Editör Ekim 2016

e-Posta Yazdır PDF

“Seni ilgilendirmeyen şeyle meşgul olma. Gaflet yolundan nefsini geri tut ve büyüklük taslayacağın yerlerden uzak kal! Katiyyen hased etme! Çünkü hased hataların kaynağıdır. Yalan, büyüklenmek ve hased kulun Rab kapısından atılma sebebidir.


 Sen zannediyorsun ki bu tarikat, baba mirasıdır. Ced’den atadan kalır ve Bekr Amr namına yazılarak şecereye kaydolur, böylece hırkanın yakasına yafta olarak geçer veya taca takılır. Yoksa sen sufiliği bir kalın hırka, bir külah, bir değnek, bir tesbih, bir sarık ve sadece kıyafetten ibaret mi sanıyorsun! Allah’a and olsun böyle değildir. Çünkü Allah bunlara nazar etmez! O kalbe nazar eder, O’nun nazargahı kalbdir. Esrarını ilka için Hak Teâla gönle nazar buyurur. Tekarrubu İlahinin makarrı da orasıdır. Sen bütün bunlardan gafilsin. Çünkü sen tac ile, hırka ile, tespih ile, asa ile, kilimle uğraşıyorsun! Kalbin onlarla meşgul ve perdeli! Marifet nurundan Hali olan akıl nedir? Akıl cevherinden mahrum olan kuru kafa nedir? Bu ne iştir ki, sufilerin salih amellerini yapmadan kisvelerine bürünerek sufi olmaya çalışıyorsun! 


Ben size; Esbaba sarılmayın, ticaret ve san’attan vazgeçin demiyorum. Fakat her zaman gaflet ve haramdan uzak durun derim. Yine ben size çoluk çocuğunuzu ihmal edin, ve güzel elbiseler giymeyin demiyorum. Fakat çoluk ve çocuğunuzla olan meşguliyetiniz size Allah’ı unutturmasın. Allah’ın fakir kullarına karşı elbiseniz ile böbürlenmekten de sakının. Elbiselerin güzelliklerini açığa vurarak fakirlerin gönlünü incitmeyin derim. Ben sizin kendinizi beğenip böbürlenerek gaflete düşmenizden korkarım. 


Dünyaya rağbet etmemek(Zühd) Allah’ın razı olduğu hallerin ve Yüce makamların başlangıcıdır. Allah’a tevekkül eden ve rıza makamına ulaşanların ilk adımıdır. İlk mertebe olan zühd konusunda temeli sağlam atmayanlar, bundan sonraki manevi ilerlemelerinde başarılı olamazlar.

Hurma ağacına bakınız. Başı dik olduğu için Allah ona meyvelerinin yükünü nasıl taşıtıyor. Kabak, kavun, karpuz gibi bitkiler ise yüzünü ve dallarını yere koyduğu için Allah onların meyvelerini yere taşıtıyor.


Sadaka, bedeni ibadetlerden ve nafile namazlardan daha üstündür. 


 Bizim yolumuz üç şey üzerine kurulmuştur. İSTEMEYİZ, REDDETMEYİZ, BİRİKTİRMEYİZ.


Zenginlere ve dünyaya düşkün olanlara karşı küçülme, Onlara ayağa kalkma. Kapılarına seni davet etseler bile yanaşma. Çünkü dünya düşkünleri, eğer onlara cömert davranırsan seni hafife alırlar, yine onlara icabet edersen senden hoşlanmazlar. Öyleki bütün durumlarda seni ayıplarlar. Onlar senin kendilerini sevdiğini görmezler aksine, onların dünyasına ve onların gücüne ihtiyacın olduğunu sanırlar. O nedenle onlarla konuşmanda ve hizmetlerinde kendini şerefli tut. Nitekim Resulullah Efendimiz S.A.V. onlara yaklaşmayı ve onlara alçak gönüllü olmayı yasaklamıştır. Bu konuda şöyle buyurmuştur. “Allah zengine, zenginliğinden dolayı ikram edeni, fakiri fakirliğinden dolayı hafife alanı lanetlemiştir. Kim bunu yapar, O göklerde Allah’ın ve Peygamberin düşmanı olarak adlandırılır. Onun hiçbir duası kabul edilmez, hiçbir ihtiyacı karşılanmaz.. Yine zengin birine zenginliği sebebiyle alçak gönüllülük gösteren kimseyi, Allah Cehennemde ateşe yüzüstü atar. Eğer zengine hizmet edersen o, kibrini ve zulmünü arttırır. Sen de Allah’ın gözünden düşersin. Eğer fakire hizmet edersen ve onun kalbini iyileştirirsen, dileğini yerine getirirsen, Yüce Allah katında yükselirsin.”


Seyyid Ahmed er Rufai hazretleri böyle buyuruyor. Allah cümlemize basiret, ihlas ve hidayet nasip etsin.