Seyyid Ahmed er Rufai Hazretleri

e-Posta Yazdır PDF

 

Takva

 

            Enes b. Malik (ra)’ın rivayet ettiğine göre, Resulullah (sa) Efendimiz, Recep ayına girdiği zaman şöyle dua ederdi: “Allah’ım! Recep ve Şaban’ı bizim için mübarek eyle, bize Recep ve Şaban’da hayırlar ver ve bizi Ramazan’a kavuştur.”

            Bu hadis-i şerifin içinde barındırdığı manâlardan biri de Salih amel işlemek için uzun ömür istemektir. Ömrünü Allah’a adamak ve Allah için Salih amel işlemek, Allah’ın elçisinin varisleri olan ariflerin gayesi ve takva sahiplerinin hâlidir.

            Ey oğul!

            Takvanın umumi ve hususi iki yönünün olduğunu bil! Hususi takva “Allah’a nasıl (sığınıp) korunmak gerekiyorsa öyle korunun.” Ayetinde olduğu gibi, iç alemini Allah’ın zatından gayrı bir niyet ve arzudan sakındırmaktır. Umumi takva ise “Her kim Allah’tan korkarsa, Allah onun kabahatlerini örter.” Ayetinde olduğu gibi, zâhirini Allah’ın sevmediği her şeyden sakındırmaktır.

            Allah Teâlâ dertlerden kurtulmanın feraha ve genişliğe çıkmanın anahtarını takvânın içine yerleştirmiştir. Şu ayet-i kerimeler, bu sırra işaret etmektedir: “Her kim Allah’a (sığınıp) korunursa, Allah onun işine kolaylık verir.”, “Her kim Allah’tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu açar.”, “Onu ummadığı şekilde rızıklandırır.”

            Takvanın Manası

            Ârifler takvanın manâsı hakkında şöyle buyurmuşlardır:

             “Allah Teâlâ, kulluğunu eda ederken kendinden korkup sakınanı, hata ve günah kirlerinden arındırır. Hiç ummadığı şekilde cezadan kurtarıp, kurtuluşla rızıklandırır.”

             “Allah Teâlâ tövbe edip kendisinden korkan kimseyi çetin bir şekilde hesaba çekilmekten kurtarır. Onu, ummadığı bir şekilde, iki cihan selametine erdirir.”

             “Allah Teâlâ, kendisinden korkanı, zatından gayrı meşguliyetlerden kurtarıp ummadığı şekilde, güzel bir hayatla rızıklandırır.”

             “Allah Teâlâ, haramları ve şüphelileri terk ederek kendisinden korkan kimseyi dünyevi arzu ve isteklerinden kurtarır. Nasıl olduğunu anlamadan, ibadetin zevkine varabilme nimetiyle rızıklandırır.”

             “Allah Teâlâ, insanların kınamasından korkmadan, hakikati söyleyerek kendinden korkanı, insanların tuzaklarından selamete çıkarır ve hiç beklemediği bir yerden zafere erdirir.”

             “Allah Teâlâ kendinden korkarak masivaya bağlanmayı bırakanı, masivaya kulluktan kurtarır. Hiç fark ettirmeden ona, doğruluk ve samimiyeti bahşeder.”

            Ebu Hureyre (ra) Resulullah (sa)’den şöyle duyduğunu rivayet ediyor:

             “Kıyamet günü Allah Teâlâ insanlara şöyle hitap edecektir:

-          Ey insanlar! Ben sizi nesep nesep ayırdığım halde, ayrıca siz kendinizi neseplere ayırdınız. Ben sizin en değerliniz olarak, muttakileri seçtim. Siz ise en değerlileriniz olarak zenginleri seçtiniz. Bu gün, sizin seçtiğiniz nesebi bırakır, kendi seçtiğim nesebi yüceltirim. Muttakiler nerede? Bugün onlar ne korkar ne de üzülürler.”

            Resulullah (sa)Efendimiz bir hadis-i şerifinde şöyle buyurdular:

             “Helaller belli, haramlarda bellidir. İkisinin arasında olanlar, insanların çoğunun bilmediği şüpheli işlerdir. Şüphelilerden sakınan, dinini ve itibarını korumuş olur. Şüpheli şeyleri yapan kimse harama düşer.” Bu hadisin bir başka rivayetinde ziyade olarak şu cümle de yer almaktadır: Sana şüphe vereni, şüphen geçinceye kadar bırak.”

            İsa (as)’ın şöyle dediği rivayet edilir:

            “Dal gibi incecik oluncaya kadar oruç tutsanız, yay gibi eğrilinceye kadar namaz kılsanız dahi, ancak hakiki verâ hâlinizle yaptığınız ibadetler makbuldür..”

            Vehb bin Münebbih (ra) der ki:

            “Şeytan, şehvetini (dünyevi her türlü arzusunu) ayağının altına alan kimsenin gölgesinden bile kaçar. Aklı, dünyevi isteklerine galip gelen, zafer kazanmış sabırlı bir kuldur.”

            Takvâ ehli olan bir zata, nereden geldiği sorulunca şu cevabı verir:

            “Sorduğun sorunun cevabını bilmenin, sana bir faydası, bilmemenin de sana bir zararı yoktur. Sana faydası dokunacak şeylerle ilgilen, faydası dokunmayacak şeyleri bir kenara bırak.” Bunun üzerine takvânın esasının ne olduğu soruldu. Şöyle cevap verdi: “nefsini dünyevi arzulardan, boğazını dünyevi lezzetlerden, kalbini de gaflet veren şeylerden korumandır.”

            Adem’i bir lokma yüzünden, Musa’yı bir tokat yüzünden, Davut’u bir bakış yüzünden, Yusuf’u bir istek yüzünden, Nuh’u bir dua yüzünden ve Muhammed’ide bir unutkanlık yüzünden hesaba çeken Allah’tan kork!”