicilerdir, Hz. Peygamber’in hidayetini yayarlar. yeryüzündeki kullara Hakk’ın nuru, Kur’an semasından iner.



Onlar: “Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz. Birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız diyerek söz almıştık.”10 Ayetinin sancağı altında, “Vaktiyle biz, Beni İsrailden: yalnızca Allah’a kulluk edeceksiniz, ana-babaya iyilik yapacaksınız, yakın akrabaya, yetimlere, miskinlere ihsanda bulunacaksınız” diye söz almış ve “İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın ve zekatı verin” diye emretmiştik”11 ayetin hükmünü yerine getirenlerdir. Bu ayetlerin muhatapları sadece isailoğullarıdır ve ayetin hükümleri yalnızca onlara şamildir, demeyiniz. Bilakis bu hüküm Hz. Peygamber’e indirilenlere ve Allah’a iftira edenlerin tahrif etmedikleri önceki dinlerin ahkamına iman etmeyi de içine alır. Bu iman ümmetin nasibi, dinin minberidir. Başında Kainatın Efendisi Hz. Peygamber’in bulunduğu Muhammed’i Şeriat, daha önceki dinleri nesheden, onların ahkamını da kapsayan en mükemmel dindir.



“Bir zaman sonra siz, o kimseler oldunuz ki, artık birbirinizi öldürmeye, aranızdan bir zümreyi yurtlarından çıkarmaya, kötülük ve düşmanlıkta onlara karşı birleşmeye başladınız.”12 Ayetinde ki kötü fiillere benzer hareketleri yapmaktan sizi sakındırırım.



Kendi eliyle intihar eden veya buna vesile olacak kötü ameller işleyen kendi aralarında düşmanlık ve günahta yardımlaşarak insanlardan bir grubu zelil ederek yurtlarından çıkaran kimseler, dünyada rezil ve rüsvay olduğu gibi ahirette de şiddetli bir azaba çarptırılırlar.

.................................................

1)-el-Hıcr, 15/9

2)-el Bakara 2/1-4

3)-el Bakara 2/21

4)-el Bakara 2/21

5)-el Bakara 2/5

6)-el Bakara 2/27

7)-el Bakara 2/27

8)-el Bakara

9)-el Bakara 2/38

10)-el Bakara 2/84

11)-el Bakara 2/83

12)-el Bakara 2/85