Hz. Pîr Seyyid Ahmed er-Rufai (k.s) den

e-Posta Yazdır PDF

Ey oğul! bilmiş ol ki kul. Allah ile mahlükatı arasındadır. Şayet kul. Allah’ı bırakıp mahlukata yönelirse, hakktan ayrılır. Böylece terkedilmiş, mahrum ve perişan olur. Şayet mahlûkattan ayrılıp Allah’a yönelirse, Allah onu kendine yakınlaştırır. Kurbuna ulaştırır. Eğer Allah bir kulunu severse, —Allah’a yakınlığı ve sevgisi nisbetinde—ona hayır ve ihsanda bulunur. Böylece o kul. Allah’dan başka bir şeye aslâ iltifat etmez. Çünkü, eğer kul Allah’ın dışında bir şeye bakmış olsa, Allah bu yüzden onu ceza-landırır ve bu şeyi onun üzerine bir vebâl olarak kılar.


Görmüyor musun? muhakkak şeytan kendi nefsine uydu ve Ademe: “Ben senden daha hayırlıyım” dedi. İşte bu yüzden Allah onu lânetledi. Kârun ise, malının çok olmasına aldanıp: “Muhakkak bu mal, bana ilmim sayesinde verildi” demişti. Allah bu yüzden onu da malı ve eviyle birlikte yerin dibine batırdı. Aynı şekilde melekler tesbihlerini ve takdislerini görmeleri sebebiyle “Yâ Rabbil biz seni noksan sıfatlardan tenzih eder ve kemâl sıfatlarla tavsif ederiz” demişlerdi. Bu yüzden Allah Teâlâ, Âdem’e secde etmelerini isteyerek onları imtihan etmişti. Aynı şekilde “ben” diyen herkese Allah Teâlâ: “Hayır! bilakis “ben” kelimesini kullanmak yoktur demiş ve “ben” diyenleri esfel-i sâfilin derecesine düşürmüştür. Her kim de “sen” demişse, Allah onu illiyyün’un en üst derecesine yükseltmiştir.