Asfiya’nın (Saf Kulların) Vasfı 2

e-Posta Yazdır PDF

   Bir rivayete göre Allah’u Teala, Davud (a.s)’a şöyle vahyetmiştir;
   Ey Davut! Cennetim, rahmetimden ümit kesmeyenlerindir. İşlediği hatanın, affımın yanında büyük olduğunu zannedenlere öfkelenirim. Bir kimsenin cezasını derhal vermeyi isteseydim, rahmetimden ümit kesenlere verirdim. İşte ben, beni sevenlerin kalplerini bilirim. Gecenin karanlığı çökünce, onların kalplerine görme kabiliyeti veririm. Sonra dudaklarından dökülen sözlerle huzurumda bedenimle konuşurlar.

   Ey Davut! Ben, âşıklarımın ruhlarını bedenlerine bağlamış olmasaydım, ruhları bana kavuşma arzusuyla bedenlerinden çıkardı.

   Ey Davut! İyi kullar zümresine kattığım ve dostluğumdan nasiplendirdiğim kullarıma ne mutlu! Onların varacakları yer ne güzeldir.

   Allah Teâlâ’nın, Yahya (as)’a şöyle vahyettiği rivayet olunmuştur.
   Kullarımdan birinin beni sevdiğini kalbinden anladığım zaman, onun gözü, kulağı ve dili olurum. Onu her şeyden soğutur, dünyanın arzu ve lezzetlerinden uzaklaştırırım, hayatını güzelleştiririm. Her an, kendisinde olan aşkımın lezzetlerini ve yakınlığımın tadını arttırır ve kalbini nurumla doldururum. Her an, beni temaşa eder. Başını okşar, elimle kalbindeki acıyı dindiririm ve artık benden şikâyet etmez olur. Ayrılık korkusu ve vuslat arzusuyla hızlanan kalbinin çarpıntısını dinlerim. O daima, kalbiyle bana şöyle yalvarır: “Ya Rabbi! Kalbimin sana ulaşmadan sükûna ermeyeceği bir hakikattir!”

   Ey Yahya! Ben, aşığın son arzusu ve emeli iken, onun kalbi nasıl sakinleşir? Her an o bana yaklaşır ben de onun sözlerini duyar, hüznünü bilirim. Onun ağlamaklı sesini severim.

   İzzetim ve celalim hakkı için! Ona, kıyamet gününde öncekilerin ve sonrakilerin özendiği bir geçit açarım. Sonra arşımın altında bir tellal şöyle bağırır: “şu falanın oğlu falan, Allah’ın velisi ve sevdiğidir. Allah, gönlünü ferahlatmak için onu buraya çağırdı.”

   Sonra, sevgilimin beni görebilmesi için perdelerin kaldırılmasını emreder ve şöyle derim: “Sana selam olsun, kulum ve dostum! Sana müjdeler olsun!”

   Bunları dinledikten sonra Yahya (as) bayıldı. Üç gün sonra ayıldığında şöyle diyordu: “Sen sübhansın! Dostlarına olan sevgin ne kadar da çok! Ey en hayırlı dost ve arkadaş! Kullarının senden başka ümidi olamaz. Sen ne güzel Mevlâ ve ne güzel yardımcısın!”

   Kutsal kitapların birin de Allah Teâlâ’nın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
   “Kulum benimle dost olmaya çalışıp çabalarsa aramızdaki batini perdeleri kaldırırım ve beni seyretmeye başlar.”

   İzzetim ve Celalim hakkı için! Benden başkasını arzu edenin bütün ümitlerini boşa çıkarırım. Kulum benden başkasını arzu eder, hâlbuki her hayrın benim elimde olduğunu bilmez.

   Beni isteyen hangi kulun ümidi kırılmış? Beni umut eden hangi kulumun umudu boşa çıkmış? Dua ile kapımı çalan hangi kula kapım açılmamış?

   Kulum! Beni anmakla bereketlen. Ben, dünya ve ahrette senin için, ne güzel bir sevgiliyim!

   Kulum! Benden yüz çevirip başkasına gittiğin zaman benden utanmayacak mısın?

   Kulum! Nereye gidiyorsun? Erenlerin yolu bana aittir, başkasına değil!

   Kulum! Benden başka kime dua ediyorsun? Bana dua etinde icabet etmedim mi?

   Kulum! Kapım sana açıktır. İhsanım sana feda olsun. Ben, merhametlilerin en merhametlisiyim.

   Allah Teâlâ’nın Musa (as)’a şöyle vahyettiği rivayet edilmiştir:
   “Benim için birbirlerini sevenler, bir araya gelenler ve birbirlerini ziyaret edenler muhabbetimi hak ederler.

   Ey Musa! Eğer beni anarsan bende seni anarım. Eğer benden razı olursan, bende senden razı olurum. Yalnız benim olursan, ben de senin olurum. Eğer hükmüme karşı gelmezsen, seni kullar arasından seçer ve dost edinirim. Makamını kendime yaklaştırırım.

   Ey Musa! Korktuğun zaman benden kork ki sana güveneyim! Sevdiğin zaman beni sev ki bende seni seveyim ve Salihlerin kalplerine sevdireyim! Baktığın zaman bana bak ki bende sana arşımın üzerinden bakayım.”

   Bir rivayete göre Yüce Allah kıyamet günü, veli kullarına şöyle hitap edecektir:

   “Ey dostlarım! Sizi dünyada gözleriniz çökmüş, dudaklarınız kurumuş ve karnınız açlıktan sırtınıza yapışmış olarak gördüm. Şimdi yiyiniz ve içiniz! Geçmiş günleriniz de çektiklerinizi, bu sonsuz hayatta dindirin.

   Dostlarım ve sevdiklerim! Benim size verdiğim mükafat, nimetlerin en değerlisidir. Size sunduğum ihsan, insanların en iyisidir. Size ne güzel muameleyi yapıyorum ve size en çok yarayan nimeti veriyorum. Ben, kalplerin dostu ve gaybı bilenim!”