Nefsi Tanımak

e-Posta Yazdır PDF

Hz. Pîr Seyyid

Ahmed er-Rufai (k.s) den


Nefsi Tanımak


Kardeşlerim;

Hukuk-u ilahiyyeyi nefsinde icra eder ve kendinden geçip Hakk ile beraber olursan, işte o zaman kendini bilmiş olursun. Çünkü “Nefsini bilen Allah’ı tanımış olur.” buyurulur.


Eğer halkın hakkını bilip hakkıyla yerine getirirsen, yani büyüklere hürmet, küçüklere merhamet, kötülük edenlere iyilik, iyilik edenlere güzel muamelede bulunur, halkın hikmet ehli olanlarının nasihatlerini kabul eder ve kötü sözlerinden uzak durursan, çaresizlere yardım edip iktidar sahiplerine ilişmezsen, yani halk senden emin olup cümlesinin emniyyetini kazanırsan, nefsinde hüsn-i siyasete muvaffak olursun. Ayrıca Cenab-ı Mevla senden razı olduğu halde kardeşlerinle güzel geçinirsin. Bu durumda hem akıl ve hikmet sahiplerinden sayılır, hem de eza ve cefadan kurtulmuş olursun.


Eğer nefisini bilmeyerek cehalete kalır ve halka gerektiği değeri vermeyip onları kusurlu kabul edersen, bu durumda hem kendine yazık etmiş, hem de gazab-ı ilahiye uğramış olursun. Böyle olunca ahmaklardan sayılıp, kınananlardan olursun. Ey kardeşim! Sen, kıvılcımı üstüne sıçratıp kendini yakmaktan, heva ve heves deryasına dalıp boğulmaktan şiddetle sakın.


Seni yoktan var eden Cenab-ı Zülcelal hazretlerinden sakın. Nefsinin kurtuluşu için, O’na yardımcı ol. İnsanların yanılmalarına karşı insaflı davran ki, hüsrandan azade, hesaptan emin olasın ve sevdiklerinden uzak kalmayasın.


Kapılar açılır ve hayırlı kişiler zümresine kavuşulur.


Nefis, insandaki manadır. Tevazu gösterirse yücelir, şayet kibirlenirse, aksine kıymeti azalır.


Bu alçak nefis, niçin seni böyle zebun ediyor. Boş hayaller üzerine binalar tesis ettiriyor. Nefsin kibir ve gururu, şehvet ipiyle bağlanmıştır. İki zıddın bir arada toplanması mümkün değildir. Nefis öyle bir şeydir ki, batıl fikirlerle feleklerin uç noktalarında cevelan eder. Dengenin tam olması için de, zillet denizinin diplerine kadar dalıp tenezzül eder. Hak edilmeyen irtifa, ne kötüdür. Herhangi bir hikmete dayanmayan ve mücerret kötü ahlaktan ileri gelen bir tenezzül, ne fena bir şeydir. Bunu bırakıp irfan kanatlarıyla yüce işlere doğru uçmalı ve dinin edebiyle edeplenip ilmi yakinin gayesine doğru yol alınmalıdır. Hakiki izzet makamına böylece ulaşılır. Nefsin istek ve arzularına muhalefette bulunulmalıdır. Şehevi isteklere meyletmeyip hep onun zıddına gidilmelidir. Büyük bir kuvvetle gecelerin karanlığından istifade edilmeye çalışılmalıdır. 


Geceleri uykusuz geçirmeye alışılmalıdır. Çünkü uyku hüsrandır.

Günahlara yaklaşmamalıdır. Çünkü sonu ateştir.

Allah’a ibadet için geceleri kaim olmalısın ki; Kuran’ın samimi dostları onlardır.

O samimi dostlar, gecenin karanlığı çöktüğünde birer ruhban kesilirler.

Gaflet sahibi kimseler, geceleri uyku ile geçirirler.

O samimi dostlar topluluğu ise, gecelerini gafletle geçirmezler.

Cahil kimseler, oyun ve eğlence ile meşgul olurlar.

Halbuki Allah dostları hep uyanıktır.

Onları meşgul etmez ne aile,

Ne dost, ne kavim, ne de kabile

Er kişilerden bahsedilecekse eğer,

Gerçek er onlardır.


İşte onlar gerçekten takva sahipleridir. Bu gün ise, onlara denk kişiler kalmamıştır. Onlar, dünya lezzetlerinin hepsini terk ederek alışılagelen adetleri bırakıp sıdk ve ihlasla Mevla’ya ibadet ederlerdi. Onlar “Ameller ancak niyetlere göredir.”  hadisi şerifinin hakikatine vakıf, çoğu feda edip azla yetinen insanlardır. Yedikleri yemek ölmeyecek kadar, giydikleri libas avret mahalini örtecek miktardadır. Şairin dediği gibi:


Çamaşırlarını yıkadıklarında görürsün ki; 

Evlerini giyinip, kapılarını düğme gibi iliklemişlerdir.


Yani onlar elbiselerini yıkadıklarında giyecek başka bir şeyleri olmadığı için, evin içine kapanarak yıkadıkları elbiselerinin kurumalarını beklerlerdi.


Onlar, Mevla’dan hoşnut ve sadece O’nunla iktifa ederleri. Cenab-ı Allah da onlara bu yüzden vuslat nimetini ihsan etti. Onları zerratı ekvanda tasarruf hakkı verecek gizli sırları gösterdi. Ey kardeşim, doğru yol bir tanedir. Sen, böyle kimselerin seyr-u sülukuna tabi olmalısın. Ta ki kendilerinden sayılasın. Mevla bunlardan, bunlar da Cenab-ı Allah’tan razı olmuştur. Allah müttakilerin dostudur.