Seyyid Ahmed er Rufai Hazretleri

e-Posta Yazdır PDF

Muhabbetin Alametleri

Bundan sonra mü’min kendine gelir ve ruhu cesedine “Hayırla benden uzaklaş. Dünyadayken iyiliği ve iyi insanları sever, kötülükten ve kötü insanlardan nefret ederdin. Seni, Allah’a emânet ediyordum” der.


Mü’minlerin emiri Hz. Ali (k.v)’nin huzuruna bir cenaze getirildi. Toplanan cemaate “O’mu rahata kavuştu, yoksa ölümüyle insanlar mı rahata kavuştu?” diye sorar. Kimin ölümle rahata kavuşacağı sorulununca Hz. Ali, şu cevabı verdi:


“Mü’min öldüğü zaman, dünyanın sıkıntılarından, ehl-i dünyanın eziyetlerinden kurtulur ve Allah’ın rahmetiyle karşılanır. Fâcir (günahkar) öldüğünde ize, kullar ve memleket onun şerrinden kurtulur ve rahat eder.”


Me’mûn b. Sülemi (ra) anlatır: “Abdullah b. Mukatil vefat edince, onu gaslettik ve kefenleyip defnettik. Bu esnada, semâdan bir nida geldi: “Her ikisi de birbirinden memnun bir halde, dostu dostuna kavuşturan Allah’a hamdolsun.”


Ebu Abdullah’ın dostlarından biri anlatır: vefatından sonra onu rüyamda gördüm. Cennette çalım atarak (böbürlenerek) yürüyordu. Ona “Ey Ebu Abdullah, bu ne hal! Halbuki sen bizi böyle yürümekten menederdin!!” dedim. Bana “Bu yürüyüş selamet diyarında her şeyi bilen yüce padişahın huzurundaki hizmetçilerin yürüyüşüdür” cevabını verdi.


Vefatından sonra rüyada görülen Zünnun’a “Allah sana nasıl muamele etti?” diye sorulmuş. O da şöyle demişti: “Dünyada iken Allah’tan dört şey isterdim. İkisini ihsan etti, geriye kalanları da vereceğini ümit ediyorum.” Onların ne olduğu sorulunca şöyle cevap vermiştir.

“Allah’ım! Ruhumu kabzedeceksen, bunu ölüm meleğine bırakma (bizzat sen al!)

Sorguya çekeceksen, bunu Münker ve Nekir’e bırakma bizzat sen sorgula!

Cehenneme atacaksan bunu Malik’e (cehennemin kapısında görevli Melek) bırakma!

Cennete sokacaksan bunu Rıdvan’a (cennetin kapısında görevli melek) bırakma (bizzat sen sok!)1


Davut Acli vefat edip kabre götürüldüğü vakit, insanlar kabrin reyhan bitkisiyle örtülü olduğunu gördüler. Davut Acli’yi defneden adam bir tutam reyhan aldı insanlar, bu durum, yetmiş gün boyunca hiç bozulmadan duran reyhanlara bakıyordu. Bu haber devrin sultanına ulaşınca, padişah adam gönderip, reyhanları o adamdan aldı. Bundan sonra, reyhanlar nasıl gittiklerini kimse anlamadan ortadan kayboldular.


Ammar b. İbrahim (ra) anlatır:

“Miskine2 Taviye adında ki veli hanımı, vefatından sonra rüyamda gördüm. Hayattayken zikir meclislerini çok severdi. Rüyamda ona “merhaba ey miskine” deyince bana “Ey Ammar! Miskinlik gitti, zenginlik geldi.” Dedi. “Allah mübarek etsin dedim!” Sonra bana “Allah’ın içindeki bunca nimetle beraber cenneti, bana neden bahşettiğini sormadın” dedi. Ben sebebini sorunca “zikir meclislerinden ötürü” diye cevap verdi. Taviye’ye, Allah’ın, Ali b. Zadan’a nasıl muamele ettiğini sordum. Güldü ve şöyle dedi: “Ona nurdan bir elbise giydirildi ve Ey Hafız Oku ve yüksel denildi.”


İbn Ebu’l Havari (ra) anlatır:

Vefatından sonra Vasili’yi rüyamda gördüm. Nuru her yanı kaplamış bvir halde havada duruyordu. Ona Allah’ın kendisine nasıl muamele ettiğini sorunca, “Mevla, dostumuzdur. Bizi affetti, bize ikramda bulundu ve bizi ehlullah arasına kattı” dedi. Sonra kendisinden bana nasihat etmesini istedim ve bana şunları söyledi:


“Zikredenlerin meclisine devam et. Onlar en yüksek mertebede bulunmaktadırlar.”

Muaz (ra) son demlerini yaşarken bir ara bayıldı. Bir müddet sonra ayılınca şöyle dedi: “Beni, Allah’ın nimet verdiği nebiler, Sıddıklar ve şehitler arasına kattılar. La İlahe İllallah Muhammedün Resulullah. Allah’a hamd olsun!” dedi ve ruhunu teslim etti.


Anlatıldığına göre bir hanım Hz. Aişe’nin (ra) huzuruna varır. Peygamber Efendimiz (sa)’in kabrinin yanında namaza durur. Sonra secdeye kapanır ve o halde “Ah, sana hasretim!” der. Başını kaldırmadan ruhunu teslim eder. İçli bir şekilde inleyerek, başını oradan kaldırmadan ruhunu teslim eder.


Cafer-i Dabi (ra) anlatır: Bir gün Malik b. Dinar’ın kabrine gittim ve kendi kendime “Allah’ın Malik’e nasıl muamele ettiğini keşke bilseydim!” deyince, Malik’in kabrinin altından şu sesi işittim: “Malik, helak olmaktan ve sıkıntılı yollardan kurtuldu. Sevinç diyarında, çok bağışlayıcı olan Rabb’e komşu oldu.” Bunun üzerine ben de Allah’a hamd ettim.


İbn-i Bekar anlatır: bir gün, Mıssisa şehrinde namaz kılıyorduk. İmam selam verince, cemaatten bir adam ayağa kalktı ve “Ey cemaat! Ben cennet ehlinden bir adamım, bugün öleceğim. Bir ihtiyacı olan varsa gelsin vereyim!” dedi. Aynı gün ikindi namazını kılarken adam secdedeyken ruhunu teslim etti.”


Anlatıldığına göre Haris Ömer b. Tai (ra) Erminiyye’de hastalandı. Bir gün kıbleye yöneldi ve iki rekat namaz kıldı. Son secdesinde şöyle niyaz etti. “Allah’ım! Dinini ayakta tuttuğun, alemleri rızıklandırdığın ve çürümüş kemikleri dirilttiğin isminle senden istiyorum. Senin nazarında bir zerre değerim varsa, (ne olur) ruhumu al!” sonra sustu, yanındakiler ona dokunduklarında ölmüş olduğunu anladılar.

.......................................

1)“Nimet ne kadar az, azap ne kadar çok olursa olsun bunlar vasıtalı olarak değil de, vasıtasız olarak Hakktan gelirse birincisinin zevki çok muazzam, ikincisinin elemi pek hafif olur. Zira, sevgiliden gelen güzel olur.” Kuşeyri Risalesi, haz. Süleyman Uludağ. Dergah y. S. 472.

2)Miskine, fakir kadın anlamında özel isim.