Hz. Pîr Seyyid Ahmed er-Rufai (k.s) den

e-Posta Yazdır PDF

“Ma’rifet”: Kalbin, ünsiyet ve ülfet arâzisinde kudret ve celâl örtüsü içinde cevelân ederek uçmasıdır. Bu hal, kulakların batıl şeyleri dinlememesi, gözlerin şehvâni şeylere bakmaması ve dilin batıl sözleri söylememesi ile elde edilir. 


Ahmed erRifâî hazretleri buyuruyor: “Ma’rifet”, üç dalı olan bir ağaca benzer. Bunlar “twevhid”, “tecrid” ve “tefrid” dallarıdır. Tevhid, ikrar mânasına; tecrid ihlas mânasına; tefrid ise, her hal ü kârda tam olarak Allah’a bağlanıp her şeyden (kalben) alâkanin kesilmesi mânasına kullanılmıştır. Ma’rifet derecelerinin birincisi, tevhiddir. O da, ortakların (şerikler) yok edilmesi demektir. Tecrid, esbabın kat’ edilmesidir. Tefrid ise; O’nsuz (Allah’sız) olmamak, zâtıyla aynileşmek ve O’nunla benzerlik kurmamak şartıyla bütünleşmektir. 


“Ma’rifet”, bir Melik’in bahçesine ektiği toprağı verimli, meyvesi tatlı ve bol, yaprakları güzel, dalları yüksek, gövdesi hâlis, suyu tatlı, kokusu güzel, kıymeti sebebiyle sahibinin kendisine şefkat gösterdiği çiçeğinin güzelliğiyle mesrur olup ona gelebilecek bütün âfet ve belâları defettiği ağaca benzer. Allah Teâlâ’nın, mümin kulunun kalp bahçesine ektiği marifet ağacı da, tıpkı bunun gibidir. Çünkü Allah Teâlâ, marifet ağacının korumasını keremiyle üzerine alır. Her saat ona, rahmet hazinelerinden bol yağmur bulutlarını gönderip kudretine bağlı gök gürültüsü ve şimşek çakmasıyla oluşan keramet damlalarını, kulların bakışları sebebiyle meydana gelen tozlardan temizlemek için. ma’rifet ağacının üzerine boşaltır. Sonra onun velâyet şerefini tamamlamak için. nihâyet ridâsındaki şefkat ve merhamet rüzgârını onun üzerine gönderir. Artık ârif, Allah’ın sırrıyla marifet ağacının gölgesi altında ebediyyen döner, onun kokusundan koklar, meyvelerine zarar vermeden, onu edep tırpanıyla keser, ondaki kötü ve zararlı olan şeyleri ayıklar. Şayet arifin sır makâmı, marifet ağacının altında uzun sürer ve onun etrafında dolaşmaya devam ederse, marifet ağacının meyvesinden telezzüz etmeye ve safâ elini ona uzatmaya başlar. Meyveleri, mübarek parmaklarıyla toplar ve sonra da büyük bir iştahla yer. İstiğrak ateşi onu her taraftan öyle bir kuşatır ki, inbisat elini sevgi denizine vurur ve oradan bir yudum içer. O suyla Hakk’dan başka herşey sarhoş olur.