Hz Pir Seyyid Ahmed Er- Rufai Buyuruyor ki;

e-Posta Yazdır PDF

Bize hikmeti öğreten ve güzel öğütler veren, bizi tezkiye eden, La ilahe illellah diyinceye dek insanlarla savaşmamızı emreden odur. İnsanlar eğer bu kelimeyi (La ilahe illellah) derse mallarını ve nefislerini teminat altına alırlar. Bu kelime tevhidin minberi, hakk ve hakikatın dönüp dolaştığı yer ve şeriatın kandilidir. Bu kelime, haset ve kini kaldırmış, Allah’a dönüşü emretmiş, kulluk ile ilahlığın arasındaki farkı belirtip, Allah’ın buyruklarına bağlanmayı ve Rasulullah’ın sünnetine uymayı emretmiştir. Benim bu sözümü şu ayet-i kerime te’yid etmektedir. “Rasulullah size neyi emrediyorsa onu alınız. Sizi neden sakındırıyorsa ondan da kaçınız.”1


Sahabe, tabi’in, evliyay-ı arifin, ulema-i amilin, onun izini takip etmişler ve bize yolları açıp bu güvenilir kelimenin hikmetini sağlamlaştırmışlardır. Onların anlayış bakımından en güçlüleri ve en isabetli hüküm verenleri, sağlam senetlere dayalı rivayetlerle şeriatın hükümlerini alan, Allah’ın ahlakıyla ahlaklanan ve “Şayet Allah’ı seviyorsanız bana tabi olunuz ki Allah da sizi sevsin”2 ayetinin mucibince Rasulüne tabi olan arif-i billahdır. Onların amirleri zalim, memurları da isyankar ve inatcı değildiler. Haktan ayrılmazlar. Toplumun en şereflileri olsalar bile, nefislerinde bir üstünlük görmezler. “İşte onlar Allah’ın askerleridir. Dikkat edin! Allah’ın askerleri felaha ulaşanların ta kendileridir.”3

Kaynaklar

1 el-Haşr, 59/7. 2 Al’i İmran, 3/3. 3 el-Mücadele, 58/22