Fütüvvet Nedir

e-Posta Yazdır PDF

Fütüvvet Nedir?


Er kişi başkasına husumette bulunmayıp Allah için kendi nefsine karşı husumet besleyendir. Fütüvvet sahibi, iman eden kimselere karşı övünüp böbürlenmeyendir. Dost ise öyle müşfik bir yardır ki, ona güvenip müsterih olursun.


Görüşmek için kendine öyle arkadaşlar seç ki, onların kalbi yakut ve cevherden daha saf olsun. Öyle ki emanet ettiğin sırrını, mahşere dek saklasın. Kusuru sen işlediğin halde, tövbe ediyormuşçasına kendisi mazeret beyan etsin. Sen onun gözünden uzaklaşıp kaybolursan, sabırsız bir iştiyakla yerinden ayrılıp seni aramaya başlasın.


Allah için kardeşlik insana bazı görevler yükler. Kardeşlikten dolayı bir hak meydana gelir. Öyle ki kişinin, yanındayken de uzaktayken de kardeşinin hakkını muhafaza edip menfaati için çalışması lazımdır.


Sizler de benim kardeşlerim, görüştüğüm arkadaşlarımsınız. Size, Huda’ya taati ve Mevla’yı murakabeyi tavsiye ederim. Öyle ki sizin için nezid-i ilahide rezil olmayalım. Dost, sana ayıplarını gösteren ve seni günahlarından sakındırandır. Kardeşin de sana hak yolu gösterendir. Allah ile ile sohbeti sahih olan kişi, Kitabullah’ı büyük bir edeple okur, Kuran’ın emirlerine ittiba eder ve onun ahlakıyla ahlaklanır. Resulullah (s.a.v) ile sohbeti sahih olan da, onun edep ve ahlakıyla ahlaklanır, getirdiği şeriat ve sünnetine tabi olur. Sohbeti Allah’ın velileri ile olan kişi ise, Allah dostlarının siret ve yollarına koyulup onların edebiyle edeplenir. Bu yolların her hangi birinden ayrılıp da kendi heva ve heveslerine uyanlar, insanları helake sevk edenlerin yoluna tabi olmuştur. Mutlu son müttakikler için hazırlanmıştır. 


Evliyaullah hazeratı, Allah’ın lütfuyla öyle bir hale ulaşırlar ki, onların yaptıkları sadece Allah için olur. Almaları vermeleri, oturup kalkmaları, fakr ve gınaları, bir şeye bağlanmaları ve terk etmeleri hep Allah’la olur.


Her hususta hudutları tayin eden şeriattır. İnsan her ne konuşursa konuşsun, onu yazan iki melek her an yanında mevcuttur.


Bana Şeyh Mansur’a verilmeyen iki haslet verildi. O aşık, ben ise maşukum. Aşık yorgun, maşuk nazlıdır. Bana hikmet verildiği halde, ona verilmedi. Ben öyle bir makama ulaştım ki, eğer kalbime itaat etmezsem, Allah’a isyan etmiş olurum. Çünkü kalbime doğam şey, Allah’ın emirlerine muvafakat etmiştir. Bu ise ubudiyet mertebesine ulaşmaktan ileri gelir. Bu durumu “Kullarımın üzerinde senin bir nüfuzun olmaz.” (Hicr 15/42) ayeti güzel bir şekilde ifade etmektedir. 


Allah’ın düşmanı, ilahi korumaya mazhar olan Hkk’ın kullarına nasıl taallut edebilir ki? Ezelde kendisine şekaveti sebkat eden kişinin vay haline. Allah dostlarının ise, ezelde saadeti sebkat etmiştir. Onlar, temiz sırlara sahip olanlardır. Kahredici galibiyet,  bunların tarafındadır. Onlar nefislerini her nefeste muhasebe edenlerdir. 


Hz. Peygamber (s.a.v) çok merhemetli ve bağışlayıcıdır. Biz sıdk ile ona ittiba edip getirdiği ilahi emirlere itaat ettik. Böyle olmayanlar tehlikeye çok yakındır.