Hz. Pîr Seyyid Ahmed er-Rufai (k.s) den

e-Posta Yazdır PDF

Heva ve hevese dayanan şey şehvetten ve rahatı sevmekten ileri gelir ki, hevâ ve hevesin hoşlanacağı şeyden hayır elde etmek mümkün değildir.


Aklın ölçüsünün kıymeti, işte burada ortaya çıkar. Hakikatte akıl, beşeriyetten daha kâmil ve amel işlemekten daha şereflidir. Amel ve basiretin, akılsız olana hiç bir yararı yoktur. Her hal-ü karda amellerin şeref ve kıymeti, ahlak ve davranışların güzelliği, bir de aklın temas ettiği miktar ile ölçülür.


Allah Teala hazretlerine yemin ederim ki, her parçasını kendi ilahi istek ve arzusuna doğru sevk ediyor. Akıl, derleyip toparlama bakımından en güzel bir hazine, kıymet açısından da, en değerli bir nimet olup Allah’a yaklaştıran vesilelerin en yakını, Resülullah’a ulaştıran yolların en açık ve seçik olanıdır.

Bazı kimseler, aklın, insanlık alemine elçi olarak gönderildiğini söylemişlerdir. Çünkü akıl, Cenab-ı Allah’a apaçık bir delildir. O’nun enfüsi ve afaki ayetlerini idrak edip açıklayan, ancak akıldır.


Durum bundan ibarettir. Elçi olarak gönderilen bu aklın, kendisine muhalefet etmesi cezayı gerektirmez. Hz. Peygamber (s.a.v), aklın kat’i delilleri ile teyid edilen burhani açıklamak için gönderilmiş, kerem sahibi büyük bir peygamberdir. Onun bütün tebligatı, aklın kafi delilleri ile ortaya konmuş birer hüccettir.


Akıl, adabın özünü ihâta eden ilahi hazinelerden bir hazinedir. Sağlam iplerini gönüllere salmıştır. Akıl, nurâni bir maddedir, insanda bazı hislerin kaybolmasıyla zayıflamaz. Akıl, ancak ruhla kıyas edilebilir.


Aklı, uzuvların çektiği elem, ızdırap ve sıkıntı zayıflatır. Aşırı madde sevgisi ile dehşete düşüp rahatsız olur. Bazen de aşırı ümitsizlik ve endişeler, aklın gitmesine vesile olur.