Hz. Pîr Seyyid Ahmed er-Rufai (k.s) den

e-Posta Yazdır PDF

Allah Teâlâ’nın ilmi, ârif kişiyi sebeplerle uğraşmaktan alıkoyar. Yani onun Allah’ı tanıması, kendisini öyle bir meşgul eder ki, başka şeylerle ilgilenmez. Halk ona baktığı zaman, onu cahil zanneder. O ise, Allah’ın azamet meydanında devamlı bir korku hâlindedir. O’nun aşkından şaşkına dönmüştür. Görenler, onu mecnun zannederler. O ise. Allah’ın dışındaki şeylerden yüz çevirmiş. O’nun azametinin sevgisiyle meşgul olup her şeyi ile fâni olmuştur. Onu görenler, hayret ve dehşete düşerler. Ma’rifetullandan haber veren hiçbir kimse, onu takdir edememiştir. Çünkü ma’rifetullah, Allah tarafından bahşedilir ve tekrar O’na döner.


Şayet ârif, Hakk Teâlâ hazretlerinin hükmü altında olursa. Hakk döşeğinin üzerinde nefessiz ve sebepsiz olarak durur. O, ölü-diri, diri-ölü, mahcûb-mekşûf ve mekşûf-mahch haldedir. Sen onu, Hakk celle ve alâ hazretlerinin kapısında korkak ve şaşkın, Allah’ın gizlemesinin güzelliği altında nazlı, hükmünün otoritesi altında fâni ve Iütfunun yaygısı üzerinde bâki olarak görürsün. Ariflerin nefisleri. Allah’ın bekâ ve saltanatı altında bütün güç ve kuvvetten fânidir. Onları, Allah’ın güç ve kuvveti sebebiyle bâki olarak ve uluhiyyetinin yüceliği altında esbâba tevessülü terketmiş olarak görürsün. Ariflerin farkı, gınâsı, izzet ve zilletleri, Allah’Iadır.


Bir gün Allah Teala’nın Davud’a (a.s): “Ey Davud! Ben’ tanı ki, ben de sana nefsini tanıtayım” diye vahyettiği, bunun üzerine Davud’un (a.s) bir müddet tefekkür ettiği, sonra da: “ilâhil Seni ferdâniyyetin, kudret ve bekân nefsimi de acziyyet ve fenâ ile tanıdım” dediği ve bunun üzerine Allah Teâlâ’nın ona: “İşte gerçekten beni şimdi tanıdın” buyurduğu mervidir.


Bir haberde de şöyle rivayet edilmiştir. Siz Allah’ı hakkıyla tanımış olsaydınız, kendisinden sonra hiçbir cehaletin olmadığı ilmi öğrenirdiniz. Dualarınızla dağlar yerinden oynardı. Bununla birlikte hiçbir kimse, onu tanımanın son noktasına ulaşamaz (Yani tam manasıyla O’nu tanıyamaz). Muhakkak Allah Teala, kulun Allah’ı tanımada son noktaya ulaşmasından  daha yücedir.


İmam Cafer es-Sadık: “Kim, Allah’dan başkasına iltifat ederse, Allah’ı hakkıyla tanıyamaz” demiştir.