Editör Aralık 2015

e-Posta Yazdır PDF

İlk emri ‘Oku’ olan bir dinin sahipleriyiz. Bir adı da ‘Alîm’ olan bilgi ve hikmet kaynağı Yüce Rabbimiz Kur’ân’ın pek çok ayetinde ilmin önemine dikkat çeker ve ilim sahibi olmaya bizleri yönlendirir. Bu ayetlerden bir kaçı şöyledir: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (39/9) “Allah’tan layıkıyla âlimler korkar” (35/28) “Bunları en iyi âlimler düşünüp anlar” (29/43) “Doğrusu bunda âlimler için ibretler/ayetler vardır.” (30/22)


“Beşikten mezara kadar ilim örenin”, “İlim kadın erkek herkese görevdir”, “Hikmet müminin yitiğidir, onu nerede bulursa alır”, “Ya öğreten ol, ya öğrenen ol, ya dinleyen ol, ya da bunları seven ol. Beşincisi olma, mahvolursun”, “İlim yoluna girenlere, Allah cennet yollarını kolaylaştırır”, “İlim adamları, peygamberlerin varisleridir”, “İlim öğrenirken eceliyle ölen kimse şehittir” diyerek ilim örenmeye teşvik eden bir peygamberimiz var.


Onun peygamberliğinin ilk yıllarından itibaren yanında vahiy kâtipleri bulundurduğu, Bedir savaşında ele geçen müşrik esirlerden her birini on müslümana okuma yazma öğretme karşılığında serbest bırakması, ilahî hakikatleri tüm insanlığa ulaştırmak için dünyanın dört bir yanına davet mektupları göndermesi hepimizin bildiği hususlardır.


Bu yönlendirmeler ışığında her müslümanın ilim talebi içerisinde bulunması bir Müslümanlık görevidir. Müslüman, sürekli doğruları öğrenme, bilgilerini yenileme, geliştirme, yanlış bilgilerini düzeltme gayreti içerisinde olmalıdır. Zira öğrenilen her yeni ve doğru bilgi, insanın değerini artıracak ve onu kemale taşıyacaktır. Bu yüzden büyük mezhep imamı Ahmed b. Hanbel “Mezara girinceye kadar elimde kalem kağıt eksik olmayacak” (Maal mihbera ile’l-Makbera) demiş ve diğer İslam önderleri gibi bu ilim aşkını fiilen göstermiştir. Mezhep imamız, büyük imamla ilgili kaynaklarımızda yer alan “İmam Azam, vefatından birkaç gün önce bu görüşünden vazgeçti” şeklinde düşülen kayıtlar da büyük imamların ömürlerinin son anlarına kadar ilimle uğraştığını ve ilmini başkalarıyla paylaştığı net bir şekilde ortaya koymaktadır.


İlim yolu, biraz meşakkatli ve zorlu bir yoldur. Zaten değerli olanlar, zor kazanılanlar değil midir? Hz. Ali, “şu altı şey olmadan sen ilme ulaşamazsın: Zekâ, hırs, sabır, maişet, hoca ve zaman” diyerek bu zorlu ve yorucu ama o ölçüde kutlu ve mübarek yola işaret eder. 


Bu alanda yetkili ve etkili kişilere düşen bu yolu olabildiğince kolaylaştırmaktır. İlim yolunda olanlara sahip çıkmak, onlara sevgi ve saygı gösterip onların ihtiyaçlarını karşılamak son derece önemli toplumsal bir görevdir. 


Geleneğimizde ilim yolcularına ayrı bir değer verilir, ilme adanan insanların hep elinden tutulur, onlara yardım edilir ve onlara her bakımdan destek olunurdu. 


Her şeyin bir karşılık beklenerek yapıldığı günümüzde Yüce Allah’ın rızasını kazanmak için çalışıp çırpınan gönül erlerine ne kadar da muhtacız bugün!