Pir Seyyid Ahmed Er-Rufai Hz. Buyuruyor ki;

e-Posta Yazdır PDF

Bir insan, “Biz rüzgarı bir aşılayıcı olarak gönderdik. Gökten suyu indirdik ve onunla sizi suladık. Onun iradesi sizin elinizde değildir.”1 ayetini terennüm ettikten sonra, nasıl olur da tabiat olaylarını tabiatın yarattığını kabul ederek, cahil vaizlerin ağzından akıcı bir üslüpla çıkan bu yanlış fikri alıp müdafaa eder ve aklına geldiği gibi kasılarak konuşur. Böylece  dini eksik göstererek tabiat olaylarını, tabiatın yarattığına hükmedebilir?

Ey Allah’ın kendisini iman üzere yarattığı, kalbini hidayet ve islam nuruyla nurlandırdığı mü’min, “cehaletini gidermek için, dinden çıkanların safsatalarına kulak vermekten şiddetle sakın.” Çünkü onların süslü sözlerini hikmet zanneder ve dininin hikmetini küçük görürsün. Halbuki Allah, o dinin şerefini senin için yüceltmiştir. Dinin getirdiği bu hikmetler, en son noktaya ulaşmış ve diğer bütün hikmetler, onun ulaştığı seviyeden düşük kalmıştır.

Allah seni, beni ve bütün müslümanları bu duruma düşmekten muhafaza buyursun. Yoksa bu öldürücü zehir, eskilerin cevher, araz ve bileşik maddelere işaret eden sözlerinden derlediği bi takım asılsız laflarla, sana dininden vazgeçmeyi telkin eder. Ortaya yeni bir şey konulduğunu zanneden nefsin de, ona meylediverir. Yazık senin gibilere “Eğer bilmiyorsanız bilenlere sorunuz.”2
1. el-Hicr, 15/22.   2. eh-Nahl, 16/43.