Seyyid Ahmed er Rufai Hazretleri’nden - Allah'a Tevekkül

e-Posta Yazdır PDF

Yahya bin Muaz (r.a)’a “Kul Allah’a tam olarak ne zaman bağlanabilir?” diye sorulunca şu cevabı verdi:
“Allah’ı vekil kabul edip, var olan ya da olmayan tüm alâkalara kalbini kapadığı zaman.” 

Rivayet edildiğine göre Cenâb-ı Hak, Dâvud (a.s)’a şöyle vahyetti:
“Ne abidlerin ibadeti, ne mukerreblerin yakınlığı, bana dayanmak ve teslim olmak kadar yaklaştırıcı değildir.”

Amir bin Kays (r.a), âriflerden birine kendisi için Allah’a dua etmesi ricasında bulundu. Ârif bu ricaya şöyle cevap verdi: “Senden daha aciz olan birinden yardım istiyorsun! Beni bırak Allah’a itaat et ve O’na dayan; dua ile O’ndan isteyenlere verilenlerden daha fazlasını sana gönderir.” 

Musa (as)’a gönderilen Tevrat’ta şu nasihatin bulunduğu rivayet edilir:
"Dünya ehline bir önder, öteki âlemin yüce tepelerinde bir efendi olmak istiyorsan emrime teslim ol, hükmüme razı ol!”

Fudayl bin İyâz (r.a) der ki:
Ben, “Allah’a bağlıyım” demekten utanıyorum. Çünkü Allah’a bağlı olan, O’ndan başkasından korkmaz, bir şey beklemez ve kalbini iki cihanın alâkalarından keser.” 

Ârifler, “Biz Allah’a aidiz” ibaresinin manası hakkında şunu söylemişlerdir:
“Biz Allah’ın kulları ve köleleriyiz. O’nun iradesi ve hükmü altında kalıptan kalıba gireriz. Kulların perçemleri O’nun elindedir.”

Ayetin geri kalan “Ve biz O’na döneceğiz” kısmı hakkında: “O’ndan razı olarak, O’na teslim olarak, O’na dayanarak ve kendimizi O’na ısmarlayarak (huzuruna varırız)” şeklinde yorum yapmışlardır. 

Şöyle bir rivayet vardır:
Allah Teâlâ, Musa (a.s)’a “Firavun’a git. Çünkü o iyice azdı.” vahyiyle Firavun’a gitmesini emrettiği zaman Musa (a.s) şöyle dedi: “Ya Rabbi! Ailem ve koyunlarım var (onlar ne olacak?)” Bunun üzerine Allah Teâlâ, ona şöyle buyurdu: “Ey Musa! Beni bulduktan sonra başkasını ne yapacaksın? Git, bana dayan ve teslim ol! Bütün işlerini bana ısmarla. Şayet ben istersem, bir kurdu koyunlarına çoban, meleklerimi de ailene muhafız ederim. 

Ey Musa! Annen seni denize attığı zaman oradan seni kim kurtardı? Bundan sonra, seni annene kim kavuşturdu? Düşmanın Firavun, seni öldürmek istediği zaman onun elinden seni kim kurtardı? Firavun’dan korkup çöle kaçtığın zaman seni oradan kim çıkardı?” 

Allah’ın sözlerini dinlerken Musa (a.s), hepsine “Sen Sen!” diyordu. Şunu iyi bilmek gerekir ki Allah’tan başka bir kimseye veya bir şeye dayanan, kulluk sınırından çıkarak rezil olur. Çünkü kulluk sınırı, iradeyi Cebbâr olan Allah’a bırakmaktır. Allah Teâlâ Kur'an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: 

“Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer. Onların seçim hakkı yoktur.”
“Allah’ın insanlara açacağı herhangi bir rahmeti tutuphapseden olamaz.”
“Eğer Allah seni bir zarar uğratırsa, onu kendisinden başka giderecek yoktur.”
“De ki: Allah’ın bizim için yazdığından başkası bize asla erişmez.”
“Kim Allah’a güvenirse O, ona yeter.” 

Kulluğun, şu on haslet üzerine bina edildiğini bil:

• Her şeyde Allah’a dayanmak.
• Her halde Allah’tan razı olmak.
• Her durumda O’na dönmek.
• Her konuda Allah’a muhtaç olmak.
• Her hususta Allah’a yönelmek.
• Her sıkıntıda Allah’a dayanıp sabretmek.
• Her şeyden uzaklaşıp Allah’a yönelmek.
• Her hususta Allah için dosdoğru olmak.
• Her şeyi Allah’a ısmarlamak.
• Her konuda O’na teslim olmak. 

Son olarak şunu iyi bil ki: “Teslimiyeti ve teslimiyete ulaştıran yolları aramak, iman ve marifetin şubelerinden biridir. Teslimiyet, bulanmamış bir esenlikle ‘Selam’ olan Allah’a tüm varlığını vermektir. Teslimiyet yollarını aramak ise başına gelecek bütün belalardan razı olarak O’na  götüren yolu aramaktır”.