Editör Nisan 2016

e-Posta Yazdır PDF

Allah Elçisinin (as) ihsan ve güzelliğe verdiği önem, en hüzünlü anlarında ve en dikkatlerden uzak yerlerde bile kaybolmamıştır. Sevgili oğlu İbrahim henüz on altı aylık bir bebekken vefat edince hüzne boğulan Efendimiz aleyhisselam, oğlunun mezarı kazılırken kabrin kenarında gördüğü bir taştan ve çıkıntıdan rahatsız olmuş ve bizzat elleriyle orayı düzelttikten sonra, “Şüphesiz ki o ölüye zarar da vermez, fayda da.. Fakat (böyle düzgün olması) dirinin gözüne ferahlık verir.” buyurmuştur. Yine oracıkta mezarcıya hitaben: “Sizden biriniz bir iş yaptığında onu sağlam ve güzel yapsın. Çünkü bu musibete uğrayanın nefsini teselli eder.” demiştir. Allah’ın Elçisi (as), hangi iş olursa olsun, Müslümanın işini sağlam, düzgün ve güzelce yapmasını Allah’ın sevdiği bir davranış olarak bildirmiştir. Güzelliğin ve mutluluğun resmi çizilebilseydi şüphesiz o İslâm olurdu.


İslâm, her alanda manevî güzelliği yüceltirken dini gayelere hizmet eden ve günah olmayan maddi güzellikleri de teşvik etmiştir. Kur’ân-ı Kerim’de, namaz için Allah’ın huzuruna her varışımızda güzel elbiselerimizi giymemiz tavsiye edilir. Efendimiz (as): “Allah, nimetinin eserini kulunun üzerinde görmeyi sever.” buyurmuştur. Buna göre, Müslümanın harama düşmeden güzel giyinmesi teşvik edilmiştir. Hadislerde, Müslümanın en azından yedi günde bir başını ve vücudunu yıkaması Allah’ın ve bedenin üzerimizdeki hakkı olarak emredilir. Yine Efendimiz (as), “Sizden birinizin saçı varsa ona ikramda bulunsun.” buyurur. 


Hz. Şeddad bin Evs (ra)’den nakledildiğine göre Sevgili Peygamberimiz (sas) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz ki Allah her şeyde güzelliği yazmış; farz kılmıştır. O halde öldürdüğünüz zaman öldürmeyi güzel yapın. Hayvan kurban ettiğiniz zaman da kurban etmeyi güzel yapın. Bu durumda sizden biriniz bıçağını iyice keskinleştirsin ve kurbanını rahatlatsın.” 


Bu din, her alanda iyilik ve güzellik arayışının adını “ihsan” koymuştur. Kur’ân-ı Kerim’de, uyulacak her bir hayrın ve uzak durulması gereken her bir şerrin dile getirildiği en kapsamlı âyet olarak bildirilen Nahl sûresi 90. âyette Yüce Allah şöyle buyurur: “Şüphesiz ki Allah adaleti, ihsanı, yakınlara vermeyi emreder. Çirkin utanmazlıklardan (fahşadan), kötülüklerden (münkerden) ve zorbalıklardan (bağydan) sakındırır. Size öğüt vermektedir. Umulur ki, öğüt alıp düşünürsünüz.”


İslâm’ın ahlak nizamı iyilik ve güzelliklerin yansıdığı aynadır. Aslında güzel ahlakı hayata hâkim kılmak, İslâm çağrısının özünde olan en önemli gayelerdendir. Sevgili Peygamberimiz (as): “Şüphesiz ki Ben ahlakî güzellikleri tamamlamak için gönderildim.” buyurmuştur. Sevgili Peygamberimiz (as), “İman yönünden müminlerin en olgunu, ahlakı en güzel olanları ve ailelerine en güzel davrananlarıdır.” buyururken de “Mümin, güzel ahlakı sayesinde (gündüzleri devamlı) oruç tutan, (geceleri de sürekli) namaz kılanların derecesine ulaşır.” ve “Kıyamet gününde müminin (sevap ve günahlarının tartıldığı) mizanında (sevap olarak) güzel ahlaktan daha ağır basan bir şey yoktur.” buyururken de ümmetini hep güzel ahlak idealiyle yetiştirmek istemiştir.


Sevgili Peygamberimizin (as) “Güzelin en güzeli, güzel ahlaktır.” buyurur. Yine O (as), “..Allah güzeldir, güzelliği sever..”  buyurarak Müslümanın, her işinde yöneleceği yönü belirler.