Hz. Pîr Seyyid Ahmed er-Rufai (k.s) den

e-Posta Yazdır PDF

Ariflerin Kalbi Hazine-i Rahmân’dır.


Ey oğul! Bilmiş ol ki, ma’rifet sahibi kimselerin kalpleri, Allah’ın yeryüzündeki hazineleridir. Allah Teâlâ o kalbe, sırrının emânetlerini, hikmetinin letâfetlerini, muhabbetinin hakikatlerini, ilminin nurlarını. Allah’ın izni olmaksızın ne mukarreb meleğinin ne mürsel nebinin ne de Allah’ın dışında hiç bir kimsenin muttali olmadığı ma’rifetlerinin âyetterini yerleştirmiştir. Arif kişinin, kendisine fayda ve zarar verecek ilmi bilmesi ve muamelesinde istikâmet üzre olması gerekir. Ayrıca, kazanacağı ve kaybedeceği şeyleri idrak etmesi, düşmanın hilelerinden korunması ve bütün bu hususlarda Allah’dan yardım dilemesi gerektiğini çok iyi bilmesi gerekir. 

Arif kişi, kalbinde Allah’dan başkasına yer vermez. Çünkü Allah Teâlâ bir kalpte kendisinden başka birine yer verildiğine muttali olursa, o kişiye hiddetlenip ayağını kaydırır ve düşmanlarını ona musallat eder. Kalbi düşünceler, özellikle Allah’a ait olmalıdır. İnsan uzuvlarının yaptığı işler. Dünyevi şeylere bulaşmıştır. Uzuvlar herhangi bir iş yapmaksızın kalbin ameli kabul olunmakla birlikte, kalp serim olmaksızın uzuvların yapmış olduğu ameller kabul edilmeyeceği gibi, sevap da elde ettirmez. Kul, kalben temiz niyetli olmadan uzuvlarıyla bir çok amel işlese bile, bu durumda onun. kalbi saflığı az olan bir çok amel işlediğine hükmedilir. Yok, kalben çok iyi niyetli olur da uzuvlarından sâdır olan ameller az olursa. O zaman da kalbinin temiz olması sebebiyle uzuvlarından sâdır olan amellerin az, fakat gönlündeki amellerin çok olduğuna hükmedilir.