Gerçek Ariflerin Özellikleri

e-Posta Yazdır PDF

Gerçek Ariflerin Özellikleri


Ey oğul! Allah Teâlâ nebilere gönderdiği kitaplarda saf ve halis olmanın sıfatlarını zikretmiştir. Allah Teâlâ der ki: ey kulum, sen beni sayemde buldun, seninle benim aramda muhabbet bağı oluşması bu yüzdendir. Hizmetimde bulunan kimselerden olman da benim sayemde olmuştur.


Yine sayemde beni tanıdın, beni hatırladın, bana senada bulundun, zikrimden lezzet aldın, sohbetime ulaştın, ahirette beni görmeye muktedir oldun.


Ay kulum, senin nefsin, ruhun, kalbin, her şeyin benimdir, bana aittir. Sen bana küllünü (tamamını) verirsen, bende sana küllü veririm. Ben ancak küllün ile beraber senin olurum. Saadetin alameti üçtür. Bunlar: Hz. Peygamberin sünnetine sarılmak, evliyaullah ile sohbet etmek ve Yüce Allah’tan haya etmektir.


Allah Teâlâ Davud’a (a.s) hitaben Zebur’da şöyle buyurur: “Ey Davud! Ben, kulum bana dua ettiğinde onu reddetmekten hayâ ediyorum. Fakat kulum, ben onu kulluğa çağırdığımda bana icabet etmemekten hayâ etmiyor.” Hz peygamber ihsanı: “Sen Allah’ı görmesen bile O’nu görüyormuşçasına ibadet etmendir. Çünkü O, seni görmektedir.”


Ey oğul! Takva âmm ve has olmak üzere ikiye ayrılır. Has (özel) takva; Allah’ın zatının dışında ölüm, istek, arzu gibi şeylerden sırr ile sakınmaktır. Bu tür takvaya Allah Teâlâ şu ayette işaret etmiştir: “Allah’tan hakkıyla, gerektiği gibi korkunuz.”


Âmm (genel) takva ise Allah’ın kerih gördüğü her şeyden zahirde sakınmaktır. Yüce Allah, “Kim Allah’tan korkarsa, Allah onun günahlarını örter.” buyurmuştur. “Kim Allah’tan korkarsa, Allah ona işinde bir kolaylık sağlar” ve “Kim Allah’tan korkarsa Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder.” Ayetlerinde olduğu gibi ihsan takvaya bağlanmıştır.






Son ayetin manası hakkında şöyle denilmiştir: “Kim kulluğu yerine getirme konusunda Allah’tan korkarsa, Allah ona küçük ve büyük günahlardan korunacak bir çıkış yolu ihsan eder ve hiç ummadığı anda cezalarını bağışlayarak onu rızıklandırır.”


Bir başka yorum şöyledir: “kim bir hüccetle Allah’a yalvarır ve tevbe anında Allah’tan korkarsa, Allah ona hesabın şiddetinde korunacak bir çıkış yolu hazırlar. Onu hiç ummadığı şekilde dünya-ahiret selametiyle mükâfatlandırır.” 


Ayetin başka bir manası ise şöyledir: “Allah böyle kimseyi kendisinden başka bütün şeylerle meşguliyetten alıkoyacak bir çıkış yolu ihsan eder. Ve onu hiç ummadığı güzel bir hayatla mükâfatlandırır.”


Ayrıca ayetin: “Haram ve şüpheli şeyleri terk etmek suretiyle kim Allah’tan korkarsa, Allah onu şehevi arzularına dalmaktan kurtaracak bir çıkış yolu ihsan eder ve hiç ummadığı bir şekilde taatın lezzetini tattırır.


Kim, hak sözün yanında yer alır ve kınayanın kınamasından korkamadan sadece Allah’tan korkarsa, Allah ona insanların hile ve tuzaklarından korunacak bir çıkış yolu ihsan eder. Hiç ummadığı yerden onu zafere ulaştırır.


Kim Allah dışındaki şeylere bağlanmayı terk ederek Allah’tan korkarsa, Allah’ta ona başkasına kul olmaktan kurtaracak bir çıkış yolu verir. Ve hiç ummadığı şekilde onu ihlas ve sıdk ile rızıklandırır.


Allah Resulü (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Kıyamet koptuğu zaman Allah Teâlâ: Ey insanlar! Ben nesebi kabul ettim sizde kabul ettiniz. Ben sizin müttakilerinizi en faziletliniz olarak kabul ettim. Siz ise en faziletliniz olarak, en zenginlerinizi kabul etmiştiniz. Bugün ben, benim nesebimi yüceltip sizin nesebinizi bırakacağım. Nerede o Allah’tan ittika edenler. Bugün size ne bir hüzün ne de bir korku var.” der.