Hz Pir Seyyid Ahmed Er- Rufai Buyuruyor ki;

e-Posta Yazdır PDF

İyi ve güzel ahlak, Hz Peygamber’e (s.a.v) izafe edildikçe, diller de onu ta’zim ettikçe yücelir. İşte bu şahıs öyle bir efendidir ki, onun Kadr-ü kıymetini Allah Teala bildirmiştir. Allah Teala, köleye ve hür insana, siyah ve beyaza, arap ve aceme hatta cinlere göndermiş olduğu “risalet yükünü” Hz. Peygamber’e yüklemiştir. Bu yükü o, sert ve katı bir toplum içinde, üstelik hiçbir yardımcısı olmadan ve tek başına yüklenmiştir. Çünkü Cenab-ı Allah, ezeli imiyle onun bu görevi yüklenebileceğini biliyordu. Hz. Peygamber, öncelikle kalplerdeki taşkınlıkları ortadan kaldırıp iman ve emniyeti telkin etti. Sonra hakikat yoluna ulaştıracak prensipleri ortaya koydu ve bunların kalplerde iyice yerleşmesini sağladı. İşte bütün bunları, Allah’ın Kur’an-ı Kerim’inde beyan ettiği şekilde yerine getirdi.


Kur’an’ın her kelime, harf ve noktasının tertibinde bir mucize vardır. Cahiller, Kur’an’ı okuduğunda: “Allah bu kitapta Yusuf’un (a.s) kıssasını anlatıyor” derler. Arifler okuduğunda ise, Allah’ın ondaki yüce ayetlerini görür ve onun harflerinin dizilişinde akılcı müfessirlerin anlayamıyacağı bazı sırları keşfederler. Fakat bu sırra vakıf olan arifler de, susmayı tercih ederler. Bunların hepsi mazur kimselerdir. Çünkü akılcı müfessirler, kelimenin ihtiva ettiği kapalı manaları açıp bu kelime hakkında söylenenleri naklederler. Arif kişiler ise, kelimenin esrarına vakıf oldukları halde bunu gizlerler. Böylece Kur’an’ın ihtiva ettiği çeşitli manalardan, isteyenler için ebedi sanatlar, erbabı için nazari bilgi ve istidlali temeller, ayrıca ferasetle tılsımlanmış muhtevalar, hikmet ve siyasetle ilgili metodlar ortaya çıkmıştır.”