Editör Haziran 2010

e-Posta Yazdır PDF

 

            Sözün bittiği yer… Kelimelerin çaresiz kaldığı… Haydut, korsan, eşkıya, terörist ne derseniz deyin artık… Rahat olamıyoruz bu insanî yardıma bile tahammül edemeyen yaratıkların yaptıklarına…

 

            Yola çıkarlarken İHH’nın değerli başkanı mücahit kardeşimiz Bülent Yıldırımı dinledim. Şöyle diyordu: “İsrail göze alamaz, yapamaz, edemez.” İçimden “öyle olmasını istiyorsun ondan öyle söylüyorsun” dedim. Evet, göze alamazdı ama insan olanlar göze alamazdı. Karşıdaki İsrail mahlûklarını en iyi tanıyanlardan biri şüphesiz Bülent Yıldırım’dı. Bunlar insanlıktan anlamaz demeyeceğim çünkü temeli kandan, terörden beslenen bir devletin ne insanîliği olur ne de başka değerleri…

 

            Hiçbir zaman anlamadılar. Körpecik gencin kolunu kayayla kırıp hunharca parçalarken de anlamamışlardı, çöp vidanjörünün arkasına babasıyla saklanıp bu acımasız teröristlerden kurtulmak isteyen küçücük Muhammed’in feryatlarıyla birlikte ona kurşun sıktıkları zamanda anlamamışlardı. Sabra ve Şatilla gibi mülteci kamplarında savunmasız insanlara soykırım uygularken de anlamamışlardı. Her türlü bombayı Gazze’ye yağdırırken de anlamamışlardı.

 

            Anlamazlar anlayamazlar zaten.  Haydutlar sadece güçten anlar. Kanla beslenenler, korkularıyla ve korkaklıklarıyla ayakta kalmaya çalışanlar sadece güçten anlar.

 

            Unutulur mu? Hayır, asla unutulmaz. Bu eşkıyalık tarihte benzeri görülmemiş bir haydutluk örneğidir. Savaşta bile sivillere dokunulması suçken insani yardım götürenlere sıkılan kurşun unutulur mu?

 

            Bu haydutlar ve onların Türkiye’deki yerli haydutları bilmezler ki Gazze’de bir çocuk boynunu bükse bizim yüreğimizde fırtınalar kopar. Gazze’de bir anne üzülse bizim evlerimize feryat dolar. Kudüs’de bir anne ağlasa biz kendimizi kaybederiz. Bilmezler, bilemezler ki Gazze bizim kalbimizdir, Kudüs bizim yüreğimizdir. Kudüs bizimdir. Bu ikrarımızı bizden sonra gelen neslimize de inşallah öğretmekten geri kalmayacağız ki: Biz Kudüs’üz, Kudüs biz.  Var olup yaşayacaksak ya Kudüs’le yaşayacağız ya öleceğiz.

 

            Özgürlük yolcuları bunu haykırdı dünyaya… Onlar haykırırken küçücük çocuklarımız bile Filistin sevdasını, Filistin davasını tanıdı, anladı. Binlerce konferans verilse, binlerce yayınlar yapılsa bu dava bu kadar anlatılamaz ve gündem olamazdı. Onun için bu yolculukta emeği geçen herkesten Rabbimiz razı olsun. Bu uğurda can verme şerefine eren tüm şehitlerimizi Rabbimiz en yüksek makamlara erdirsin.

 

            Dergimizin hediye edeceğini duyurduğumuz kitabımız bu ay elinize ulaşmış olacaktır. 2010 yılı abone bedelini ödeyen tüm okurlarımız hediyelerini bu ay almış olacaklar. Elimizde olmayan nedenlerden dolayı hediyeyi vermeyi geciktirdik. Bu sebeple siz değerli abonelerimizden haklarınızı helal etmenizi diliyoruz. Allah’a emanet olunuz.