Seyyid Ahmed er Rufai Hazretleri

e-Posta Yazdır PDF

Bil ki irfân sahiplerinin dertleri, iç alemlerinde ve fikirlerinde gizlenmiştir. Onların iç alemlerini, Allah’ın heybetinin ürpertisinden doğan rüzgar hareketlendirir. Kalplerinde ki hüzün yangınlarının alevi, kalbin üzerinde ki gaflet ve unutkanlığın samanlarını yakar, kül eder.

   Ağlamanın Dereceleri:

   Ağlamanın beş derecesi vardır;

   *Adem (as)’ın ağlayışı gibi hayâdan ötürü ağlamak

   *Davut (as)’ın ağlayışı gibi hatadan ötürü ağlamak

   *Yahya (as)’ın ağlayışı gibi korkudan ötürü ağlamak

   *Yakup (as)’ın ağlayışı gibi kapıdan ötürü ağlamak

   *Peygamberlerin çoğunun ağlayışı gibi heybetten ötürü ağlamak

   Bu manâ şu ayet-i kerimede görülmektedir.

   “Onlara, çok merhametli olan Allah’ın ayetleri okunduğunda ağlayarak secdeye kapanırlardı.”1

   Yukarı da zikredilen ağlamaların dışında bir başka bir başka ağlayış daha vardır. Bu, Şuayb (as) gibi muhabbet ve şevkten ötürü ağlamaktır. Şuayb (as)’ın gözleri ağlayarak kör olmuş ve sonra , Allah tarafından yeniden açılmıştı. Bu durum, üç defa tekrar edilmiş ve nihayetinde Allah Teâlâ Şuayb (as)’a şöyle vahyetmiştir:

   “Cehennem korkusundan ağlıyorsan, seni cehennemden emin kıldım? Cennet için ağlıyorsan, cenneti sana nasip ettim” bunun üzerine Şuayb (as) şöyle yalvarmıştır:

   “Hayır, ya Rabbi! Seni görme arzusundan ağlıyorum” Bu sefer ikinci bir vahiy gelmişti: “Bir topluluğun içinden bir kul, Allah korkusundan ağlarsa, Allah onun ağlaması sebebiyle o topluluğa merhamet eder.”

   Rabia Hatun şöyle anlatıyor:

   On sene Allah korkusundan, on sene Allah’ı ümid ederek, on sene de O’na kavuşmak arzusuyla durmadan ağladım.”

   Hak yolcularından biri, Rabia Hatun’un şöyle anlatır:

   “Bir gün, Rabia Hatun’un evine gittim. O esnada secdeye varmıştı. Başını secdeden kaldırıncaya kadar yanında oturdum. Nihayet secdeden kalkınca bir de baktım ki secde ettiği yerde göz yaşından bir su birikintisi oluşmuş. Kendisine selam verdim, selamımı aldı, bana ne istediğimi sordu. Ziyaretine geldiğimi beyan ettim. Tekrar ağlamaya başladı ve şöyle dedi:

   “Gözümün nuru! Bana lazım olan sensin! Seni tanıyan kimsenin, senden gayrisiyle nasıl ilgilendiğine şaşarım!”

   Atâ’bin Sülemi (ra), çoğu zaman ağlayarak şöyle derdi: “Allah’ım! Senden ayrı olursam, senden başkasıyla olursam, senin ülkende yabancı olursam, senin kullarının arasında yalnız olursam bana merhamet eyle. Bu âciz hâlimle karşında durduğum için beni bağışla!!”

   Âşıkların Emeli

   Fudayl bin İyaz (ra) anlatır:

   “Bir seferinde Kabe’yi tavaf ederken aniden rengi sarı, vücudu zayıf bir adam gördüm. Ağlayarak kendi kendine mırıldanıyordu. Yanına yaklaştığımda, şu sözleri işittim:

   “Allah’ım! Seni sevenlerin kalbi, sana yaklaşıyor. Âriflerin kalbi, seninle rahat ediyor. Âşıklarının ümidini boşa çıkarma!” sonra gaipten şöyle bir ses duydum:

   “Ey Allah’ın velisi! Sözlerinle yedi kat semayı ağlattın. Sus, ağlama! İstediğin artık senindir.”

   Rivayete göre Adem (as) cennetten yeryüzüne indiği zaman gözyaşlarının düştüğü yerden ot bitecek kadar ağladı. Bunun üzerine Allah ona şöyle vahyetti:2

   “Bu ağlayışının sebebi cennetten kovulmandır. Emrimi terk etmeden ötürü ağlaman nerede?” Bu hitabın ardından Adem (as9 ihlas kelimesine sığındı ve “lâ ilâhe illâ ente sübhâneke” dedi. Bu manayı şu ayet-i kerimeden de anlayabiliriz: “Bu durum devam ederken Adem, Rabbinden bir takım ilhamlar aldı ve derhal tövbe etti”

   Zünnûn (ra) anlatır:

   Bir gün Mekke’de ârifler gibi ağlayan bir adama rastladım. Hemen yanına yaklaştım ve ona “Bir sevgilin var mı? Diye sordum. Evet cevabını verince, sevgilisinin kendisine yakın mı, uzak mı olduğunu sordum. Yakının da olduğunu söyleyince, sevgisinin karşılıklı mı yoksa tek taraflı mı olduğunu sordum. Adam, sevgisinin karşılıklı olduğunu söyleyince “sübhânallah! Öyleyse niye ağlıyorsun? Diye sorunca şöyle cevap verdi: “Yakınlık ve sevgisine karşılık bulmanın verdiği ızdırabın, uzaklık ve tek taraflı sevmenin ızdırabından fazla olduğunu bilmezmisin?”

   Anlatıldığına göre Rabia Hatun (ra) Basra’da bir sokaktan geçerken, üzerine bir oluktan sular damladı. Rabia (ra), bunun üzerine ne olduğunu sorunca, civarda ki insanlar Hasan-ı Basri hazretlerinin gözyaşları olduğunu söylediler. Bunun üzerine Rabia (ra) “Gidip Hasan’a söyleyin, Allah sevgisinden gözyaşları arşa ulaşıncaya kadar ağlarsa, yine de az gelir!” dedi.
.................................................................
1)Meryem
2)Bakara (2)/37