Editör Ağustos 2016

e-Posta Yazdır PDF

Yeryüzündeki bütün müminlerin parolasıdır selam. Gönüller onunla feth edilir, kilitler onunla açılır. Allah’ın selamı deriz ve alırız. Hoşlanmadığımız birileri bile selam verse baştacı ederiz ve yere düşürmeyiz. Çünkü selam bizim imanımızın sosyal hayata yansıyan penceresinin başlangıcıdır.


Selam bir Müslümanın diğer Müslüman kardeşi için hayır temennisinde bulunmasıdır. Selamlaşmak karşıdaki kişi ile ilgi kurmak ve o kişi için emniyet ve güven vermektir. 


Dinimizde selam verme kısaca “Esselamü Aleyküm” veya “Selamün Aleyküm” şeklindedir. Kendisine selam verilen kişi de “ve aleykümüsselam” şeklinde karşılık verir. Bunun anlamı “Allah’ın emniyet ve güveni sizinle olsun” demektir. Müminlerin birbirleriyle karşılaştıklarında selamlaşmaları dinimize göre sünnettir. Verilen bir selamı almak ise Müslüman için yerine getirilmesi gereken bir haktır. 


Selam vermek insânî ilişkileri güçlendirir toplumdaki kaynaşma ve dayanışmayı artırır. Müminler arasındaki muhabbeti sağlamlaştırır. Bu hususta sevgili Peygamberimiz “Size aranızda sevgiyi artıracak bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız ve verilen selamı alınız. Ey insanlar selamı yaygınlaştırınız.” buyurmaktadır. Selam yeryüzündeki Müslümanların birbirini tanıyıp kaynaşmasına da vesiledir. Çünkü selam sosyal barışın insanlar arasında sevgi ve muhabbetin gelişmesini sağlayan önemli bir sebeptir. 


Yüce Allah’ın ve Meleklerinin Cennete giren müminlere ilk hitabı selam olacaktır. Kur’an bunu şöyle ifade eder. “Rablerine karşı gelmekten sakınanlar da grup grup Cennete sevk edilirler. Cennete vardıklarında oranın kapıları açılır ve Cennet bekçileri onlara şöyle der: Size selam olsun! Tertemiz oldunuz. Haydi, ebedi kalmak üzere buraya girin.”


Ebû Hüreyre (ra)’den rivayete göre, Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu: “Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki; İman etmeden Cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmeden de iman etmiş olmazsınız. Size yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir işi göstereyim mi? Selamı aranızda yaygınlaştırınız.” (Müslim, İman: 17; Ebû Dâvûd, Edeb: 27)


İmrân b. Husayn (ra)’den rivayete göre, bir adam Rasûlullah (sav)’e geldi ve “Esselamü Aleyküm” (Allah’ın selamı üzerine olsun) , dedi. Peygamber (sav) de “On” buyurdu. Bir başka adam daha geldi “Esselamü aleyküm ve rahmetüllahi.” (Allah’ın selam ve rahmeti üzerinize olsun) dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) “Yirmi” dedi. Bir başka adam daha geldi ve “Esselamü aleyküm ve rahmetullahi ve berekatüh” (Allah’ın selamı rahmeti ve bereketi üzerinize olsun) dedi. Rasûlullah (s.a.v) de “Otuz” buyurdu. Yani değişik şekillerde selam verenler, değişik miktarlarda sevap kazandılar. (Dârimî, İstizan, 27)


Ebû Umâme (ra)’den rivayete göre, şöyle demiştir: “Ey Allah’ın Rasûlü! ‘Denildi iki adam karşılaşıyorlar bunlardan hangisi önce selam verecektir?’ Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu: “O iki adamdan Allah’a en yakın olanı.” (Ebû Dâvûd, Edeb: 122)


İlgisizlikten, habersizlikten çıkıp selam toplumu ve selam diyarını oluşturmanın yolu selamdan geçmektedir. Gönül köprüleri kurmanın yolu selamı yaymakla mümkündür. Selamı yayalım  ve selam’a erelim inşallah.