Hz. Pîr Seyyid Ahmed er-Rufai (k.s) den

e-Posta Yazdır PDF


Kardeşlerim!

Gururla yapılan her hareket, iyice tetkik edilip araştırılırsa, bu hareketin içinde acziyyete çağıran bir hususun olduğu anlaşılır ve bu âcizlik insanın haddi aşmasına engel olur. 


Gururdan kaynaklanan kuvvet, insanı acze davet eden şeye engel olamazken, ne yazık ki akıl, gururun keyfiyetini ve özünü anlamaktan uzak kalmıştır.


Hele aklın her sükunu da araştırılıp incelenirse, onun idrâkın sırlarıyla karışmış olarak hareket ettiği ve ibret denizinde yüze yüze Allah’ın vahdaniyyet prensibini kabule doğru yol aldığı ve bundan habersiz olduğu görülür. Muhtelif nefislere verilen hayat, nasıl da yok oluyor? Gece ve gündüz nasıl da beraberce gelip geçiyor?


Acaba akıllara ne oldu da, ibret almaksızın faydasız şeylerle oyalanıyorlar?


İnsan, hangi vehimlerden dolayı meşhûdâtı bırakıp belirsiz ve sonsuz şeylerle meşgul oluyor?


Güzel nasihat, kalb-i selimde oldukça fazla müessir oluyorsa da, kalb-i selim sahibi olmayan kişide hiç tesir göstermez. Kalb-i selim olanlar, nasihatlere kulak verip ondan gerektiği gibi istifade ettiklerinden ibâdetle meşgul olurlar. Nasihat, kalb-i selim sahibi olmayan kişilere ise hiç tesir etmez. Çünkü nasihat, onların kulaklarının birinden girip öbüründen çıkıverir. Bu durumda onlar, nasıl hayır ve menfaat elde edebilirler? Bu mümkün değildir.


Bütün bu sayılan faydalardan, ancak akıl sâhipleri ibret alır. Fakat kâmil akıl sahipleri nerdedir? Onlar gerçekten çok azdır.


Halkın içinde akıl sahipleri çok olursa -aralarındaki ihtilaf büyük olsa bile- hakikatler, yeşerip mutlaka ortaya çıkacak ve hakikat sırları, hile ve tuzak ile gizlenmeye çalışılsa da bu başarılamayacaktır.


Aklın dâhi kuvveti, zihinde mevcuttur.

Ve kalbin sahasında dil ile tesirli olur.