Seyyid Ahmed er Rufai Hazretleri

e-Posta Yazdır PDF

Muhabbetin Alametleri
   Alkame (ra)'ın Abdullah (ra)'dan naklettiğine göre:
   Resulullah (ra) Efendimiz, "Semiallahü limen hamideh (Allah, hamd edenlerin hamdini duydu)" dediği zaman, peşinden "Rabbena ve lekel hamd (Rabbimiz, sana hamd olsun)" derdi

   Bu hadis-i şerif, Allah'ın davetine uymanın sırlarını anlatır. Muhabbet erbabı içerisindeki zevk ehli, Allah'ın her emrine marifetleri sayesinde uyarlar.

   Ey oğul!
   Ariflerden birine "Muhabbetin hakikati nedir?" diye sorulunca "(sevgilinin) emrine uymaktır" cevabını vermiştir.

   Resulullah (sa) Efendimiz şöyle niyaz ederdi:
   "Allah'ım! Beni senin sevginle, seni sevenlerin sevgisiyle ve sevgine ulaştıran amelle rızıklandır. Senin sevgini her şeyden sevgili kıl."

   Hz. Ebu Bekir (ra) der ki:
   "Bir kimse Allah sevgisinin özüne ererse, O'ndan gayrı her şey kaçar. Bütün dünyevi arzuları O'nun için terk eder."

   Derler ki:
   "Düşmanın cefası, gelip geçici bir gamdır. Sevgilisinin cefası ise öldürücü bir zehirdir.

   Zünnün Mısri (ra) çokca Kuran okurdu. Bir zaman sonra, hadis ilmiyle meşgul olmaya başladı. Bir gece rüyasında ona şöyle seslenildi:

   "Madem ki beni sevdiğini iddia ediyorsun neden kitabımdan uzaklaştın? Kitabımdaki ince takdirleri düşünmez misin?"

   Bu vakıadan sonra, hadis okumayı bırakıp Kuran okumaya yöneldi.
   Rivayet edildiğine göre Allah Teala Davut (as)'a şöyle vahyetmiştir:
   "Dünyaya düşkün ve dünyanın hizmetkarı olan alimi, seninle benim arama sokma. Onlar, seni muhabbet yolundan caydırır. Böyle alimler, kullarımın yolunu kesen eşkiyalardır."

   "Muhabbetin esası, yokluktur. Yokluk; âmm (genel), hâs (özel), Hassu'l-has (özelin özeli) olmak üzere üç derecedir.

   Âmm kalpteki günah ve isyan duygusunun silinmesidir.
   Hâs dünya ve dünya ehlinin sevgisinin kalpten silinmesidir.
   Hâsu'l-hass ise kalpteki Allah sevgisinden başka tüm sevgilerin silinmesidir."

   Yahya bin Muaz (ra) bir münacatında Allah'a şöyle yalvarır:
   "Allah'ım! Sevgilisi sen olan kalbe azap etme!
   Allah'ım! Eğer azap edersen seni sevene azap etmiş olursun, eğer sevdirirsen seni seveni sevindirmiş, ihsanda bulunursan da seni sevene ihsanda bulunmuş olursun!"

   Bayezıd-i Bistami hakkında şöyle bir hikaye anlatılır:
   Bir gün, Bayezıd, sevgiden söz açmış, hayli derinlere dalmıştı. Bu esnada, Bayezıd'ın yanına bir kuş kondu. Bayezıd konuşurken, kuş önünden geçip durdu. Bir müddet sonra, kuş gagasını yere vurmaya başladı. Vurdu Vurdu… gagasından kanlar akmaya başladı ve o hal içinde öldü!

   Anlatıldığına göre Ariflerden biri, bir gün sahtekar bir adama rastladı. Adam kölesini sopayla dövüyor, köle ise dayak yerken gülümsüyordu. İnsanlar köleye "Efendin seni kamçılarken sen gülüyorsun; bu ne biçim iş!" dediklerinde şu cevabı verdi: "O'nun sevgisinin tatlılığından, dayağın acısını hissetmiyorum." Arif kölenin bu hali ve sözleri karşısında kendini tutamayarak feryat etti ve bayıldı.

   Yahya bin Muaz (ra) der ki:
   "Hüküm ve hududuna riayet etmeden, nimetinin kadrini bilmeden O'nu sevdiğini iddia eden kimse muhabbetinde samimi değildir."

   Anlatıldığına göre, Abdulvahit bin Zeyd (ra)'a bir adam gelerek "insanı Allah'a en çok yaklaştıran ve en çok mükafata layık olan amellerden bana haber ver!" deyince şu cevabı aldı: "Allah'ın sevdiklerini sevmendir." Adam tekrar sordu: "Muhabbetin vasıflarını bana açıklar mısın?" Bunun üzerine Abdulvahit bin Zeyd ağlamaya başladı ve adama "Tahammül edebilir misin?" diye sordu. "İnşallah" cevabını alınca Abdulvahid bin Zeyd ona, muhabbet ve onun hakikatlerinden bir parça anlattı. Sözlerin tesiriyle adam bayıldı. Ayıldığı zaman "Sübhanallah! Buna ehil olan kimdir? Ya da muhabbetin hakikatine kimin gücü ermeye yetebilir?" diye sordu. Abdulvahit bin Zeyd (ra) şöyle dedi: "Sevgilisine koşan kalplerin hızına, ne şiddetli bir kasırga, ne de aniden çakan bir şimşek yetişebilir. Nihayetinde kalp sevgilisine ulaşır."

   Büyüklerden birine "Sevenin bir alameti var mıdır?" diye soruldu. Şöyle cevap verdi: "Padişahlar bir yeri istila ediklerinde orayı tarumar ederler. Muhabbette buna benzer. Kalbe girdiği zaman bütün beşeri sıfatları ile birlikte nefis darmadağın olur ve muhabbetin kontrolü altına girer. Muhabbetin ateşiyle kalpte Allah'tan başka ne varsa hepsi yanar."

   Bir defasında büyüklerden birine "Sevenlerin hali neden çılgınların hali gibidir" diye soruldu. Şöyle cevap verdi: "Çünkü onlar, muhabbetin halavetini zevk ettiler. Hakk'ın güzel davetinin harika seslerini duydular. O'nunla hayretler içinde kalarak, akılları ve kalpleri Hakk'a doğru kanatlandı.