Hz. Pîr Seyyid Ahmed er-Rufai (k.s) den

e-Posta Yazdır PDF

Fakirlerle arkadaşlık edecek kişi onlarla, kalp huzuru, cömertlik, sadır genişliği, zorluk ve kolaylıkta hakkı kabul etmek üzere arkadaşlık etsin.


Kişinin kendisinde meydana gelen hallere takılıp kalmaması, Allah’a ulaşmasına sebep olur.


Arzu ve isteklere sabreden kişi, Allah’ın fazlından ümit kesmesin.


Gerçek şükür, nimetlere olduğu gibi, belâlara da şükretmendir


Allah âdemoğlunu “gaflet” vasfı ile yarattı, şehvet ve unutkanlıkla terkip etti. Bunlar, birer gaflettir. Ancak bu gafletten. Allah’ın kendisine merhamet edip uyanık kıldığı kulları uzaktır. Allah’a en yakın olan insanlar, aczini, basitliğini, zayıflığını itiraf eden ve Allah’a karşı son derece hayâ ve tevâzu sahibi olanlardır.


En çok hüsrana uğrayanlar ise, insanlara güzel amellerini gösterip de, kendisine şahdamarından daha yakın olan Allah’a kötü amellerini sunmaktan geri kalmayanlardır.


İlim ehlinin yolu vâsıtalarla, hakikat ehlinin yolu da mükâşefe aracılığıyladır.


Fakirlerin ahlâkı şudur: Onların kalbi, fakirlik ânında huzurlu, varlık ânında muzdarip ve elemlerle içiçe, ferahlık ânında ise, endişeyle doludur.


Ben, namazıma “sıdk” ile başlarım. Diliyle “Allahü ekber” dediği halde, kalbinde Allah’dan daha büyük şeyler bulunan kişi, lisanıyla kendini yalanlamış olur.


Ulaşamadığı bir makam hususunda konuşan kişi, bu sözüyle dinleyenleri fitneye düşürür ve çoğu kere bu makâma ulaşmaktan mahrum kalır.