Hz. Pîr Seyyid Ahmed er-Rufai (k.s) den

e-Posta Yazdır PDF

Münacat!


Senin artırmayı murad ettiğin şeyler eksilmez. Eksiltmeyi arzuladığın şeyler de artırılamaz. Ne mahlükatı yarattığında senin yanında bir ortak ne, de işleri yönettiğinde bir eş vardı. Diller, senin sıfatlarını açıklamakta yorulmuş, akıllar, ma’rifetinin hakikatini anlamada kısır kalmıştır. Senin sıfatlarının hakikati hakkıyla nasıl tavsif edilebilir ki?


Ey Allah’ım! Çünkü sen ezeli ve ebedi, eşi ve benzeri bulunmayan melik ve cebbar olan bir zat-ı akdessin. İnsanlığın ince ve derin tefekkürü, senin melekûtunu anlamada hayrete düşmüştür. Melikler, heybetin karşısında boyun eğmişlerdir. Senin yüceliğin sebebiyle yüzler, boyun eğerek secdeye kapanmıştır. Her şey senin azametine boyun eğip, kudretine teslim olmuştur. Bunun ötesinde lügatler hayrete düşer, sıfatların tasarrufundaki tedbir boşa çıkar. Kim bu konuda kendini düşünmeye zorlarsa, gözleri ve aklı yorgun düşüp şaşkın ve hayretler içerisinde kalır. Ey Allah’ım, en geniş, en kuvvetli, en sağlam ve devamlı, melekûtunda kaybolmayan, dünyada adedi takdir edilemiyecek kadar çok olan, irfanda eksilmeyen hamd sanadır. 


Yine sayılamıyacak iyiliklerine karşı, gecenin karanlığında, gündüzün aydınlığında, karada ve denizde, sabah akşam ve seherlerde, gece ve gündüzün bütün dilimlerinde hamd sanadır. Allah’ım tevfikinle beni kurtuluşa erdirdin ve beni velin kıldın. 


Beni tâkatımın üstündeki şeylerden sorumlu tutmadın. Şüphesiz sen kendinden başka ilâh bulunmayan gizli olduğun halde kendisinden hiç bir şeyin gizli kalmadığı, gâib olduğun halde kendisinden hiç bir şeyin gâib olmadığı ve karanlıklardaki hiçbir yitiğin senden gizli kalmadığı Allah’sın. Muhakkak ki Sen, bir şey dilediğinde ona “ol” dersin o da oluverir. Ey Allah’ım, senin kendini övdüğün hamdedenlerin övdüğü, yüceltenlerin yücelttiği, ta’zim edenlerin ta’zim ettiği gibi sana hamdederim. Göz açıp kapayincaya kadar, hatta daha az bir süre içinde bile olsa, hamd edenlerin hamdi, muvahhit ve muhlislerin tevhidi’ ariflerin takdisi, seni tesbih, tehlil edenlerin ve namaz kılanların hamdiyle sana tekbaşına hamd ederim. 


Ya Rabb! Senin bildiğin hamdle sana hamdederim. Ki sen övülmüş, sevilmiş ve bütün canlı yaratıklardan gizlenmişsin. Sana bir bereket içinde yöneliyorum. Ki o bereket beni, seni övmeden ne güzel konuşturdu. Bana yüklediğin sorumlulukları ne güzel kolaylaştırdı. Sana şükretmeme karşılık bana vadettiklerini ne çok ziyâdeleştirdi. Bana geniş ve bol nimetler verdin. Bu nimetlerine karşılık şükretmemi emrettin. Şükrüme karşılık ise kat kat nimet vadettin. Rızkından bana isteyerek, razı olarak verdin ve benden az bir şükür istedin. Beni zorluk ve sıkıntılardan kurtardın, bana âfiyet verdin. Beni bela ve musibetlerine düşmekten korudun. Vücuduma âfiyet, sıhhat ve huzur bahşettin. Ne istediysem çabucak verdin. Kat kat verdiğin en yüce faziletler sebebiyle bana doğru yolu vâdettin. Yükseleceğimi müjdeledin, davet ve şefaat bakımından peygamberlerin en üstünü Hz. Muhammed’e (s.a.v) ümmet olmakla beni seçtin.