Seyyid Ahmed er Rufai Hazretleri’nden - Nasihatler

e-Posta Yazdır PDF

İlminin fazla, amelinin çok olması ile gurura kapılan kimse, marifet
sahibi değildir. Çünkü şeytan da pek fazla bilgiye sahipti. mantık
yürütmek suretiyle, ateşin topraktan daha hayırlı olduğunu iddia
etti. Halbuki meleklere hocalık yapıyordu. Sonunda kendi nefsinin
üstün olduğunu söyleyip kibirlendi. Böylece Allahü tealanın gadabına
uğradı ve lanete müstehak oldu. Ebedi olarak rahmet dergahından
kovuldu. Ey oğlum! Sakın! Çok sakın! iyi ibadetlerine, yüksek
ilmine aldanma. Çünkü Bel'am-ı Baura ve Bersisa en çok ibadet
edenlerdendirler. Fakat sonunda, nefs ve şeytana uyarak dünyaya
bağlandılar. Ahiretlerini ziyan ettiler. Rezil rüsva oldular.
Ey oğlum! Kalbinde ufak bir leke görürsen, oruç tut. Gitmezse,
az konuşmaya bak. Gitmezse, günahlardan şiddetle kaç. Yine gitmezse,
her hali iyi bilen Allahü tealaya yalvarmaya, sızlanmaya başla.


Bilgisizlik ölümdür. Allahü teala ilim verdikçe canlanmaya başlar.
Her bilgi bir vebaldir. Bu vebalden kurtulmak amel etmekle mümkün
olur. Her amel fayda vermez. Fayda vermesi Allahü teala için
yapılmaya bağlıdır. İhlas elde edilmedikçe, kurtuluşa erilmez.
Salih müslümanlar, Allahü tealanın hükmüne boyun eğerler,
gelen şiddet ve belalara sabrederler, aza kanaat ederler. Allahü
tealadan başkasından korkmazlar ve kimseden bir şey beklemezler.
Ancak Allahü tealadan isterler. İnsana, yüksek makamları veren,
aşağı düşüren aziz ve zelil edenin Allahü teala olduğunu bilirler.
Salih müslümanlar, Peygamber efendimizin sünnet-i şerifine
tam uyarlar. Onların korkusu, son nefes içindir. Onlar, az konuşurlar.
Öfkelerini tutarlar, şehvetlerini yenerler. Nefislerinin arzularını
yapmazlar. Allahü tealayı unutturacak bütün engelleri ortadan kaldırarak.
hep o'nunla beraber olmaya bakarlar. Böylece nefislerini
alçaltıp, ruhlarını yükseltirler.


Nefse, Allahü tealanın kaza ve kaderine rıza göstermek kadar
zor gelen bir şey yoktur. çünkü, kadere razı olmak, Allahü tealanın
hükmüne boyun eğmek, nefsin isteklerine zıttır. Nefs bunları istemez.
 Saadete kavuşmak, nefsin rızasını terk edip, Allahü tealanın rızasına
koşmakla mümkündür. Saadete kavuşanlara müjdeler olsun.
Kalp cesetsiz olmaz, Kalbi olmayan bir cesed ise çürür. Tasavvuf
ilmi,kalbin ıslahından ibarettir. Tarikat seriat demektir. Hakikat,
Seriata muhalefet etmez. Tasavvuf, söz konusu ettiği Tarikat,
seriatın bizatihi içinde tasıdığı mana ve hikmetlerdir. Tasavvuf, Yün
hırka ve taç giymek değildir.
Tasavvuf; hüzün hırkası, sıdk tacı, tevekkül elbisesinde bürünmektedir.
İnsanın kalbi hasyet, bedeni edep, nefsi, benliği yokluk
ve dili de zikir örtüsü ile örtündüğü takdirde tasavvuf yolunda bulunmustur.


Mükemmel sofi her halde Hz. Peygamber (a.s)’a tabi olan ve
kulluk derecesini en yüksek derecede olarak benimseyen kimsedir.
Kul ancak Allah’dan gayri herseyin kulluğundan kurtulduğu ve hürriyet
makamına ulastığı vakit, mükemmel bir kul olabilir.
Tasavvuf edeptir. Bu da Peygamber’in sünnetine tabi olmakla
kazanılır. Dervis olmak için cemiyet hayatından uzaklasmak gerekmez.
Müritler, dünyevi mesguliyetlerini terk etmeksizin helâl ve harama
dikkat ederek gafletten uzak kalmak suretiyle Hakk yolunda
ilerleyebilir. Bütün is, kalbi temizlemek ve temiz tutmaktır. Kerametlere
rağbet etme. Çünkü veliler bundan kaçınmıslardır. Müritler için
ne bir noksanlıktır, ne de Allah’ın kapısından ayrılma Kalbini Rasulullah’a
yönelt, seyhin ve mürsidin vasıtalarıyla O’nun yüce kapsından
yardım iste..


Karsılıksız, garazsız seyhine hizmet et. Ona karsı son derece
terbiyeli ve edepli ol. Gıyabında dahi onun serefini koru. Kendini
onun hizmetine ver, evinde hizmeti arttır. Huzurunda az konus. Ona
tanzim ve vakarla bak.
Ona sakın küçümseyici bakıslarla bakmayasın. Kardeslerine
öğüt ver, kalplerini kazanmaya çalıs. Đnsanların arasını bul. Đnsanları
Allah’a yöneltmeye bak. Sadakat ve ihlasla dervislerin yolundan
gitmelerini sağla.